Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,32 / Satış: 6,35

Demokrasiyi inşa edeceklere selam olsun..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 14.09.2010
  • 402 kez okundu

Bir paradigmanın sonuna geldik. Devlet eliyle üretilen öğretilmiş çaresizlikle kıvranan Anadolu insanı, bürokrasideki yozlaşmış mutlu azınlık temsilcilerinin iktidarını adım adım geriletmeye başladı. İnkar politikaları ile oluşturulan merkez, giderek çevreden gelen güçlü talepler karşısında elitleri eliyle sürdürdükleri argümanlardaki çürümüşlüğü artık gizleyemez duruma geldi. “Devletin ele geçirildiği” iddiası arkasına sığınılarak, kendi mutlu lale devirlerinin sonunu getirecek, özde vatandaşlarla sözde vatandaşlar ayrışmasının sonu, milat noktası 13 Eylül sabahında görülen tablo bu.

 

Bu tarih, bir milat olarak milletin hafızasında hak ettiği  yerini alırken gönül isterdi ki, 21. yüzyılın Türk dünyasına demokrasi getirmenin bu ciddi adımında, Türk dünyası sevdası taşıyan Türk Milliyetçileri de kervandaki yerini alsın. Tıpkı 22 Temmuz 2007 seçimlerinden önce derin devletin içlerine sokuşturup “Kızıl Elma Koalisyonu” için ter döktükten sonra, içine sürüklendikleri hayal aleminden uyanıp Cumhurbaşkanlığı seçimindeki onurlu duruşu gösterdikleri gibi. Her ne kadar, daha sonra sürpriz bir şekilde gündeme getirdikleri eğitim özgürlüğünü düzenleyen Anayasa değişikliğindeki amaç, yine kendi içlerinden birilerinin itirafı ile “Ak Parti’ye kurulmuş bir tuzak” olsa da, bu tuzak Ak Parti’nin kapatılması için gerekli görülen keskin darbenin indirilmesine yetmemiş, ama bu kumpasın faturasını düzenlemek sadece milletin vicdanına havale edilmişti.. ve keşke o Cumhurbaşkanlığı seçimindeki onurlu ve omurgalı duruş sürdürülebilseydi de, bu gün içine düşülen ikinci bir kumpasın tarafı olmasaydı demekten insan kendini alamıyor.

 

Ortaya dökülüp saçılan ses kayıtlarındaki Yüksek Yargı mensuplarının kimine ait kaotik ortam beklentileriyle, BDP-Öcalan ittifak ve irtibatına “ihtiyaç duyma”, öte yandan yine bir başka Yüksek Yargı mensubunun YARSAV’dan “biz gitmeden halledelim” cümlesi ile biten dava dosyaları taleplerindeki rezalet karşısında hala Anayasa değişiklik paketini ekseninden saptırmada diretmenin kimin değirmenine su taşımak olduğunun demokratik faturası yine milletin vicdanında karşılığını bulacaktır. Öyle anlaşılıyor ki, “Kızıl Elma Koalisyonu”nun peşine takılmanın maşeri vicdana yansıyan faturası yeterince okunmamış ki, bir ikinci fatura ile 8-9 ay sonra gerçekleşecek parlamentoda yeni bir eliminasyona ihtiyaç olacak demokratik tercih yaptırımının alt yapısı oluşuyor.

  

“Hayır” için sarıldıkları; özellikle Devlet-PKK, Devlet-Barzani, Devlet-Talabani- Devlet-Öcalan argümanlarının gerçekleri deşifre oldukça söyleyecek sözü kalmayanların, körle yatan şaşı kalkar halk değişindeki çarpılmış hallerinde tek sığınakları “AKP Anayasasına hayır deyin” çığlıkları da artık son noktanın konmasıyla susmanın erdemini tercih etmelidirler.

Gönül isterdi ki, bu Anayasa değişikliği keşke Parlamentodaki tüm siyasilerin bir asgari müştereğinden süzülmüş bir metinle ve mutabakatla geçseydi. Ama şunu unutmayalım, muhalefetin bu sürece hiç katkısının olmaması bir yana, mutabakat istemini “çay içirip” yolcu etme ya da “kapağını açmama” saplantısı ile tıkadılar. Şimdi çıkıpta buna “AKP Anayasası” yaftasını yapıştırmak, milletin hem hafızası hem de zekası ile alay etmektir.

 

Anamuhalefet liderinin bu değişikliği algılama zorluğunu çektiği anlaşılıyor. Bu nedenle aşure çorbasına malzeme devşirir gibi Malatya’da kayısı, Ordu’da fındık, Gaziantep’te künefe odaklı mitinglerle “hayır” isteminin içini doldurma telaşıyla bu düzenlemelerin devlet ve toplum hayatına getirdiği yeniliklerin içeriğine girmekten ısrarla kaçınma, milletin gözünden kaçmadı. Hele kendisinin oy vermemiş olması da apayrı bir kara mizah örneği.

 

Oysa iktidarla illa hesaplaşmak istiyorsanız, 8-9 ay sonra seçim var, sandıkta bu hesabı milletin önüne koyup onun iradesini istemeniz mümkün. Kirli bir ihtilalin anayasasının ruhunu çökertmeye yönelik bu demokratik teşebbüs, gerçek ekseninden saptırılarak siyasi hesaplaşmaya heba edilmek istendi ancak milletin “dur” ihtarı ile olması gereken noktada durduruldu. Benzer geçmiş deneyimlerden, örneğin “Beşli Çete” gibi çetelerle alamadıkları sonuçları bu kez farklı “bürokratik çete”lerle almaya çalıştılar, ama alamadılar. Bu beklentinin de sonu da yine milli iradenin gücü karşısında onların hüsranı ile son buldu.

Şimdi sıra Yeni Anayasa ve o Anayasa ile iç içe olması beklenen Başkanlık Sisteminde. “Görelim Mevlam neyler, Neylerse güzel eyler.”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ