PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN HİCRETİ, MUHARREM AYI VE ORUCU

İsanların yolunu aydınlatan, yaratan Rabbimizi tanıtıp ona götüren peygamberler silsilesinin son halkası bizim peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa s.a.v. dir. Bilindiği üzere Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’de doğmuş, büyümüş ve 40 yaşında da kendisine peygamberlik verilmiştir. Efendimiz Aleyhisselam belli bir süre bazı yakınlarını ve arkadaşlarını bu yeni dine davet etmiş, daha sonra Allah’ın emriyle açıktan davete başlamıştı. O, sallallahu aleyhi ve sellem şöyle diyordu; sizi yaratan Allah birdir. O’nun eşi ve benzeri, ortağı yoktur. Putlara tapmayı bırakın ve sadece bir olan Allah’a kulluk edin.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, doğruluğu, dürüstlüğü ve güvenilirliği sebebiyle Mekkeliler arasında Muhammed’ül Emin olarak anılıyor ve herkes onun yalan söylemeyen, dürüst bir kimse olduğu konusunda fikir birliği içerisinde bulunuyordu.

Peygamberimizi böyle tanımlamalarına rağmen, O’nun, bu yeni söylediklerinden hoşlanmamışlardı. Putları reddetmesini kabullenemiyorlardı. Söylemini terk etmesini istiyorlardı. Ancak, Peygamberimizin, Allah’ın kendisine yüklediği görevini yapmaya devam etmesi ve günden güne müslüman olup inananların sayılarının artması ile Peygamberimize ve müslümanlara karşı tepkiler zaman içinde artarak şiddete dönüşmüş ve özellikle bazı zayıf müslümanlar ağır işkencelere tabi tutulmaya başlamıştı. Mekke, Müslümanların adeta nefes almakta zorlandığı, İslam’ın tanıtımı ve yayılması ‘nın imkansız gibi görünmeye başladığı bir yer olmuştu.

İslam’ın insanlığa ulaştırılması için bir yol bulunmalıydı. Bu arada Medine’den Mekke’ye gelip giden bazı kimseler Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile görüşmüş, Peygamberimiz onlara İslam’ı tebliğ etmiş, onlar da kabul etmişti. Medinelilerle yapılan görüşmelerde Peygamberimiz ve Mekkeli Müslümanların Medine’ye gelmeleri oraya yerleşip İslamı oradan dünyaya tanıtıp yaymaları konusu da görüşülmüştü. Peygamber Efendimiz bu görüşmelerin ardından müslümanların Medine’ye gitmeleri konusunda işarette bulunmuş ve teşvik etmiştir. Bu şekilde Müslümanlar mallarını mülklerini, maddi bütün varlıklarını Mekke’de bırakarak birer, ikişer, gizlice Medine’ye gitmeye başlamışlardı. Müslümanların tamamı neredeyse Medine’ye gitmişlerdi. Zayıf ve imkansızlıkları sebebiyle gidemeyenlerle, Peygamberimiz ve Hz Ebubekir radıyallahu anh ve yakınları kalmıştı sadece.

Bir gün Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hz ebubekir’in evine gelerek artık kendilerinin de Medine’ye gitmelerinin vaktinin geldiğini bildirmiş, beraberce gizli bir şekilde Mekke’yi terk edip “Sevr” mağarasına giderek üç gün orada kaldıktan sonra Medine’nin yolunu tutmuşlardı.

 

Medine yakınlarındaki kuba köyüne geldiklerinde orada 14 gün kalmışlar ve bir mescit inşa etmişler ve Medine’ye doğru hareket etmişlerdir. Medineliler coşkulu bir şekilde Efendimiz sallallahü ve sellemi karşılamışlar ve her biri O’nu kendi evlerinde misafir etmek istediklerini söylemişlerdir. Ancak Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem devesinin gidip çöktüğü boş bir alana mescidin yapılmasına karar vermiş, sonra kalkıp gidip önünde çöktüğü Ebu Eyyüp el -ensarinin evinde yedi ay kadar misafir kalmıştır. Bu süre içerisinde Mescid-i Nebevi inşa edilmiş, Efendimiz s.a. v. için de mescidin bitişiğinde kalınacak birkaç oda inşa edilmişti.

Efendimiz Aleyhisselam Mekke’den gelen her bir Müslüman’ı Medine de bir müslümanla kardeş yaptı. Bu şekilde, her şeylerini Mekke’de bırakarak gelmiş olan Mekkeli muhacir Müslümanlar barınma ve kendi geçimlerini kazanacak duruma gelinceye kadar ihtiyaçlarını karşılama imkanı bulmuşlardır. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin Mekke’den Medine’ye hicreti İslam tarihi için Bir dönüm noktasıdır. İslam, Mekke’de ferdi planda yaşanırken, Medine’de toplumsal anlamda yaşanmaya ve devletleşmeye gidilmiştir.

Hicret, Hz Ömer zamanında takvim başlangıcı olarak alınmış ve hicri takvim uygulamasına başlanmıştır.

Özet olarak anlatmış olduğumuz hicret ve muhacirlerle ensarın fedakarlıkları konusu her bir müslümanın bilmesi öğrenmesi gereken bir konudur. Daha geniş bir şekilde kitaplardan, kaynaklardan okunarak öğrenilmelidir.

MUHARREM AYI VE ORUCU: Peygamberimiz sallallahu vesellem Medine’ye geldiklerinde Yahudilerin Muharrem ayının 10 günü oruç tuttuklarını görmüş ve bunun ne orucu olduğunu sormuştu. Yahudiler, “Hz Musa’nın bugün Firavunun şerrinden kurtulduğu gündür onun için oruç tutuyoruz demişlerdir.” Efendimiz Aleyhisselam bunun üzerine “Biz Musa’ya sizden daha yakınız” diyerek, Ashabına oruç tutmalarını, ancak Yahudilere benzememek adına Muharrem ayının 10 gününe ya bir gün öncesinden ya da sonundan bir gün ilave ederek tutmalarını emretmiş kendisi de bu orucu tutmuştur. Dolayısıyla Muharrem ayının 9 ya da onuncu günleri, ya da, 10. ile 11. günleri ya da üçünü birden tutmak Peygamberimizin bir sünneti olarak bize kalmıştır.

Bizler de Peygamber Efendimizin bu sünnetini yerine getirmek adına önümüzdeki pazartesi, salı ve çarşamba günlerini oruçla geçirip, gecelerini de mümkün mertebe ibadetle geçirebilirsek çok kazançlı ir iş yapmış oluruz. Rabbimiz Teâlâ kabul buyursun.amin

Halil İbrahim Sabırlı

İlçe Müftüsü

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN HİCRETİ, MUHARREM AYI VE ORUCU

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Açıksöz Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

escort - escort bodrum - adana escort - adana bayan escort - escort adanaescort - escort bodrum - adana escort - adana bayan escort - escort adana