Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,75 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,36 / Satış: 6,39

İYİLİKTE YARDIMLAŞMAK

Muhsin Özdemir
Muhsin Özdemir
  • 23.01.2015
  • 1.181 kez okundu

Biz insanların ihtiyaçları, fiziki ihtiyaçlarımız ile başlar, güvenlik ve saygınlık görme ihtiyaçları ile devam eder. Her insan önce fiziki ihtiyaçlarını karşılamak ister. Dini tabirle bunun asgarisine,  “havaic-i asliye” denir. Daha sonra güvenli bir yaşama ortamı ve itibar görmek gibi ihtiyaçları gelir.        İşte bütün bu ihtiyaçlar konusunda dinimizin koyduğu bir ilke vardır. O da “iyilikte yardımlaşmak, kötülükte ise yardımlaşmamaktır”.

Halk meşru ihtiyaçlarını ilgililere ve yöneticilerine arz edebilmelidir. Bunda bir sıkıntı olmamalıdır. Veya birbirlerinin ihtiyacını birisi gerekli mercilere bildirmelidir. Bu halkın yapabilmesi gereken en tabi vatandaşlık hakkıdır.

Hz. Peygamberimiz şöyle buyurdu. “Bir İhtiyacını bana ulaştırmaya gücü yetmeyenin ihtiyacını bana ulaştırınız. İhtiyacını ulaştırmaya gücü yetmeyenin ihtiyacını yetki sahibine ulaştırıverenin ayakları, yarın kıyamet gününde bütün ayakların kayacağı günde kaymaz.”

 Yine Hz. Peygamber buyuruyor. “Kim bir din kardeşine bir işinde aracılık eder, o da bundan dolayı O’na bir hediye verir, O da hediyeyi kabul ederse riba (haram olan faiz) kapılarından büyük bir kapıyı açmıştır.”

Kur’an da yasaklanan ve haram mal diye ifade edilen “SUHT” kelimesinin manasının, birsinin ihtiyacını görerek ondan hediye almak, anlamında olduğu söylenmiştir. “Suht“ kelimesi haksız kazanç, rüşvet gibi kazançlar için kullanılır. Bu kelime Kur’an-ı Kerimde halka zulmeden Yahudilerden bahsedilirken kullanılmaktadır.               “Ey peygamber! Kalpleri inanmamış olduğu halde ağızlarıyla “inandık” diyenlerden ve Yahudilerden inkârda yarışırcasına koşanlar seni üzmesin. Onlar daima yalana ve sana gelmeyenlere kulak verirler. Kelimeleri yerlerinden değiştirirler. “Eğer size şu verilirse hemen alınız, o verilmezse sakınınız” derler. Allah bir kimseyi fitneye düşürmek isterse, Allah’a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın, kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik, âhirette de büyük bir azap vardır. Onlar yalanı can kulağı ile dinlerler; haramı tıka basa yerler. Sana geldiklerinde, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adâletle hükmet! Allah, âdil davrananları sever.” (Maide Suresi.42,43)

Bütün bunlar zulümdür. Zulümde yardımlaşmak yoktur. Yardımlaşma iki türlüdür. Bir emir diğeri nehiydir.

1.İyilik ve takvada yardımlaşma: Hakların ifası, Hak sahiplerinin hakkını vermek gibi. Bunlar Allah’ın ve resulünün emirlerindendir. Kim zulme yardımcı olmak korkusu ile vehim ve veradan (aman yanlış yapmayım düşüncesi) dolayı bunlardan çekinirse, açık farzı terk etmiş olur.

Resulullah şöyle buyurur; “Kim bir Müslüman kardeşinin sıkıntısını giderirse, Allah da onun sıkıntılarından birini giderir.”

2. Günah ve düşmanlıkta yardımlaşma: Bunlar da Allah’ın haram kıldıklarındandır. Masum birinin malını almak, sopayı hak etmeyen birini dövmek gibi. Bu da Allah’ın yasakladığıdır.

Dinin prensipleri, güç yettiğince Allah’a karşı gelmekten sakınmak, Allahtan hakkıyla korkmaktır. Peygamberimiz de “Ben size bir şey emrettiğim zaman, onu gücünüzün yettiği kadar yapınız.” Buyurur. Maksat iyilikleri kazanmak ve mükemmele ulaşmaya çalışmak, Kötülüklere de son vererek azaltmaya çalışmaktır.

 İki maslahat birbiriyle karşı karşıya geldiği zaman en büyüğü alınır. Aynı şekilde iki kötülük de birbiri üstüne geldiği zaman en büyüğü defedilir. Günah ve düşmanlıkta yardımlaşmak, zalime zulmünde yardım etmek demektir.

İyiliklerde yardımlaşmak maddi olabildiği gibi manevi de olabilir. Bir zaruri ihtiyacın giderilmesi hangi tür bir yardımlaşmayı gerektiriyorsa o konuda yardımlaşmak esastır.

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ