Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,84 / Satış: 5,86
€ EURO → Alış: 6,44 / Satış: 6,46

Tosya’nın Entellektüel Belleği; Dün, Bugün, Yarın..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 01.10.2010
  • 327 kez okundu

Geride bıraktığımız hafta, bu köşede 5 bölümden oluşan bir dizi yazı ile Belediye Başkanlığı’na odaklı, geçmiş kültürümüzün yaşatılması adına bir çağrıda bulunmuştum; geçmişimizin sahiplenilmesi ve yaşatılması adına umarım bu çağrımız karşılığını bulur.

 

O çağrımızın devamı ve tamamlayıcısı olmak üzere bugün de birkaç noktaya daha dikkat çekmek istiyorum.

 

Kent ve kent kültürünü yaşatacak olanlar; kent sanatçılarının, kent yazarlarının, kentin kanaat önderlerinin oluşturduğu birlikteliklerin yazılı olmasa da yaşayan aidiyet kültürüdür. Bunların yaşıyor ve yaşatılıyor olması o kentin saygınlığına, kentler tarihindeki yerinin kalıcılığına katkı sağlar. Anadolu Türk İslam Medeniyetinin izlerini taşıyan bir çok kentin adı ile özdeşleşmiş sanatçıları, yazarları, kanaat önderleri bunun en açık kanıtları. Günümüzün popüler kültürüne kurban edilen değerleri arasında, kentlerin varoluş mücadelesi, bir bakıma bu özdeşleşmişliğin de direnci sayesinde ayakta durabilmektedir. Kent kültürü sahiplerinin hüznünü azaltan belki de tek avuntu, bu direncin varlığıdır.

 

Burada konumlarını tartışmaksızın hatırlamamız gereken Tosya’ya ait bazı tespitleri not etmek gerekirse denebilir ki; Mülki İdare Kaymakamlık, Yerel Yönetim Belediye Başkanlığı, Tosya Meslek Yüksek Okulu, Tosya Milli Eğitim Müdürlüğü, İlçe Müftülüğü, onlarca oda ve derneği de bünyesinde temsil etme amacıyla kurulan Tosya Sivil Toplum Kuruluşları Birliği başta olmak üzere yaşadığımız kentin kültürsüzleştirme, kişiliksizleştirme sürecine “dur” deme mecburiyetleri vardır. Burada kullandığım “mecburiyet”, elbetteki somut manada bir nesnelliğin veya kanuni zorunlulukların sıralandığı ödevlerden çok öte, bir bakıma toplumsal vicdanın beklentileri karşısında duyulması beklenen öz benliğini koruma ve ona saygı duymanın ifadesidir. Yoksa, kentsel zenginliğimizi ahşap doğramanın, yerli dokuma ürünlerinin, pirincin ve toprak sanayiindeki üretimin pazar paylarına sağlayacakları artı değerler değil, ondan çok daha farklı bir perspektiften yaşadığı yöreyi değerlendirme, geleceğe dönük bir vizyon ortaya koymaları, kentin entelektüel belleğinde kalıcı bir iz bırakmalarını hatırlamaları gereği üzerinden bir inanç olarak algılanmasını kastediyorum.

 

Yaşadığımız yöreyi doğrudan ilgilendiren yazılarımızda, özellikle yerel sorunların irdelenmesinde dikkat ettiğimiz nokta, “neler yapılabilir?”  sorusuna cevap vermeyen tekliflerin havada kalmasının kaçınılmaz oluşu olgusuna düşmemektir. Elbette sunulan öneri, nihai ve en mükemmel teklif iddiasını taşımaz. Hayata bakışı içeren her teklif gibi, tartışılmaya açık, belki çoklu alternatif tekliflere bir yol haritası oluşturmak için bir yerlerden başlanmasının işaret fişeği, hedef gösteren bir kılavuz demek daha doğru bir tespit olur. Bu prensipten hareketle, geçen hafta içindeki yazı dizimizi de alternatif tekliflerle bağlamıştık. Bugün dile getirmeye çalıştığım konunun özünde, Tosya’nın tarihi entellektüel birikimini dünün sisli bilgi yığınlarından ayıklayıp günümüze taşıyacak çözümlerin yolunu açacak yeni bir hamleye ve bir beyin fırtınasına çağrı olarak değerlendirmek lazım.

 

Hamasi atraksiyonlardan, Vatan-Millet-Sakarya edebiyatının absürd kandırmacasına kurban edilmeyecek bir çalışmayla artık Tosya, Tarihi Kentler Birliği üyesi olmanın avuntusundan çıkıp, tarihini yaşayan ve yaşatan kentler kervanına katılma şansını elde etmenin çaresini/yolunu bulmalıdır diye düşünüyorum. Bunun kendi içinde varolan potansiyel enerjileri harekete geçirmekle sağlanabileceği inancındayım. İlk etapta aklıma gelen bir çıkış noktası, Tosya odaklı projelerin sunumuna kapı aralayacak ciddi bir yarışma ile başlamak.

 

Örnek bir proje yarışma konusu: Tosya’da Zaman; Dün, Bugün, Yarın konulu olamaz mı?

 

Elbette olabilir.. ve üstelik kent mezarlığında tarih olmakla, kent tarihinde iz bırakma arsındaki ince çizgide duranlar, tercihlerini açık ve net bir biçimde ancak böyle ortaya koyabilirler. Kendi elini taşın altına koymayanların, bir yükün taşınmasına omuz vermeyenlerin başkalarından bu yönde bir özveri beklemeye, isimlerinin şeref levhalarında yer bulmasını istemeye haklarının olup olmadığını; “dünden aldıkları, günde yaşattıkları ve geleceğe taşıttıkları” bağlamında değerlendirecek ölçü, böyle bir çalışmayla ortaya konabilir kanaatimle konuyu noktalamak istiyorum.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ