1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. Bahar Müjdecisi Çiğdemler

Bahar Müjdecisi Çiğdemler

0
Paylaş

Kışın ağır gövdesi altında ezilmesekde soğuk rüzgârıve sessiz ayazıile taş gibi hissettiriyor gücünü. Mıh gibi saplanıp üşütürken, bedenimizi titreten o dalga içimize de yansıyor hiç kuşkusuz. Böyle bir dönemeçten geçerken vakit bahara evrilmek üzere. Kulağımıza fısıldayan bir ses, gözümüze değen ince bir çizgi, mor ve sarı bir nefestir çiğdemler.Onlar göğsümüzde yeniden uyanan bir heyecandır. Gökteki yıldız kadar parlak, mum ışığı kadar hassas ve titrektir. Sıcaklığın ön habercisi veharlanmayı bekleyen bir kıvılcım gibi ahenktir. Yenilenen baharın ilk kelimesi hatta habercisi ve hayatın bir kez daha hatırlatıcısı…

İklimhalen sert olmasına rağmen, koşullar tüm ağırlığını sürdürmesine karşılık, hatta gecenin dondurucu zorluğuna rağmen bir vakitlik de olsa kendine kaçışı andırır mart günlerindeki çiğdemlerin çıkış öyküsü. Narin gövdelerine rağmen sanki bir şeylere geç kalmışçasına açarlar mevsimin şartları ile inatlaşarak. Bir çiçekten daha cesurdurlar. Zamana, duruma ve kısıtlayıcı koşullara meydan okuyan özgür cesaretleriyle. Topraktan dışarıya bir başkaldırışla çıkarlar. Hayat her şeye rağmen sürer. Her zorluk kendi mecrasında yolunu bulur ve çığır açar. Karın ortasında, buzun gölgesinde, zorlu koşulların inadına…

Onlara bakıp da kendimize yol bulmamak mümkün müdür? İnsan da doğadan bir parça sanki.  Zira tabiatı topraktan. Cemreler düşer, çiğdemler çıkar da insan içindeki baharı hatırlamaz mı hiç? Yeniden doğuşu hissetmez mi, çiğdemin içimizdeki umuda dair çağrısına kulak vermez mi? Çünkü çiğdemin hikâyesi, biraz da insanın hikâyesidir.Ne gösterişli bir bahçeye ihtiyacı vardır, ne de alkışlayan kalabalıklara. Onun sahnesi tabiatın kendisidir. Sadelik onun asaleti, sessizlik, minnetsizlik ve özgürlük onun şarkısıdır.İnsan hayatı da biraz böyledir. Tıpkı çiğdemlerin hayatı gibi. Bir insanın olgunluğu da görünmeyen kışlardan doğar. Yaşanan hayal kırıklıkları, sabırla taşınan yükler, içten edilen dualar, üzülüp boğulmalar. Hepsi de insan ruhunun görünmeyen bağlara yolculuğudur esasında. Sonra bir gün gelir. Hem de hiç beklenmedik bir anda. Bir çiçek açar insanın içinde. Aynı çiğdem yahut lale misali…

Bir taşın kenarında, bir yolun kıyısında, bir çalının dibinde, bir dağıneteğinde. Bir derenin yamacında.Bir mekânın çatısında, bir kitabın yaprağında hatta bir insanın sinesinde. Her yerde aynı dekor, koro halinde aynı şarkı; “dayan, bahar geliyor.” notası. Oysa ne kadar kısadır ömrü. Çiğdemler hayatla dansında kendine özgüdür. Başkasına ihtiyaç hissetmeden melodisiyle yankısını duyurur. Toprağın karanlığından gökyüzünün aydınlığına yükselen bir şarkıyı seslendirir.

Peki biz! Karanlıklarımızda mı boğuluyoruz yahut don ve soğuk içinde üşüyor muyuz? Yoksa çiğdemin hayat felsefesinden bir miktar ibret alıp nasiplenebiliyor muyuz? Sabır ile toprağından çıkacağı günü beklemek. Az bir ömür yaşasa da buna değdiğine inanarak kaliteli bir mücadele ile taçlandırmak. Evet, çiğdemler açtığında gökyüzü daha mavi olmuyor mu? Güneş daha sıcak, rüzgâr daha yumuşak. O güzel duyguların habercisi. Tabiatın yazdığı şiir ve yeniden başlama çabası. Işığına ulaşma arzusu.Belki de bu yüzden çiğdemler,Anadolu’da sadece bir çiçekten ibaret değildir. O, baharın habercisi, sabrın sembolü, umudun ilk satırıdır. Görünmeyen emeklerin ve yüreğe akıtılan duyguların hatırlatıcısıdır. Vaktine esir bir sabır ile toprağında bekleme imtihanını göğüsleyerek güneşine sarılacağı sarı hüzünlerin çiçeğini açmaktır.

Bahar Müjdecisi Çiğdemler
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Açıksöz Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.