Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,44

Selamün Aleyküm Kör Kadı!

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 16.02.2016
  • 575 kez okundu

Eskilerin
“Ocakbaşı” sohbetlerinde/muhabbetlerinde, yaşanılanları doğru
anlama ve algılama adına sıklıkla anlatılan, her uyarlandığı olayı -sayfalar
dolusu analizlerle varılabilecek sonuçlardan daha kestirme- anlamamızı sağlayan
meşhur hikayedir, belki bilirsiniz; hani şu meşhur “Selamün Aleyküm Kör
Kadı!”
hikayesi. Bilmeyenler için, en kısa versiyonunu buraya not
ediyorum;

Zamanın
birisinde Doğrucu Davutluğu ile ünlü bir adam varmış. Bildiğini ve gördüğünü hiçbir
söz sanatına başvurup sözü eğip bükmeden/kanırtmadan  dobra dobra söylemekten çekinmezmiş. Günün
birinde bu Doğrucu Davut’un yaşadığı beldenin mahkemesinde görülmekte olan bir davanın
taraflarınca gösterilen şahitlerin beyanını dinleyen Kadı(Hakim), şahitlerin
doğru söylemedikleri kanaati edinir; Dava taraflarının beyanları arasında adı
geçen, kendisinin de adını/sanını duyduğu 
Doğrucu Davut’un şahitlik için çağrılmasına ve dinlenilmesine karar
verir. İlgililer Doğrucu Davut’u bulup getirirler; O, mahkeme odasına girdiğinde,
Kadı(Hakim) Efendi’nin gözlerinden birisinin kör olduğunu farkedince “Selamün
aleyküm kör kadı”
diye selam verir. Bu münasebetsizliği onuruna
yediremeyen Kadı(Hakim) Efendi, Doğrucu Davut’u –kendisine hakaret ettiği
gerekçesiyle- hemen hapse attırır.  Hapishane sakinleri “sen ne suç işledin
de hapis cezası aldın?”
diye sorduklarında verdiği cevap, tarihe
malolmuş bir cevaptır; “Selamün aleyküm kör kadı dedim, o da beni hapse
attı. Halbuki ben doğruyu söylemiştim.”

Şimdi
bu şahane tespitin günümüz uyarlamasına geçmeden önce biraz gerilere gidelim; İnsanoğlunun
toplumsal kümeler oluşturduğu ilk tarih çağlarından bugüne, yönetenle
yönetilenler arasındaki ilişki ağını zehirleyen faktörlerin başında
dalkavukluk, menfaatperestlik, soytarılık gibi olgular hep varolagelmiştir. Buna
karşın bir de daha azınlıkta kalsalar da bunların o ustaca söz sanatlarına
bezenmiş atraksiyonlarını deşifre eden Doğrucu Davut’lar olagelmiştir.
Liderleri kendi soytarılarının, dalkavuklarının ve menfaatperestlerin
yörüngesine girmekten koruyan da, onlar hakkındaki gözünü kin ve nefret bürümüş
olanların saldırılarına siper olanlar da bu Doğrucu Davutlar olmuştur.

Bu tespitin
izdüşümünde bir diğer gerçek daha var, oda ağır konularda düşünce paylaşımının
en temel riski; sizin doğruyu ifade ederken kullandığınız dilin doğru
anlaşılamamasıdır. Romalı ünlü hatip Çiçeron’un rahle-i tedrisinden geçmemiş
olanların başına gelecek olan da, “uslup arızası”ndan kaynaklanan
ifadelerinin hapsedilme isteğini şehvetle dillendiren çevrelerin yoğun baskısıdır.
Bir başka ifade ile, “Bülbülün çektiği dili belasıdır” sözü boşa
söylenmiş değil.

“Neden?”
sorusunun cevabını aradığımızda; insanların kendileri ile aynı paralelde
düşünmeyen birilerine bedel/diyet ödetmek, intikam için itibarsızlaştırmak
istediklerine hiçbir vicdani kaygı duymaksızın saldırmasını gördükçe şirazeden
çıkmamak mümkün değil. Kendi gibi düşünmeyenleri suçlayıp o aykırı duruşun
hesabını sormayı ne kadar çok sever hale geldiğimizi anlamak/anlamlandırmak o
kadar zor ki… Pek çoğumuz, bizler gibi düşünmeyenleri kazanmaktan çok,
ötekileştirme/şeytanlaştırma peşinde koşuyoruz, sebep bu.

Böyle
bir ortam ve süreçte birilerinin çıkıp “Mahkemenin Kadı’ya mülk
olmadığını”;
kendimiz için istediğimizi başkaları için de istemedikçe,
içinde yer aldığımız topluluk ve zümrelerde yapılmış ve yapılagelen
yanlışlardan hepimizin müşterek sorumluluğu bulunduğunu; adam gibi adam
ağırlığında inanılırlığı, güvenilirliği ve ciddiyeti tescilli “Doğrucu
Davut”
kimliğinde “Selamün aleyküm kör kadı” diye
bağırması bugünümüz ve geleceğimiz için huzur ve güvenin emniyet sübapı
olacaktır. Eskiden parmakla gösterilen, ama bugün alçaklığı ve ihaneti meslek
edinmişlerin sürüye dönüştüğü bir zaman diliminde, “Doğrucu Davut”lar
susturulursa, “Şeytan taşlamaktan Tavaf’a vakit bulamıyoruz” kısır
döngüsü, hepimizin müşterek geleceğini karartacaktır.. bu da böyle biline…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ