Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,73 / Satış: 5,75
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

Haddini aşan Konsoloslar!..-2

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 01.04.2016
  • 367 kez okundu

Can
Dündar ve Erdem Gül’ün yargılandığı “casusluk davası”nın ilk
duruşmasında yaşananları irdelediğimiz yazımıza bugün de devam edelim.. dünkü
yazımın son paragrafında yabancıların davaya tepki ve ilgilerinde kalmıştık..
devam edelim…

Aralarında
PEN International’ın başkan yardımcıları Eugene Schoulgin, Gloria Guardia ile
Maureen Freely, María Gabriela Mizraje, Gustáv Murín’in de bulunduğu 100’den
fazla yazar Guardian gazetesinde Başbakan Ahmet Davutoğlu’na hitaben açık bir mektup
yayınlayarak davanın düşürülmesini, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik
ihlallere son verilmesini istedi.

Gergin
geçen celsede davaya gizlilik kararı getirildi. Bu arada duruşmaların tamamının
kapalı yapılması ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 155. maddesi gözetilerek,
sanıkların eşlerinin de duruşmalara katılabilmesi kararı alındı. Kararın
açıklanmasıyla salondan yükselen tepkiler eşliğinde yargı heyeti salondan
ayrıldı ve duruşmaya devam etmek için milletvekillerinin salondan ayrılmasını
talep etti. Kısa bir süre sonra da ara kararını açıklayan mahkeme heyeti,
duruşmanın 1 Nisan’a ertelendiğini, salondan ayrılmayan milletvekilleri
hakkında da suç duyurusunda bulunulmasının kararlaştırıldığını bildirdi.

Ancak
davada dikkat çeken Can Dündar’a destek olan bazı yabancı isimlerdi. Siyasi ve
askeri casusluk suçundan yargılanan Can Dündar ve Erdem Gül’ün duruşmasına
katılan Almanya Büyükelçisi Martin Erdmann ile İngiltere, Kanada,
İsviçre, Almanya, İtalya, Hollanda, Avustralya, Finlandiya, Fransa ve Polonya
başkonsoloslarının mahkemeyi manevi baskı altına almaya yönelik bu eylemleri
Türkiye genelinde büyük tepkilere neden oldu. Özellikle kalabalık görünmesi
için konsolosluk çalışanlarını da yanında getiren İngiliz Başkonsolos Leigh
Turner’ın bununla da yetinmeyip Can Dündar’la yanak yanağa çektirdiği fotografı
sosyal medyada paylaşması, bardağı taşıran son damla oldu. Turner, Can
Dündar’ın İngiltere için onur meselesi olduğu mesajını verdi. Bu mesajdan, “casus”un
“casusluğu”nu da çıkarmak zorlama bir yorum olmaz.. neyse.

İngiltere’den
bir örnek verelim; devletin gizli belgelerini yayınladığı için hükümetten tepki
alan The Guardian gazetesi çalışanları, kameralar karşısında haber için
kullanılan bilgisayar harddisklerini ve CD’leri kırmak zorunda kalmışlar, bu
görüntüler de bütün dünyaya servis edilmişti.

Olayı
bir kez daha hatırlayalım; gizli belge konusunun hassasiyetini dikkate alan
İngiltere yönetimi Guardian’dan “belgeleri bize verin, daha fazla yayınlamayın”
talebine olumlu cevap vermeyen gazeteye karşı dava açılması, bunun gazete
kapatmaya kadar varan sonuçları olabileceğinin belirmesi üzerine bilgi ve
belgelerin depolandığı elektronik aygıtlar (harddisk ve CD’ler), Guardian’dan
ve İngiltere istihbaratından yetkililerin gözetiminde, gazetenin bodrum katında
tek tek imha edilmiş, gazete bundan sonra yayınlayacağı her belge içinse
hükümet yetkilileriyle görüşmeyi deklare etmişti.

Başkonsolos
Leigh Turner’ın unuttuğu bu olay sonrası İngiltere’de basın özgürlüğü gündeme
bile gelmemişti. Ama aynı suç Türkiye’de işlenince Başkonsolos gazetecilere
sahip çıkıyor, bir anda basın özgürlüğünün en yılmaz savunucusu haline geliyor.
Twitter üzerinden yoğun eleştiri alan Başkonsolos Leigh Turner’a The Guardian’a
İngiliz hükümeti tarafından yapılanlar hatırlatılıp “İngiltere’de olunca
neden basın özgürlüğünü savunmadın”
diye sorulduğunda, kaçamak
bir cevapla, “O olayın İngiliz hükümetiyle bir ilgisi yok”
şeklinde bir savunma yapması, o olayı bilenler tarafından “yüzsüzlüğün bu
kadarına da pes!”
dedirtti.

“Başkan”
Recep Tayyip Erdoğan, önce Dünya Türk Girişimciler Kurultayı’nda konuya
tepkisini dile getirmiş, Türkiye’de görevli yabancı diplomatlara hak ve
yükümlülüklerine bağlı kalmaları uyarısında bulunmuştu. Pazar günü Harp
Akademileri’nde yaptığı konuşmada da, “Bir ülkenin başkonsolosu, kalkmış,
casusluk suçundan yargılanan bir gazetecinin davasına destek olmaya gidiyor,
yetmiyor bir de kendisiyle yanak yanağa fotoğraf çektirip yayınlıyor. Bununla
da yetinmiyor, sosyal medyada ‘Türkiye’nin nasıl bir ülke olmak istediğine
karar vermesi gerektiği’ gibi, haddini aşan ifadeler kullanabiliyor. Bu kişi,
hala ülkemizde görevini sürdürebiliyorsa, bizim alicenaplığımız,
misafirperverliğimiz sayesindedir. Başka bir yerde, bu tür davranışlar
sergileyen diplomatları bir gün bile barındırmazlar”
ifadeleriyle
konuyu gündemde tutacağını ve bu diplomasi teamülleriyle bağdaşmayan tavra
seyirci olunamayacağını net bir biçimde ortaya koymuştu.

Devam
edeceğim…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ