Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,32 / Satış: 6,35

Zamanaşımı darbecilere zırh olabilir mi?-2-

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 29.09.2010
  • 396 kez okundu

Hukukçuların verdiği özet bilgiye göre “dava zamanaşımı”, TCK’nın 66. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zamanaşımı süreleri şu şekildedir: (a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 30 yıl; (b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 25 yıl; (c) 20 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda 20 yıl; (d) 5 yıldan fazla ve 20 yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda 15 yıl; (e) 5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda 8 yıl.

 

Eğer 12 Eylül 2010’da yürürlükten kalkan 82 Anayasasının geçici 15. maddesini hesaba katmazsanız, işlenen en ağır suçlar için bile 12 Eylül 2010 günü 30 yıllık süre tamamlanmış olduğu  için, dava zamanaşımı süresi dolmuştur ve darbeyi gerçekleştirenlerle onların eylemine doğrudan ve dolaylı iştirak edenler hakkında dava açılamayacaktır.

 

Bu bakış açısı ne kadar doğru?  Aslında yaşanan süreç, gerek zamanaşımı kurumunun mahiyeti, gerekse evrensel hukuk normlarıyla bağdaşık Türk hukuk devleti ve adalet anlayışı ile hiçbir şekilde bağdaşmayan totaliter bir düşüncenin ürünü, faşizan bir uygulamanın korunmasına, meşruiyet kılıfı kazandırma söylemidir.

 

Zamanaşımı kavramının hem evrensel hem de Türk hukuk literatüründe kabul gören tanımına göre, bazı kanuni haklardan yararlanma, bu hakların elde edilmesini düzenleyen normların size de uygulanmasını istemek için tanınan belli bir süredir. Size tanınan bu haklardan hukuki prosedürüne riayet ederek yararlanıp yararlanmama iradesi size aittir. Süresi içinde kullanırsınız ve -varsa- hakkınızı elde edersiniz. Adaletin gereklerine uygun son noktaya varmış olursunuz. Burada önemli olan, sizi nihai noktaya ulaştıracak yolun açık olup olmamasıdır. Adli işleme muhatap olan kişilerin bu hak ve yetkileri kendilerine tanınan kanuni sürede kullanmamaları, hukuki yolların işletilmemesi tercihi bu yetkileri sonlandırmakta ve artık bahse konu olan hukuki normdan yararlanma imkanını geri dnüşü olmaksızın ortadan kaldırmaktadır.

 

Literatürdeki bu bilgiler ışığında görülen o ki, zamanaşımı süresinin başlayabilmesinin temel ön şartı, hukukun size tanıdığı haklardan yararlanabilmek için, yine hukuki düzenlemelerle belirlenmiş hak arama yolunun açık olmasıdır. Bu hakların kullanımı, ister Anayasalara konmuş engellerle ister başka yasal yollarla kapatılmış, iradenizi kullanma hakkınız ortadan kaldırılmışsa, burada sürenin durdurulduğu gerçeği ile karşı karşıya gelinmiş olur. Böyle bir olgu karşısında, zamanaşımı süresinin başlayıp işlediğini iddi etmek, zamanaşımı kurumunun mahiyet ve tabiatı ile bağdaşmayacağı gibi, hukuk adına da bir çarpıklığın kabullenilmesi demektir. Hukuken kullanılabilir hak ya da işletilebilir hukuki yolların önünün kesildiği durumlarda zamanaşımı kurumunun varlığından bahsetmek, en basit deyimi ile abestir.

 

Tüm bu bilgiler ışığında, içinde bulunduğumuz sürecin sıcak gündem maddesi 12 Eylül darbesini gerçekleştiren darbecilerin, yetkili oldukları dönemde işledikleri ağır insanlık suçlarından sorumlu olmamak için kendileri tarafında oluşturulan bir Anayasal zırhla koruma altına almaları, onları sonsuza dek, ihlal ettikleri haklardan sorgulanması neticesini doğurur mu? 1982 Anayasasındaki geçici 15. madde sonsuza dek yürürlükte bırakılsaydı bu soruya elbette verilecek cevap “evet” olurdu. Ancak bugün gelinen noktada o zırh ortadan kalkmış ve zamanaşımı sürecinin doğurduğu kanuni haklardan yararlanma, bu hakların elde edilmesini düzenleyen normların size de uygulanmasını istemek için tanınan belli bir süre 12 Eylül 2010 tarihindeki Referandum sonuçlarının YSK tarafından kesinleştirilmiş resmi sonuçlarının ilanı ile başlamıştır. Darbecilerin işledikleri suçların üzerinden 30 yıl geçmiş olması, onların sonsuza dek “masum” ve “masun” kabul edilebilecekleri neticesini doğurmaz. Suç işlemiş insanın “masum” ve “masun” olmasının hukuki şartı/yolu yargılanıp aklanmaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ