Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,44

Nobel ödülü arayanlara!..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 16.02.2016
  • 432 kez okundu

“Erdemliler
Hareketi”
nin siyasete girdiği günden bugüne tüm ülke insanımızın
Türküyle Kürdüyle Lazıyla Çerkesiyle Boşnağıyla Roanıyla … vs kazanımlarını
birer cümle ile de olsa sıralamaya kalksak, bu sütunlara sığmaz.. dost düşman
herkes artık bu gerçeği teslim ediyor, içine sinmese de en küçük bir vicdan
kırığına sahip müzmin muhalifler bile bu konuyu derinlemesine irdelemekten uzak
durmaya özen gösteriyorlar. 

Bu
bağlamda belki de söylenmesi gereken ilk başlık, “Ögüven”; son başlık
“Diriliş destanında son nokta!” olmayı hak ediyor. Tüm maddi
kazanımlara; demokratik hak ve özgürlüklere, demokrasi algısına; eğitim,
sağlık, adalet reformlarına; yollara, köprülere, hızlı trenlere, tünellere,
barajlara, tüp geçitlere, santrallere, iletişim teknolojilerine, uydulara,
milli silah sanayiine, şehircilik/imar anlayışındaki çağ atlamışlıklara, refah
seviyesinin gözle görülür iyileşmelerine, TOKİ kazanımlarına daha say
sayabildiğin kadar.. ama hepsine bedel, insanımıza kazandırılan “Özgüven”i
farklı değerlendirmek gerektiği kanaatindeyim.

“Bu
günlere nasıl gelindi?”
sorgulamasını yaptığımızda, daha baştan “Özgüven”i
önceleyen bir paradigma ile yola çıkan kadronun lideri Recep Tayip Erdoğan’da
ete kemiğe bürünen bu “Özgüven”dir ki, yıllardır önüne çıkan ve
çıkarılan tüm engellerden/badirelerden hem özümsediği kutlu davasını hem de
milletini korumayı başardığı gerçeği ile yüzyüze geliriz.

Bilinmeyenleri
bir yana, deşifre olup toplumun hafızasına malolmuş onlarca darbeyi/komployu
bilmem sıralama gerek var mı? 

Ergenekon,
Balyoz ve türevlerini bir kenara koyun; 14 Temmuz 2011 Lice çatışmasından 2013
Nevruz’una, 7 Haziran seçimlerini takiben yeniden başlatılan ve halen devam
ettirilen “silahlı terör”e, Habur ve Oslo görüşmeleri bağlamında
kurulan kumpaslara; 7 Şubat 2012 MİT darbesi, hemen onu takiben Mayıs-Haziran
2013 Gezi kalkışması, bir türlü sonuç alınamayan hamlelerden son bir umutla ve
tüm güçleri ile sarılıp saldırıya geçtikleri, Erdoğan’ı hukuken devre dışı
bırakacak ve Türkiye’nin Suriye tutumunu ters-yüz edecek 17-25 Aralık 2013
operasyonu.. olmadı, Erdoğan’ı Uluslararası Ceza Mahkemesi yargıçlarının
karşısına çıkaracak MİT tırları operasyonu…

Aklını
kiraya vermemiş, zihinleri bulanmamış her millet ferdinin fark ettiği; tüm
takiyye metotları çökünce, kör bir inada adanmışlıkları gün yüzüne çıkan “Cemaatçi/Haşhaşi”
müritlerin paralel ve eşgüdüm denetimlerindeki medya köşelerinde, laf arasında
ya da satır aralarında kulaktan kulağa fısıldadığı son senaryoya göre yakında “darbe
olacakmış”,
direnmeye, safları sıkı tutmaya devam edin, davadan döneni
de hedef göstererek sosyal linçle susturun.. işte geldikleri son aşama bu.

Güler
misin, ağlar mısın? İnsan ahmak olur da ancak bu kadar olur, demekten kendimi
alamıyorum.

Artık
Türkiye’de militarist/askeri darbe dönemi kapandı baylar-bayanlar/ağabeyler
ablalar. Bugün artık milli ordumuz, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27
Nisan gibi içeriği, kapsamı, dayanağı, gerekçesi vs deşifre olmuş tüm açık ve
kapalı darbelerin, sonunda halkın demokrasi taleplerini engelleyemediğini; eğer
bir katkıları olacaksa, bunun ancak demokratik arayışlar karşısında nötr bir
tavır takınarak en uygun duruşun bu olacağının farkına varmış bulunuyor. Kışla
dışında askeri misyonun, ancak sivilleşerek topluma katkısının olabileceğini,
bunun dışında üniformalı misyonun sivillerin manipülasyonu ile farklı
kulvarlara girilmemesi/düşünülmemesi idrakindeki askerden kimse fala bakarak kendine
hayali gelecekler inşa etmesin, saf gönüllere de şüphecilik hastalığı
bulaştırmasın.

Söz
nereden nereye geldi.. Asıl konumuz başlıktaki Nobel Ödülü meselesi. Nobel
Ödülü verirler mi, vermezler mi, emin değilim ama şuna bütün kalbimle eminim;
Erdoğan’ı devirecek, millete kazandırdığı “Özgüven”i söndürecek
formülü bulanı, hiç şeksiz şüphesiz yerli ve yabancılardan oluşacak devasa bir
kitle Nobel Ödülü’ne aday gösterecektir. 

Ha
gayret!.. şimdi “çalıntı!” olmayan formülleri yarıştırma zamanı.
Bu arada merak edip “darbe mekaniğine ne oldu?” derseniz, onun cevabı
çok açık; darbe mekaniği arızalı, yani hizmet dışı.  

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ