Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,38 / Satış: 6,40

FETİH ve FÂTİH (1)

Basri Bektaş
Basri Bektaş
  • 08.06.2015
  • 508 kez okundu

          Fetih, Kalplerdeülfetpeydaeylemesiiçin,kalbiAllah’ayöneltmesanatıdır. Kalbin inşirah edip, imana, İslam’a, ihsana açılmasıdır. Bir manada kalbin hidayet etmesidir.“Allah kimin gönlünü İslam’a açmışsa o, Rabb’inden gelen bir nur üzere olmaz mı? Kalpleri Allah’ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık sapıklık içindedirler.” 
         Kalpleri İslam’ın nuru ile aydınlanan, yolunu ve rotasını çizmiş olan kişiler, ilk fetihlerini, belki de en önemli fetihlerini gerçekleştirmiş olurlar. Bu manada, kalbi fetihlerini gerçekleştiremeyenler, beldeleri ve ülkeleri de fethedemezler. Bunun en önemli özelliğini ilk olarak Habeşistan kralı Necaşi ve onun huzurunda dimdik ayakta duran Cafer b. Ebi Talip (ra) da görmekteyiz. Bilahare Mekke’nin fethinde Ebu Süfyan’da, daha sonra da Yemen’e kaçan İkrime’de görmekteyiz. Bizim tarihimize geldiğimizde ise Bizans’ın fethinden önceki Rum tebaada görmekteyiz. İstanbullu Rum ahali halinden o kadar bezmiştir ki “Kostantiniyye sokaklarında kardinal külahı görmektense Türk sarığı görmeyi tercih ederiz” diyeceklerdir. Buda bir açıştır. Kalbi saran karanlıklardan aydınlığa bir fetihtir.
          Fetih, inandığınız kadar güçlü olmanın sembolüdür. İman ve islamla şereflenmiş bir kalp Allah’tan başkası adına bünyesinde korku taşımaz. Taşımadığı gibi de bütün hedefi i’layıKelimetullahtır. Gayesi bu olan insanın rotası bellidir. İzzet elbisesini giymiş mümin artık taşımakta olduğu nurun aydınlığında yürüyecektir. Adı Yasir’dir, Ammar’dırMusab’dır ya da Sümeyye’dir.(Rıdvanullahi aleyhim Ecmain) Bir başka yerde Hubeyb. B. Adıy (ra) dir. Şehadetini görürüz ki yer ve gök ehli evvelkiler ve sonradan gelenler onun Şehadetine ve kalbi fethine şahitlik ederler. Şimdi onun şehadetiyle ilgili kısa bir not aktarmak istiyorum. 
            Tarih ve siyer kaynakları olayı Ric’ı vakası olarak kaydederler. İlk Öğretmenler olayı da diyebiliriz. Yer Medine ve Rasülü Zişan efendimizin huzurunda Öğretmen istediğini söyleyen kaypak ve hain birkaç kişi, sonra hain pusu ve yedi öğretmen şehit edilmesi ve üç esir… Daha sonra Abdullah bin Târık (ra) şehadeti ve kalan iki yiğit ve Er, hem de ne Erler! … 
            Hubeyb bin Adiy, Zeyd bin Desinne Allah onlardan razı olsun iki esir, Mekke pazarında en azılı düşmanlarına köle olarak teslim edilecek ve işkence ve intikam alınacaktı. Uhut’ta yakınlarını cehenneme göndermişti bu iki yiğit insan.
            Hazret-i Hubeyb, hapsolunduğu hücrede namaz kılar, Kur’ân-ı kerîm okurdu. Onun okuduğu Kur’ân-ı kerîmi dinleyen kadınlar ağlaşırlar. Ona acırlardı. Fakat onda ne bir korku vardı nede hüzün. Belki de müşrik beyinsizler bunu anlayamıyorlardı. Ve daracında, idam sehpasında ilk namaz ki daracında bile kalbinin fethini sınıyor ve Allah’a (cc) kalbini açıyordu. Müşrikleri bu hal de çılgına çeviriyordu.
            Ve dilinde şu sözler vardı: “ Yaşatan ve öldüren ve öldükten sonra gene diriltecek olan, yalnız Cenâb-ı Allah’tır. O’na binlerce hamdolsun.”Sonrasında müşriklere adeta bir hutbe : “ Vallahi eğer ölümden korkarak namazı uzattığımı zannetmeyecek olsaydınız, namazı uzatırdım ve daha çok kılardım”
            Müşriklerin son hamlesi “Dininden dön, yerimde Muhammed olsun de ve kurtul…” ve hutbeye devam “Vallahi dînimden asla dönmem! Bütün dünya benim olsa, bana verilse yine İslâmiyyetten dönmem!..” 
            Ben Muhammed aleyhisselâmın değil benim yerimde olmasını, Medîne’de yürürken ayağına bir diken bile batmasına asla râzı olmam! – Allahım! Şuracıkta düşman yüzünden başka yüz görmüyorum… Akabinde Allah’ın Rasülüne selam: EsselâmüaleykeYâResûlallah! Allahım! Resûlüne selâmımı ulaştır. Bize yapılan bu işi Resûlüne bildir”
           İşte kalbin fethi, zaman ve mekânları aşıp gelen bir selam, işte gerçek fetih, yer Medine, Kâinatın sultanı ve etrafında Asr-ı Saadet insanları. Hemen akabinde Resûlullah’ın mübarek dudaklarından dökülen kelam “ Ve aleyhisselâm” 
          – YâResûlallah bu selâmı kimin selâmına karşılık verdiniz? Sualine ise “ Kardeşimiz Hubeyb’in selamına karşılık verdim. Cebrâil (aleyhisselâm), Hubeyb’in selâmını bana ulaştırdı. O benim Cennette komşumdur.” buyurdular.
            Kalplerin fethi bu sayede açılınca insanlar arasınada kalbi iletişimler başlıyor. Kalbe ait konuşmalar başlıyor. Kalpleri İslam’ın nuru aydınlatınca iletişim dili de kalpten kalbe oluveriyor.
           

 (NOT: Yazının devamı bir sonraki hafta yayınlanacaktır.)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ