Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,70 / Satış: 5,72
€ EURO → Alış: 6,32 / Satış: 6,34

DOYUMSUZLUK VE ÇOCUKLARIMIZ -3-

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 14.01.2011
  • 352 kez okundu

 DOYUMSUZLUK VE ÇOCUKLARIMIZ -3-

 
Bazı anne babalar çocuklarının kendilerine karşı saygısız davranış ve hitaplarına göz yumar. “O daha çocuk” diyerek evlatlarının yaptıklarını görmezden gelir, hafife alırlar. Fakat unutulmamalıdır ki, saygı duyulmayan bir anne babanın hiçbir söz, davranış ve tavsiyesi dikkate alınmaz. O nedenle eğitimde aşırı duygusallık göstermek, çocuğunu kırmamak için ikaz etmekten kaçınmak, ona yapılmış bir iyilik değil, bilakis en büyük kötülüktür.

Araştırmalar gösteriyor ki, otorite sahibi olmayan ebeveynlerin çocukları “Hayır”ı cevap olarak kabul edemiyor. Satın alınacak eşyadan, yapılacak işe, hatta uygunsuz bir davranışa kadar her konuda özgür olmayı ve onaylanmayı bekliyorlar. Oysa Psikologlara göre, “Çocuklar anne-babalarından, gerçek birer anne-baba olmalarını ister. Ebeveynlerinden, sınırları belirlemede kararlı olmalarını ve kendilerine güvenecekleri sınırları sağlamalarını beklerler.”  Çocuğun disiplin sorunu, ebeveynin ya fazla katı, ya tutarsız, ya da lüzumsuzca tavizkar davranmasından kaynaklanır. Bu anlamda, dozunda gösterilecek disiplin kimi zaman çocuğun canını sıkabilir. Ama onu dışarıdaki hayatın şartlarına daha gerçekçi hazırlamak için de gereklidir.

Diğer bir problem de “Hayır” dedikten sonra çocuğumuz ısrar ediyor ve mızmızlanıyor diye, cevabın “Evet”e çevrilmesidir. Böylece bir kez aralanan kapı, çocuk tarafından hep zorlanacaktır. Halbuki evlatlar, anne babalarının “Hayır” cevabını ne kadar huysuzlansalar da değiştiremeyeceklerini bilirlerse kabullenmeyi de öğrenirler.

Çocuklar lüzumundan fazla pohpohlandığında, egoları onları olumsuz etkilemeye başlar. Fanus içindeki korunaklı yaşamlarından uzaklaşıp gerçek hayata karıştıklarında, topluma uyum sağlamaları oldukça güçleşir. Beklentilerini ve görmeye alıştıkları ilgiyi bulamamak onları depresif bir hale getirir. Çünkü kendilerine prens ya da prenses muamelesi yapan anne-babalarının aksine, hayat içerisinde türlü zorluklarla ve pek çok insanla uğraşmaları gerektiğini görürler. Bununla başa çıkmaları ve aşırı ilgiden yoksun yaşamaları güç olduğundan, toplum içerisinde dengesiz ve sağlıksız bir tablo çizerler.

Çocuklara, istedikleri her şeye hemen ulaşamayacakları, çalışmaları, bedel ödemeleri, beklemeleri ve sabretmeleri gerektiği, onların anlayacağı tarzda anlatılmalıdır. Onun sahip olduğu nimetlerden yoksun yaşayanlar gösterilerek, şükretmenin önemine dikkat çekilmelidir. Hatta uzmanlar, çocukların zaman zaman belli yoksunluklar içerisinde bırakılmaları da tavsiye etmektedirler.

Bir dediğini iki etmediği, büyük imkanlar içinde büyüttüğü kızını, köy şartlarında yaşayan görümcesinin yanına gönderen Dr. Nimet Hanım, “Aslında bütün tatminsiz çocukları yoksunluk içindeki köylere biraz göndermek lazım” diyor ve ekliyor: “Onlara çok büyük nimetlere sahip olduklarını anlatmak yetmiyor. Belki de elindekilerin kıymetini anlayabilmeleri için sıkıntı içindeki insanları bizzat görmeleri ve o sıkıntıları bir süre yaşamaları gerekiyor.”

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ