Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,73 / Satış: 5,75
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

Aklı kiralanmış aktivisler..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 28.04.2016
  • 394 kez okundu

Dün,
mevsim değişiminin doğurduğu bedensel kırgınlığın ya da şöyle söyliyeyim,
paçavra gribinin saldırısına maruz kalmış bitkinlikle boğuşurken vakit
geçirebileceğim tek yol İnternet haber sitelerinde sörf yapmaktı. Siteler arasında
gezinirken dikkatimi çeken bazı güncel haberlere ilişkin düşüncelerimi önce not
aldım, sonra da siz okurlarımla paylaşmanın –gözden kaçıranlar için- yararlı
olabileceğini düşündüm. İlk dikkatimi çeken haber, Antalya Nükleer Karşıtı
Platform’un eylem haberi oldu. Platform üyesi yaklaşık 20 kişilik bir grup,
Çernobil’de yaşanan nükleer kazanın yıl dönümünde Türkiye’de nükleer
santrallerin yapımını protesto etmişler.

Ukrayna’da
30 yıl önce yaşanan Çernobil nükleer kazasında hayatını kaybedenlerin de anıldığı
etkinlikte asıl amaçlarının Türkiye’de nükleer santral yapılmasını protesto
etmek olduğunu ifade etmişler.

Antalya
Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü Hediye Gündüz, çevreci arkadaşlarının
ellerinde taşıdıkları nükleer santrallerin yol açtığı çevre felaketi
fotoğrafları ve “Nükleer santral istemiyoruz” sloganları
eşliğinde yaptığı açıklamada “Bir başka ülkede patlamasına rağmen
ülkemizde Karadeniz halkına büyük zarar verdi. Ancak bütün zarar görmezden
gelinerek, Türkiye’nin birbirinden kıymetli üç ayrı köşesi Akkuyu, Sinop ve
İğneada’ya nükleer santral yapılmak isteniyor. Bugün Kilis’e füze atanlar,
yarın Akkuyu’ya atmayacak mıdır? Terörün kol gezdiği Orta Doğu’nun dibinde
Akkuyu’ya nükleer santral yapmak ölümün ta kendisidir”
 diyor.

İmdi,
son derece masum gibi görülen bu eylemin/söylemin bir de arka planına bakalım;
önce bir parantez, Türkiye’deki çevreci aktivistlerin her yıl belli
periyotlarla gruplar halinde Almanya’ya götürülüp eğitim verildiğini, tüm
giderlerin çeşitli Alman vakıflarınca karşılandığını, -şimdilik soğumaya
bırakılan- Artvin Cerattepe olaylarının basına yansıyan çeşitli haber ve
analizlerinden detayları öğrenmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak,
aklıma takılan ilk soru şu: Almanya’da şu an aktif durumda bulunan 17 nükleer
santral var. Fransa’da 59 nükleer santral aktif.. tüm dünyadaki 430 nükleer
santralin 165 tanesi Avrupa ülkelerinde. Şu anda yapımı devam eden santraller
bu sayıya dahil değil.. açık kaynaklar, bunların da 100 civarında olduğunu
gösteriyor.

Bu
akıllarını kiraya vermiş aktivistler, henüz doğru dürüst yapımına bile
başlanamamış nükleer santrallere karşı çıkacaklarına, yaşlanmış demode
teknoloji ile çalışmaya devam eden ve bu nedenlerle her an bir kazanın
yaşanabileceği Avrupa’daki nükleer santrallere dönük bir çift söz söyleseler,
yapım aşamasındakileri protesto etseler, hele hele gelinen nokta itibariyle
bakıldığında son derece  ilkel bir
teknolojiye sahip Ermenistan’ın hemen Türkiye sınırının dibinde faaliyette
bulunan nükleer santralinin biran önce kapatılmasını gündeme getirseler “eyvallah,
bunlar gerçekten çevreci”
diyeceğim de, görülen o ki, onların derdi
nükleer değil; Türkiye’nin gelişim atağına çelme takmak. Enine de baksan,
boyuna da baksan, bunun başka bir izahı yok.

Günün
bir diğer ilginç haberini Star gazetesi verdi; “HDP yöneticileri
uyuşturucu baronu çıktı”.
PKK/HDP’nin en temel gelir kaynağı olan
uyuşturucu ticaretinin Diyarbakır, Şırnak, Hakkari, Van, Şanlıurfa, Ağrı illeri
ile Silvan, Cizre, Nusaybin, Yüksekova ve Kızıltepe gibi ilçelerde gençler
arasında revaç bulmasının bölgede yarattığı rahatsızlığı gidermek, anne-babaların
öfkesine karşı PKK’nın kirli oyununu gizlemeye çalışan HDP ve
DBP’liler, Diyarbakır’da sözde uyuşturucuyla mücadele etkinliği düzenliyorlar.
Etkinliğe katılıp uyuşturucu karşıtı konuşmalar yapan 15 HDP’li yöneticinin
yarısından fazlasının uyuşturucu kullanma ve bulundurmaktan sabıkalı olduğunun
ortaya çıkması, gençleri kimin uyuşturucu bataklığına sürüklediğine dair önemli
ipuçları içeren korkunç bir skandal.

Gazetede
isimleri de deşifre edilen uyuşturucu baronlarının siyasi kimlikleri ile son
yılların parlatılmış(!) HDP’li yönetici ve milletvekillerinin edindikleri
milyon dolarlık malikaneleri ve yaşam standartlarının zihinlerde oluşturduğu “bu
değirmenin suyu nereden geliyor?”
sorusu da “aklı kirada”
olmayanlar için bu haberde karşılığını bulmuş oluyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ