Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,66 / Satış: 5,69
€ EURO → Alış: 6,28 / Satış: 6,31

FITRAT

Muhsin Özdemir
Muhsin Özdemir
  • 12.12.2014
  • 1.167 kez okundu

Fıtrat kelime manası itibarıyla bir şeyi yarıp ortaya çıkarmak, yaratmak, özüne inmek gibi anlamlara gelir.

                Istılah manası ise birbirine yakın olarak farklı şekillerde oluşmuştur. Bunlardan en makul olanı şu tariftir. Fıtrat; Yaratıcının yarattıklarında uyguladığı değişmez yaratılış kurallarının bütünüdür. Bu tarifi biraz daha anlaşılır kılarak şöyle diyebiliriz. Fıtrat; Yaratıcının yaratılanın varlığına uyguladığı yaratılış programıdır.

                İnsan fıtratı deyince, insanın yaratılışında var olan özelliklerinin, henüz hiçbir dış etki ile karşılaşıp etkilenmeden evvelki orijinal hali akla gelir.

                Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurur: “O halde yüzünü, Allah’ı bir tanıyarak dine, Allah’ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah’ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”(Rum Suresi. 30)

                Buradan anlamaktayız ki, Yüce Allah insanın doğasını temiz yaratmıştır. Ona iyilikleri sevimli, kötülükleri çirkin olarak görme yeteneğini doğuştan vermiştir.

                Hiçbir dini inanca sahip olmayan ve hiçbir bilgi birikimi olmayan birine bile, cinayetin gaspın, hırsızlığın iyi bir şey olup olmadığı sorulsa, “İyi bir şey değildir”. Diye cevap verecektir. Bu tür davranışlardan rahatsızlık duyduğunu ifade etmekten çekinmeyecektir. Ancak Sonradan doğasına aykırı şekilde yönlendirilerek şartlandırılmış olması hali müstesnadır. Bu durumda, o kişi şartlandırıldığı veya belletildiği gibi cevap verecektir.

                Hz. Peygamberimizin meşhur bir hadis-i şerifi bu konuyu çok güzel açıklamaktadır. Sebeb-i vurudunu da söyleyerek bu hadis-i şeriften bahsedelim.

                Hz. Peygamberimiz Mekke”nin fethinden dönerken, yolda pusu kurmuş olan Hevazin kabilesinin saldırısı ile karşılaşır. Askeri düzenini bozmuş olarak ilerleyen Peygamber ordusu bozguna uğrarsa da sonradan toparlanır ve müşriklerin peşine düşer. Bu takip sırasında bazı Müslüman savaşçıların rastladıkları müşrik çocukları öldürdükleri görülür. Bu olaydan Hz. Peygamberimiz haberdar olunca onlara şöyle der:

                “Ben size, sizinle savaşmayan sivilleri, çocukları kadınları ihtiyarları öldürmeyin. Ekili dikili alanlara zarar vermeyin dememiş miydim?”

                Onlar;

                “Ya resulallah! Onlar müşriklerin çocuklarıdır. Belki şimdi değilse bile, büyüdüklerinde babaları gibi olmayacaklar mı?”

                Resulullah;

                “Siz de önceden müşriklerin çocukları değil miydiniz? Allah size hidayet etti de İslam oldunuz. Allah’ın onlara da hidayet etmesi mümkün değil midir?“

                Bilmiş olasınız ki; “Her doğan çocuk fıtrat üzerine doğar. Sonra ana-babası onu Hıristiyanlaştırır, Yahudileştirir veya Mecusileştirir.”

                İşte fıtrat kelimesinin ne demek olduğunu bu Hadis çok güzel anlatıyor. Bazıları Hadiste geçen fıtrat kelimesinin sonuna bir “İslam” lafzı koyarak “fıtratul-islam” diyor. Hadisin orijinal şeklinde “İslam” lafzı yoktur. Gerek de yoktur. Bir tane fıtrat vardır. Alternatif fıtratlar yoktur. Eğitim, iş hayatı, toplum hayatının verdiği dış etkilerle şekil verilmiş olan davranış biçimlerine fıtrat denmez.

                Yine hadisin sonunda Hz. Peygamberimiz Yahudileştirmekten, Hıristiyanlaştırmaktan ve Mecusi yapmaktan bahsetti de İslamlaştırmaktan bahsetmedi. Bu da Zaten insanın yaratılış programı anlamına gelen fıtratın, İslam inanç ve ahlakının üzerine bina edildiği temeli anlamına gelmekte olduğunu ortaya koymaktadır.

                İnsanoğlunun doğası temizdir. Ancak etkisinde kaldığı ailesi, eğitimi veya içinde yaşadığı çevresi onu kirletebilir. İslam inanç ve ahlakı fıtratın tezahürüdür.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ