Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,75 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,36 / Satış: 6,39

Geç Kalma, Genç Gel…

Mustafa Özipek
Mustafa Özipek
  • 07.01.2015
  • 1.077 kez okundu

Yeni bir haftaya daha başlarken, hepinizi selamların en güzeli olan Allah Azze ve Celle’nin selamıyla selamlıyorum kıymetli dostlar…Geçen haftaki hayal kırıklığının ardından bugün biraz daha keyifliyim elhamdülillah. Görüştüğümüz arkadaşlarımız bilir; tüm ülkede başlatılan bir uygulamanın, genç kardeşlerimizin girişimleriyle Tosyamızda da gerçekleştirilmek üzere sosyal paylaşım siteleri üzerinden bir etkinlik olarak planlanıp duyurusu yapıldı. Geçen hafta İlçemizde ilki yapılan bu faaliyet, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da desteklediği “Geç Kalma, Genç Gel” etkinliğiydi. Onbeş günde bir Cuma sabahları düzenlenen Cuma etkinliği güzel bir uygulama olarak devam ederken, buna bir de Pazar sabahları gençlerin sabah namazına iştirak etmesini vesile kılan böyle bir etkinlik eklenince sevinmemek elde değil.

            Geçen hafta üzüldüm çünkü, katılım beklentilerimizin epey altında kalmıştı. Bu hafta bir nebze olsun sevindim çünkü, harikulade olmasa da güzel bir katılım ve birliktelik oldu. Tam da Sarıkamış Şehitlerinin anıldığı, Merhum Mehmet Akif’in Asım Nesli dediği yiğitlerin şehadetlerinin yıldönümü sabahında; imkan bulup da bizzat facianın yaşandığı yerde bu acıyı yüreğinde hisseden ve buz gibi soğuğa aldırmadan oralarda sabahlayan binlerce vefalı kardeşimize, bizler de sıcak yataklarımızı bırakıp arabayla veya yayan olarak sabah namazı için camiye gelerek eşlik etmiş olduk.

            Şehidlik ve şahidlik konusu günümüzde iyice sulandırılmış, cılkı çıkarılmış bir konu olsa da bizim literatürümüzdeki anlamları belli olan konulardır. Sabah namazlarıyla başlayıp daha da ilerilere gidecek bu güzel uygulamalar da inşaallah bizlerin şehid ve şahidliği olacaktır Allah katında, dedikten sonra Şehid ve Şehadet konularını bir başka yazımıza bırakarak devam edelim.

            İki yazımızdan birinde muhakkak akıp giden zamana dikkat çekiyoruz. Evvelden beri özelde İlçemizde genelde ülkemizde benimsenmiş olan yanlış bir kanaatten söz etmeden geçemeyeceğim. Gencin birisi sakal bırakır –velev ki Sünnet-i Nebi için olmasın- “vay daha yaşın genç” denir. Gencin birisi biraz fazla mı dinle diyanetle uğraşmaya başlar, “vay bu yaşta bu kadar sofuluk olmaz ki, gençliğinin zevkini çıkar” denir. Gencin biri hacca veya umraya mi gitmeye karar verir, “daha yaşın genç, tutamazsın hacılığı, emekli falan olunca git” denir. Nasıl bir mantıktır, nasıl bir anlayış ve zihniyettir Allahım? Değil emeklilik görmeye, değil yaşlanmaya bir nefes sonramızı göreceğimize dair bile bir garantimiz yokken bu gevşeklik bu vurdumduymazlık nasıl ve neyle açıklanabilir?

            Meşhur rivayettir; adaletiyle meşhur Hz. Ömer, ezanın okunmasıyla birlikte camiye yönelmişti. Arkasından gelen küçük bir çocuk, Hz. Ömer’i geçip hızlı adımlarla ilerledi. Hz. Ömer, çocuktaki bu telaşın neden kaynaklandığını merak etti. İçinden “Acaba bir derdi, bir sıkıntısı mı var?” diye geçirdi. Hemen yetişip “Yavrum, hayırdır, telaşlı telaşlı nereye gidiyorsun?” diye sordu. Hz. Ömer’i tanımayan çocuk:
– Camiye gidiyorum amca! diye cevap verdi
Hz. Ömer şaşırmıştı. Zira çocuk, çok küçüktü. Hz. Ömer, hayretini gizlemeyerek çocuğa şöyle dedi:
– Yavrum, sen daha küçüksün! 
Namaz sana farz değil, bu kadar telaşa gerek yok ki!
Çocuk, Hz. Ömer’in bu sözüne katılmadığını belirten bir tavırla cevap verdi:
– Amca, amca! Bu işin büyüğü küçüğü olmaz! Mahallemizde daha dün bir çocuk öldü. Üstelik o, benden de küçüktü. Ölüm denen gerçeğin büyük küçük ayırdığı yok! O yüzden her yaşta buna hazır olmak gerek. Hem bu yaşta namaza alışmazsam büyüyünce zor gelebilir!

            Bir müslümanın en zor zamanlarında bile yerine getirmekle yükümlü olduğu birinci sorumluluk namazdır. Bu can bu tende, bu akıl bu başta olduğu sürece “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte rükû edin” (Bakara:43) ayetinin ve namazı emreden diğer ayetlerin muhatabıdır ve bunun ölüm, aklın yerinde olmaması ve mükellefiyet çağına girilmemesi dışında kaçarı yoktur.

            İnşaallah bu güzel çalışmalar Merhum Akif’in umud ettiği neslin habercisi olacaktır:

“-Âsım nesli… diyorsun. Ne uzun boylu hayâl!

-Âsım’ın nesline münkâd olacak (boyun eğecek) istikbâl.”

            Sabah namazlarında, ümmetin gençlerinin doldurduğu camilerde buluşmak duası ve selam ile…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ