Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,77 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,45 / Satış: 6,47

İsrail’in tek umudu Kılıçdaroğlu!

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 20.06.2010
  • 372 kez okundu

Gazze’ye yardım götüren ve 32 milletten barış gönüllülerinin bulunduğu Mavi Marmara gemisinde katliam yapan İsrail, Yahudi lobisi ve uluslararası medya aracılığıyla AK Parti Hükümeti ve Başbakan Erdoğan’a karşı büyük bir kampanya başlattı. Erdoğan’ı Batı kamuoyunda “Batı karşıtı” olarak yansıtmaya çalışan İsrail lobisi, öte yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan da övgüyle bahsediyor.

 

Erdoğan için Amerikan ve İngiliz medyasındaki İsrail yanlısı yazarlar ile Yahudi lobisine ait think tanklar yoğun bir karalama kampanyası düzenliyor. Bu kampanyaların bir ayağında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan övgüyle bahsedilirken diğer ayağında da sürekli “Erdoğan olduğu sürece İsrail’e rahat yüzü yok” yorumu yapılıyor. Türkiye’deki ulusalcı-laik kesimlerin yakından tanıdığı Barry Rubin, İsrail’le ilişkilerin normale dönmesini Erdoğan’ın gidişine ve Kılıçdaroğlu’nun gelişine endeksliyor. Ulusalcı-laik egemenlere “Atatürk mirasını Erdoğan’a bırakmayın” telkininde bulunan Rubin, “Atatürkçü ve Sosyal Demokrat Parti” lideri diye tanımladığı Kılıçdaroğlu’nun “Erdoğan neredeyse İsrail’e savaş ilan etti. Bizim partimiz dikkatli ve orta bir yol takip ediyor” dediğini kaydederek, Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’a Tevrat’la da cevap verdiğini de önemli bir not olarak kayıtlara geçiriyor.

 

Bu bir tesadüf mü, değil; aynı ortak düşünce İngiliz The Guardian gazetesinde yazan Yahudi kökenli, Barry Rubin gibi GLORIA isimli think tank kuruluşunda görevli olan Tel Aviv üniversitesinden Joshua Teitelbaum’dan da geldi. O da The Guardian gazetesindeki yazısında, “Türkiye İsrail’e karşı cihat çağrısı yapıyor” dedikten sonra Erdoğan’ı yerden yere vuruyor ve  “Türkiye için hala umut var” diyerek Kılıçdaroğlu’nun yapması gerekeni dikte ettiriyor: “Eski tarz Kemalizm’in yenilenmesi gerekiyor ve bunu da sadece Kemal Kılıçdaroğlu yapabilir. Kemalizm’in otoriter yönlerini atıp, Soner Çağaptay’ın dediği gibi Kemalizm 2.0’ı getirebilir.”

 

Google’a girin ve Barry Rubin, Joshua Teitelbaum, Soner Çağaptay gibi uluslararası medyada isimleri bilinen yazarlarla, Türkiye’deki Ulusalcı-Laik yazarların İsrail-Filistin-Otadoğu bağlamında Erdoğan ve AB/ABD ilişkilerini sorgulayın, ortaya çıkan tablonun birbirini tamamlayan puzzle’ın parçaları olduğunu ibretle ve hayretle göreceksiniz.

 

Makale ve yorumların ortak paydası, Türkiye’nin İsrail’le olan askeri, ekonomik ve turizm ilişkilerini bir kenara atarak İslam dünyası liderliğine oynadığı, eksen değiştirerek İran’la birlikte ABD’nin gücüne alternatif oluşturmaya çalıştığı, oysa İsrail’in Türk ordusuyla çok mükemmel ilişkileri olduğunu ancak Erdoğan’ın Ergenekon ile birlikte bu ilişkileri sekteye uğrattığı temel argümanlarının işlendiği görülüyor. İsrail’in tüm aşırılıklarını, estirdiği devlet terörü ve Gazze ablukasını ikinci plana itip Mavi Marmara baskınını haklı gösteren bazı yerli taşeron yazarların dile getirdiği “İsrail, PKK’ya insani yardım götürse Türkiye ne yapardı” ifadeleri, İsrail’in gönlünde yer eden eski günlere dönüş sinyali ve umudunun yeşermesi için içimizden birilerine yol açma çabaları paralelinde aynı cümlelerin, örneğin Teitelbaum tarafından da yukarıda değindiğim yazısında “Eğer İsrail insani yardım organizasyonları terörist PKK’ya yardım götürmeye karar verseydi, Ankara nasıl tepki gösterirdi? Türkler gerçekten Gazze’de bir İran limanı mı istiyor” biçiminde yer almasını “tesadüf”le izah etmek mümkün değil.. bu olsa olsa, rüştünü ispat etmiş; uluslararası arenada kendini kabul ettirmiş bir güçlü lobiciliğin, üzerimize oynamakta olduğu oyununu pervasızca ilan edilmesidir diye düşünüyorum.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ