Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,83 / Satış: 5,85
€ EURO → Alış: 6,49 / Satış: 6,52

Hür basının cibilliyet sorunu..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 01.11.2010
  • 347 kez okundu

Cumhuriyet bayramı kutlamalarının hızla devam ettiği, Köşkte verilecek Cumhuriyet resepsiyonuna Anamuhalefet liderinin askerlerin kuyruğuna takılıp boykot edip etmeyeceğinin tartışıldığı günlerde Hürriyet gazetesi yazarı Fatih Çekirge, tüm edepsizliğini sergilediği bir yazı yazıp Köşkteki resepsiyona ev sahibesi olarak katılacak olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa hanımefendinin kişiliğine dil uzatmış ve ona “eğreti gelin” benzetmesi ile hakarette bulunmuştu. Aradan 24 saat geçmedi, gelen tepkiler ve uyarılara direnemeyen Çekirge, köşesinden özür dilemek zorunda kaldı.

 

Tabi bu arada özellikle internet medyasında Çekirge’nin de eş, ana, kardeş ne kadar akraba ve taallükatı varsa “eğreti gelin”likten nasiplerini aldılar. Beklide hiç hak etmedikleri, hazmı mümkün olmayan hakaretlere, aşağılamalara maruz kaldılar ve Çekirge istese de istemese de bunlara katlanmak zorunda. İffet sahibi insanlara hakaretin kapısını açarsan, bu kapıyı sadece sen değil; başkalarının da kullanacağını hesaba katmak zorundasın. Hayrünnisa Hanımefendiyi aşağılayacağım derken, kendi yakınlarının aşağılanmasına, mizacındaki rezil anlayışın onlara fatura edilmesine yol açtı.. yazık etti.

 

Fatih Çekirgenin özür dilediği gün aynı gazetenin Başyazarı Oktay Ekşi, bir başka rezil skandala imza attı; Ekşi, ‘Az bile demişiz’ başlıklı yazısını, HES’leri eleştirirken, Başbakan Erdoğan, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve Çevre Bakanı Veysel Eroğlu’nun adlarını anarak şu cümle ile bitirdi: “Şimdi, anasını bile satan işte o zihniyetin marifetlerini görüyorsunuz.” Ekşi’nin bugüne kadar görülmemiş bu hakareti gazetenin son baskılarından çıkarıldı. Ekşi, Fatih Çekirge’den bir gün sonra kaleme aldığı bu yazıda sadece Başbakan Erdoğan, Enerji Bakanı Yıldız ve Çevre Bakanı Eroğlu’na değil, ‘analarını’ kelimesini çoğul kullanarak, Başbakan Erdoğan’dan milletvekillerine kadar tüm AK Parti hükümetine hakaret ediyor.

 

O gün(28 Ekim) Hürriyet gazetesini okuyanlar yada internet sitesinden yazıya bakanlar, bu akıllara durgunluk veren hakareti göremedi, çünkü bu ifade sadece gazetenin Anadolu baskısında yer aldı. Gazete yönetimi yaşanan Çekirge skandalının bir benzerine ertesi gün Ekşi’nin neden olmaması için, Ekşi’ye bir nevi sansür uygulayarak o kelimeleri çıkardı ve yerine başka bir tanımlama koydu.

Yapılan bu hakareti daha da ağırlaştıran en önemli ayrıntı ise, bu hakareti yapan kişinin, vatandaş ve kurumların bu tür yazı ve haberleri yapanları şikayet edecekleri yer olan Basın Konseyi’nin başkanı olması.

 

Hürriyet’in bile vahametini anlayıp son baskılarından çıkarttığı hakaret, Cumhuriyet resepsiyonunda Başbakan Erdoğan’a sorulunca, Erdoğan; “Gazetecilik buysa böyle gazetecilerle mücadele etmem, savaşırım. Bunların cibilliyeti bu.”

 

Ekşi, cibilliyetinin ifşasına fazla dayanamadı, tıpkı Çekirge gibi ustaca bir manevra ile “OKUYUCUDAN tepki gelmese belki unutup gidecektik. Ama ‘Bu düpedüz hakaret anlamına geliyor’ türü uyarılar üzerine dönüp bakınca, itiraf edelim, ‘Lafın hem ayarını kaçırmışız, hem de seviyesini çok düşürmüşüz’ diye çok rahatsız olduk. Önce kimi rencide etmişsek tüm içtenliğimizle özür diliyoruz” diyerek seviyesizliğini, içten gelen bir pişmanlıktan değil, okuyucudan gelen tepki üzerine özür dilemek zorunda kaldığını anlatıp, “’hatadan dönmenin fazileti”nden de nasiplenmek istiyor.

 

Ekşi’nin özür yazısını “Gerçekten ifade hem ‘maksadımı’ aşmıştı, hem de bu sütunu izleyenlerin yadırgayacağı kadar ağır kaçmıştı. Nitekim okuyucu hiçbir faturayı ödetmeden bırakmaz: Protestolar yağınca, başa döndük ve “vurucu ifade” şehvetine kapılıp birilerini -özellikle siyasi iktidarı- rencide ettiğimizi gördük. Konuyu bir de gazetede kendi aramızda tarttık. Sonunda ‘hatayı kabul etmenin de bir görev ve bir borç olduğu’ gerçeğini dikkate alıp ‘üzdüklerimizden özür dilediğimizi’ tüm içtenliğimizle duyurmaya karar verdik” sözlerinde içtenlik ve inandırıcılık değil, protestolar ve Başbakan Erdoğan’ın yukarıya aldığım değerlendirmesinin devamında söylediği, “Gazetecilik buysa böyle gazetecilerle mücadele etmem, savaşırım. Bunların cibilliyeti bu. Sonra ‘Başbakan neden bu kadar sinirleniyor’ diye söyleniyorlar. Eskiden de Başbakanlar, bakanlarla ilgili yazarlarmış. Onlar cevap vermezmiş. Yine öyle zannediyorlar ama öyle değil” sözleri yerini bulmuş olmalı diye düşünüyorum.

 

Gelelim işin özüne; şimdi merak ettiğim şu: Gazetecilikle, yazarlıkla, muhaliflikle ve hatta insanlıkla bağdaşmayan bu rezil saldırı karşısında acaba Bakanlar Kurulundan ve Ak Parti Milletvekillerinden kaçı, özellikle bölgemizin Milletvekillerinden hangileri Oktay Ekşi ve Hürriyet gazetesinden hukuk önünde hesap soracak? Kapalı kapılar ardında Oktay Ekşinin, kendisine sunulan dünyalıklar karşılığında anasını satıp satmadığı, kimlere sattığı, kaça sattığı üzerinde fal bakıp zihin eksersizleriyle nifaka çanak tutmadan önce, ben Milletvekillerinin alacağı kararları merak ediyorum.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ