Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,66 / Satış: 5,69
€ EURO → Alış: 6,28 / Satış: 6,31

“Dreyfus Davası” mı, “Aydınlar Savaşı” mı?..-2

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 31.05.2016
  • 1.481 kez okundu

Yazımın dünkü ilk bölümünde “Dreyfus davası”ndan bir “Dreyfus
olayı”
nı tarihe not eden aydınların başını çektiği toplumsal
hareketlilik ve ulaştığı zaferi kısaca anmıştım. Her ne kadar o hareketin
öncüsü Emile Zola, bunun faturasını ödemekten
ancak İngiltere’ye kaçarak kurtulmuşsa da, acaba o tarihi olayın izdüşümünü
takip edeceğini dile getirerek kendine bir paye çıkarma düşüncesini açığa vuran
Kılıçdaroğlu’nun  kalibresi buna müsait
mi? Ya da kendi yandaşı yazar ve entelektüeller arasında Emile Zola
kalibresinde toplumu harekete geçirecek güvenilir, şaibesiz “hak”tan
ve “hukuk”tan yanalığı tartışmasız kanaat önderi “bilge”
liderler bulabilecek mi?

“Dreyfus davası”
beklenmedik bir zaman diliminde gündemimize sokan temel argüman, Parlamento’da
bulunan milletvekillerinden hakkında Cumhuriyet Savcılarınca tanzim edilip
ilgili prosedür çerçevesinde Adalet Bakanlığı/Başbakanlık üzerinden Meclise
intikal ettirdikleri fezlekelerin sahibi milletvekillerinin dokunulmazlıklarının
kaldırılmış olması.

Bu bağlamda Kılıçdaroğlu’nun kendisi ile 
ilgili fezleke içerikleri üzerinden Cumhuriyet Savcılarınca sorgulanması
ve gerekli görülen bazı dosyalarından dolayı mahkeme huzurunda hesaba çekilme
ihtimalinin doğurduğu korku ve endişe.

Fezleke içerikleri konusunda kamuoyuna malolan içeriklere baktığımızda
Kılıçdaroğlu hakkındaki elliye yakın (49) fezlekenin hemen tamamına yakını
küfür, hakaret, iftira, toplumu kutuplaştırma gibi haftanın her Salı günü grup
toplantısında kameraların önünde ya da miting ve tv söyleşilerinde açıktan
açığa dillendirdiği hiçbir edep, haya, hakkaniyet bağdaşmayan, erdemden yoksun;
ahlaksızlığın, rezilliğin, kepazeliğin zirvesine çıkmış söz ve tavırları.

Ancak bir şizofrenin hezeyanları ya da edep ve terbiyeden nasipsiz
köprüaltı sokak çocuklarının ağzından duyulabilecek her türden ahlaksızca
sergilenen bu karakterin (bunu ters anlamı ile de  okuyabilirsiniz) nasıl bir savunma ile tarihe
geçeceğini(!) doğrusu merak etmemek elde değil.

Tam
bu yazımı yazdığım sırada, Bölücü terör örgütü PKK’nın Kandil’deki
elebaşlarından terörist Duran Kalkan’nın Kılıçdaroğlu’nu ‘ajanlık’la
suçladığı bir demeci İnternet medyasına yansıdı.  Duran Kalkan,  Med Nûçe’ye verdiği mülakatta,
dokunulmazlıkların kaldırılması konusunu değerlendirirken, “Kemal
Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’ın emrine göre hareket etti. Bu işten Kılıçdaroğlu
sorumludur. Ordu, ona emir verdi, Kemal Kılıçdaroğlu ordu ile gizli görüşmeler
yaptı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun derin devletin iyi bir adamı olduğu açığa çıktı.
Aynen Devlet Bahçeli gibidir. Görevlendirilmiş bir memurdur”
ifadelerini
kullanması dikkatimi çekti. Hele ilerleyen satırlarda Kemal Kılıçdaroğlu’nun da
Kürt olduğunu belirten Kalkan’ın “Çizgisinin sol görünüm altında faşizmin
nasıl gizli ajanı olduğu açığa çıktı. Öncelikle bunları tanıyalım. Bunların sol
birliği bozan tutumdan çıkarılması gerekmektedir”
şeklindeki açık
ifadesini -benim için sürprizin ötesinde- şaşkınlıkla okuduğumu itiraf
etmeliyim. Bir başka değerlendirme konusu olsa da şaşkınlığımın sebebini bir
cümle ile ifade etmem gerekirse; Kılıçdaroğlu’nun “ajan”
olabilecek kadar “akıllı” ve “zeki” bir
yaratılıştan yoksun olduğunu düşünmemdedir.. neyse…

Tesadüf
müdür, tevafuk mudur bilemeyiz ancak, tam da Kılıçdaroğlu’nun izdüşümünü takip
edeceğini cümle aleme duyurduğu bir “casusluk” davasından ilham
aldığı bir momentte Duran Kalkan’ın Kılıçdaroğlu’nu “casusluk”la
suçlaması gerçekten dikkate şayan bir örtüşme gibi geliyor insana. Kaderin
cilvesine bakın.. öyle anlaşılıyor ki Duran Kalkan, CHP Genel Başkanı
Kılıçdaroğlu’nun MYK toplantısı sonrasında söylediği “Mağdur olarak HDP
gösterilmeye çalışılıyor. Biz, hiç kimsenin mağdur olmasına izin vermeyeceğiz”

sözlerini de ciddiye almamış olmalı.

Sonuç
itibariyle önümüzdeki günlerin fırtınalı, sisli, çalkantılı geçeceği şimdiden
belirginleşen atmosferinde, tarihe not düşeceği iddiasındaki Kılıçdaroğlu, Emile Zola kalibresinde bir ya da birden çok
“Bilge adam”a ihtiyaç duyacak. 
İçinde bulunduğu siyasi kümenin “Bilge adam” kısırlığını
dikkate aldığımızda Kılıçdaroğlu, olsa olsa tarihe kara bir leke olarak
geçecektir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ