Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

UHUD’DAN ÇANAKKALE’YE

Muhsin Özdemir
Muhsin Özdemir
  • 21.03.2014
  • 406 kez okundu

Bilindiği
üzere Uhud Harbi. Bedir’de mağlup olan müşriklerin, Medine’deki Müslümanları
yok etmek için hazırladıkları ordu ile Medine’nin 6 km. yakınına kadar gelerek,
Hz. Peygamberimize ve Müslümanlara karşı verdikleri çetin savaşın adıdır.

            Uhud harbi öncesinde Hz.
Peygamberimiz bir okçu birliğini bir tepeye yerleştirmiş ve onlara şöyle emir
vermişti: “Müşrik askerlerinin tamamen
yenildiğini görseniz bile, hatta müşrik askerlerinin ölülerinin etlerini
kargaların didiklediklerini görmüş olsanız bile asla yerinizi terk etmeyiniz.”

            Ancak bu okçu birliği savaşın
ilerleyen saatlerinde Müslümanların üstün geldiklerini görerek, zafer kazanıldı
kanaatine vararak ve de ganimet sevdasına kapılarak bulundukları yeri terk
ettiler.

            O zamanlarda henüz Müslüman olmamış
olan, Halid bin Velid isimli yaman savaşçı, komuta ettiği süvari birliği ile
okçuların terk ettiği tepenin arkasından dolanarak Müslüman ordusunun arkasına
geçerek saldırdı ve bu saldırı ile Müslüman ordusunda bir bozgun havası meydana
geldi.

            İşte bu panik havası içinde Hz.
Peygamberimizin amcası Hz. Hamza ile beraber 70 sahabe şehit oldu. Hz.
Peygamberimizin mübarek yüzü ve dişi yaralandı. Birçok sahabe de ağır şekilde
yaralandı.

            Kendini toparlayan Müslüman ordusu
müşrikleri yeniden geri çekilmeye mecbur etti. Ancak Uhut harbi maddi manevi
alanda inananlar arasında bir Zafer olamadı. Bu muharebeden sonra Medine’de pek
çok dul ve yetim kaldı.

            Uhud’u bu şekilde çok kısa olarak
özetledikten sonra, şimdi Uhud’un sonraki asırlara mesajına gelelim.

            Hz. Peygamber Uhud’un komutanı idi,
kesin bir emir vermişti. Bu emri alanlar emre uyacakları yerde komutanın emrini
tartışmaya açmışlar ve yorum yaparak emre itaat yerine kendi yorumlarına göre
hareket etmişler ve kazanılmak üzere olan bir harbin panik ve çok ciddi
kayıplara yol açmasına sebep olmuşlardı.

            İslam tarihine uhud’un mesajı şu
olmuştur. ”Harp esnasında komutanın
emrine mutlak itaat gereklidir. Komutanın emri tartışılmak ve yorumlanmak için
değil, aynen yerine getirilmek içindir.”

            On dört asırlık Müslümanlık tarihinde bu prensipten
taviz verilmediği için pek çok şanlı zaferlere imza atılmış, Müslüman milletin
istikbali sağlanmıştır.

            Müslüman Türk Tarihinde de bunun en
güzel örneklerini görüyoruz. Bunlardan belki en sonuncusunu da, Çanakkale
Muharebelerinde ve Kurtuluş Savaşımızın çeşitli cephelerinde görmekteyiz.

            “Ben size ölmeyi emrediyorum” diyen
kudretli komutanın emrine kayıtsız şartsız itaatde işte bu sözünü ettiğimiz
Uhud Mesajı var. 

            Atacak mermisi kalmadığı için geri
çekilerek kaçmaya çalışan birliğe, “Niçin
kaçıyorsunuz?”
diye sorulur, Onlar da “mermimiz
bitti yapacak bir şey yok.”
Demeleri üzerine “ Süngü tak! Geriye dön!”  emri verilir. Bu emre itaatte tereddüt etmeyen
Mehmetçiğin ruhunda işte bu Uhut Mesajı vardı.

            “Ordular
ilk hedefiniz Ak Denizdir. İleri!”

diye haykıran komutanın emrine tam olarak itaatte işte bu Uhud Mesajı var.

            Daha pek çok örneği sayılabilecek
olan bu durumlar, tarihimizde zaferlerin kazanılmasının en önemli
faktörlerinden birisi olmuştur.

            Çanakkale zaferinin 99. Yıldönümünde
bulunduğumuz bu günlerde aziz şehitlerimizi en derin saygı ve hürmetlerimizle
anıyor ve yüce Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun diyoruz.

            Şurasını da unutmayalım ki; Balkan
mağlubiyetinden sonra, bir ümitsizlik ve karamsarlık havası hâkim olmaya başlamıştı.
İşte, Çanakkale muharebelerinde elde edilen muzafferiyetler sinelere su
serpmiş, bu kahraman millet kendi hamiyetperverliğini ve vatanseverliğini bir
kez daha göstermiştir. Tarihin kaydettiği en çetin savunmalardan birisi olan
Çanakkale savaşları Türk ordusunun ve milletinin var oluş mücadelesi olarak
tarihe geçmiş, milletimizin gönlünde kendine güvenini tazelemiş ve daha sonraki
milli mücadele için de azim ve cesaret kaynağı olmuştur.

            Milli şairimizin şu ölmez sözlerini
tekrar ederek bitirelim.

            “Ey
Şehid oğlu Şehid! İsteme benden makber.

              Sana Ağuşunu açmış duruyor Peygamber!” 

                                                                                                          Muhsin ÖZDEMİR

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ