Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 8,61 / Satış: 8,64
€ EURO → Alış: 10,28 / Satış: 10,32

BİZE NE Mİ? : DEĞİL

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 03.02.2011
  • 623 kez okundu

BİZE NE Mİ? : DEĞİL

Evine ekmek götüremeyen babalar, kocasından dayak yiyen anneler ve herşeyden önemlisi gözümüzün içine baka baka bizleri kandırmaya çalışan siyasileri, sizleri temsil edeceğiz diye seçilen, belirli sürelerle yetkilerimizi devrettiğimiz oda başkanları ve daha sayamadığımız bir sürü şey….

 

Gerçekte ise herşeyin farkındayızdır.Bir insan görüyor ve tüm duyuları çalışıyorsa, çevresinde olup biten herşeyden haberdar demektir. Birşeylerden haberdar olmak , beraberinde onu korumayı, sahiplenmeyi, değiştirmeyi beraberinde getirir. Hatta gerektiğinde sesinizi yükseltmeyi gerektirir. Nasıl olsa böyle gelmiş, böyle gitmez diyebilmeyi gerektirir.

Eğer yaşadığınız ortamda duyarlı bir bireyseniz; yaşanan olaylara karşı bana ne diyemezsiniz. Çünkü yaşadığınız ortamda yaşananlar size ne değildir. Yaşanan olumlu ve olumsuz olayları görmezden gelemez, yok sayamayız, sayamazsınız, saymamalısınız. Sokaktaki çöpler, hava kirliliği, zamlar, okula gidemeyen çocuklar, okulunu bitiren çocuklar, diplomalı işsizler ordusu, yıllardır yaşadığınız beldenin adeta kaderini elinde tutan siyasiler, oda başkanları,parti teşkilatlarının yöneticileri. Yani yaşadığımız memleket için kafa yoranlar, kafa yorduklarını zannettiklerimiz.

 

Farkındayızdır hepimiz bütün bunların.Kahvede,berberde,bakkalda,dernekte,lokalde ahkam keseriz de, her nedense rahatımızı(rahatsızlığımızı)bozmak, acaba ne olur,ne olmaz kaygısıyla göze batmak istemeyiz. Herşeyi zamana ve oluruna bırakmayı tercih ederiz.Yaşantımızı adeta yap-boz tahtası gibi sürdürmeye çalışırız. O kadar çok şeyi birarada  yapmaya çalışırız ki, sonunda başarısızlıkla sonlanan binlerce işi silerek yeni ufuklara yelken açmak zorunda kalırız. Ancak bir süre sonra yelken açtığımız o işi de çeşitli nedenlerle silerek, olayı kendi mecrasına bırakırız.
Bir de bakarız ki kesinlikle olmaz, olmamalı değimiz, belki de hiç yakıştıramadığımız kişiler, ekipler memleketin yönetiminde söz sahibi olmuşlar. Biz de kabullenmişiz toplumla beraber, tıngır mıngır hayatımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Yeri geldiğinde lafı cukkadan oturtuyoruz ama yerine, atı alan üsküdarı çoktan geçmiş oluyor o zamanda.

 

En kolay yolu seçerek yerimizde oturur ancak söyleniriz.  Gün gelir devran döner,zaman geçer,yıllar su gibi hızla akıp geçer.Yine seçimler yaklaşır. Birden bire dört beş yıl dert yandığımız, toplum olarak, meslek grubu olarak belki de hiç memnun olmadığımız yönetimlerin, başkanların tekrar seçilmek üzere, tekrar bizlerin tercihini almak üzere önümüze getirildiğini görürüz.Hem öyle sunulurlar ki bulundukları makamın hakkını hiç veremediklerinden, görevlerini hiç yapmadıklarından toplum olarak dert yandığımız zevatlar,başka kimse yok ki,kim yapacak ki, en iyisi “yine” bunlar diye başımızın tacı edliverir, başımızın tacı oluverirler.Biz de şaşırıp kalırız kendi kendimize, hatta kendimize hayret ederiz.

 

Diğer tarafta ise yaşadığımız toplumun yaşadıklarının kendi yaşamsal değerleri olduğunu iyi bilen yürekli ve cesur insanlar da vardır. Onlar farkına vardıkları her olay karşısında sadece farkına varmakla kalmazlar, o olaya anında müdahil olurlar. Çünkü çok iyi bilirler ki; bireysel sorumluluklar toplumsal sorumlulukları beraberinde getirir. Onlar neleri değiştirebilirleri sorgularlar. O zaman da bu cesur yürekli insanlara, becerikli insanlara hemen bir kulp takılma sevdasına düşülür.Bu kişiler için ta yıllar öncesinden planlar hazırlanmış, kumpaslar kurulmuştur.Her seçim arefesinde bu kumpaslardan işlerine geleni ortaya sürerler. 

 

Bilirler ki emek ve çaba vermeden hiçbir şeyin olması kendiliğinden mümkün değil. Ne yazık ki toplumumuzda bu sorgulayıcıların sayısı o kadar azınlıkta ki,

Peki toplum olarak neden bu kadar suskun ve sessiziz?
Bunun net ve kesin bir açıklaması ne yazık ki yok.
Acaba hiç bir şey değişmez zannettiğimizden mi? Korktuğumuzdan mı? Yoksa da kalıtımsal bir durum mu?
Bilsek ki şikayet ettiğimiz herşey de bizimde yadsınamaz bir payımız olduğunu neden susarız, neden korkarız bilinmez…
Acaba küçükler konuşmazlar diye büyütüldüğümüz için mi,ya da hiçbir şey değişmeze inandığımızdan mı ? Yoksa da hepsi mi?

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ