Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,75 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,36 / Satış: 6,39

Rektör Gökçebay sonra bunları hatırlamalı..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 10.11.2010
  • 417 kez okundu

Dün, Prof. Dr. Bahri Gökçebay’ın rektör olarak başında bulunduğu Kastamonu Üniversitesi’nin muadilleri arasındaki acınası durumunu bize gösteren bilimsel bir ölçümleme ile ortaya çıkan sonucun iç karartıcı, moral çöküntü kaynağı olabilecek vahameti karşısında, belki de bu durumu gözlerden ve gündemden kaçırmak için, bulundukları tüm resmi açılışları ideolojik bir yaklaşımla siyaset platformuna dönüştürme istediğini yanlış bulduğumu ifade etmeye çalışmıştım.

 

Yine dün bu köşede, bir bilim adamı kimliğinden çok, ideolojik ve siyasi anlayışını öne çıkarması gereken zeminin yanlış olduğunu, bunların yerine bilim yuvasına kimlik ve kişilik kazandıracak atılımlar için, içinde bulundukları tüm imkan ve fırsatları bu yönde kullanmalarını, geçmişe takılıp kaldığı takdirde de, kendi geçmişinin ve müktesebatının irdelenip tartışma konusu olabileceğini “Rektör Gökçebay önce bunları hatırlamalı..” başlığı altında irdeledim.

 

Türk Üniversiteleri, dünya üniversiteleri arasında gönlümüzden geçen yerde değillerse de, kendi çapında hemen her gün küçük küçük bilimsel başarıları ile gündeme geliyorlar. Bunlar gurur verici, gururdan öte, geleceğe umut verici gelişmeler. Elbette bu gelişmelerin elde edilmesinde imkan ve kaynak bulma-kullanma şartları farklılık gösterebilir. Ancak bu farklılıklar, sizin aleyhinize ise, bunu lehe çevirmenin yolu Sayın Gökçebay’ın takip ettiği metot değildir. Bir bilim adamına yakışır vakur bir duruş sahibi olmakla, militarist bir ideolog savaşçı duruşun getirdikleri/getirecekleri yanında götürdükleri ve götüreceği kazanım ve kayıplar elbette farklı olacaktır.

 

Bu açıdan, 2010-2011 Akademik yılın başlangıcında Üniversitelerde düzenlenen törenlerden küçük bir örnekle neden Kastamonu Üniversitesi’nin geride kalmışlar listesine düştüğünü ve bu anlayış değişmediği sürece de konumunun değişmezliği kanaatinde olduğumu ortaya koymak isterim.

 

Sayın Rektörün yıl yıl açılış konuşmalarına girersem bu köşenin sınırları yetmez. Ancak, merak edenler, Kastamonu Üniversitesinin web arşivinden de internet ortamında bilgi arama motorlarından da bu konuşmaları ve tören akışında öne çıkarılan gündemi görebilirler. Kastamonu’da, ideolojik propaganda platformuna döndürülmüş açılışlara karşın, bir de Anadolu Üniversitesi’nin yeni öğretim yılının açılış töreninden küçük bir kesite bakalım;

 

Kastamonu Üniversitesi Akademik yıl açış konuşmalarında yakışıksız bulduğum olguya karşın, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin 2010- 2011 öğretim yılı açılış töreni Yunus Emre Kampusu’ndaki Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’inde konuklardan sonra Üniversiteyi temsilen İletişim Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Güçhan ’İletişim ve Televizyon’ konulu ilk dersi veriyor.

 

Bu ilk dersin ardından yüksek lisans ve doktora öğrencilerine diplomaları, öğretim üyelerine ise hizmet, bilim, teknoloji, teşvik ve sanat ödülleri verildikten sonra da Kütüphane ve Dokümantasyon Merkezi’nde Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen Kitaplığı açılıyor. Kitaplıkta Büyükerşen’in Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü döneminden bu yana biriktirdiği, yazarları tarafından özel imzalı olan bağışladığı 3 binin üzerindeki Türkçe ve yabancı kitap bulunduğu bildiriliyor.

İşte bu karşılaştırma bile, Rektör Gökçebay’ın Kastamonu Üniversitesi’nin gelecek vizyonuna neden hiçbir katkı sağlayamayacağı düşüncemi, bu gidişata niçin “umutsuz vak’a” gözüyle baktığımı kanıtlamaya yeter. İşin daha başka farklı cepheleri de var; ki, oralara girdiğimizde, karşımıza çıkan Gökçebay’ın bagajında Mescit kapatma, İmam Hatip Lisesi düşmanlığı, İslam karşıtlığı gibi kendi söz ve eylemleri ile sabit, çağın gerisinde kalmış akıl dışı uygulamaları yanında bazı acizlikleri de doğrusu tam bir kara mizah konusu. Örneğin paranoyaya varan saplantılı YÖK karşıtlığına, bugünlerde adını sıkça duyduğumuz Hürriyet Gazetesi’nin “sabık ve sakıt” Başyazarı Oktay Ekşi’nin bir yazısını referans gösterip YÖK’ün hazırladığı tasarıyla da, bu ülkenin kuruluş felsefesine ihanet ettiğini iddia etmesi hezeyanını nasıl izah eder, doğrusu tasavvur edemiyorum. Bir bilim adamının “akıl yürütme” referansına bakar mısınız?

 

Yine yerim bitti. Sayın Gökçebay ve aynı hezeyanı paylaşan profillerin, üniversitelerimizde “68 Kuşağı”nı çağrıştıran, onu yeniden canlandırma adına “çatışmacı kuşak” özlemini gidermeyi hedefleyen söylemlerini  bir başka yazıda ele almak üzere, şimdilik bu kadar.. esen kalın.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ