Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

Husası Bize Düşer mi ?

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 09.05.2010
  • 530 kez okundu

                                   HUSASI BİZE DÜŞER Mİ?

Bu yazımızda, her zaman yaşadığımız için gözümüzden kaçıyor galiba diye düşündüğümüz bazı yolsuz tiplerinden örnekler vermeye çalışacağız sizlere.

Günümüzde insan olup da, insanlar arasına karışınca yolumuzun yolsuza çatmaması olası değil.

 Kamu görevlisi olup, bindikleri aracı birinci vitesle kalabalığın arasında saatlerce dolaştıran, kamu malı arabayla çukurdan geçerken frene basma lüzumu hissetmeyen,  kendi arabası çarşıda bir çukura hasbel kader düştü diye kıyameti koparan, yerel hizmet birimlerini her ortamda yerden yere vuran kamu görevlileri, yolsuz değil de nedir?

 Bir hastane koridorunda onca hasta muayene sırasının gelmesini beklerken, içlerinden birisinin tanıdığı bir hastane personelini devreye sokup, sıra beklemeksizin muayene olup çıkması, gözünüzün içine baka baka, kapıda sizin muayene sıra numaranız yanarken pervasızca doktorun yanına girenler   yolsuz değil de nedir?

 Çıktığı asansörün kapısını, az sonra geri döneceği düşüncesiyle açık bırakıp, asansörü sadece kendi hizmetine tahsis etme bencilliğini gösteren, sizi dakikalarca aşağıda veya yukarıda bekleten kimse yolsuz değil de nedir?

 Yalvara yakara evinize kiracı olarak girip, aybaşlarında kira parasını ödemeyen kiracı, üç ay geçmeden kira artırımını isteyen ev sahibi, yolsuz değil de nedir?

 Gece yarısında veya sabahın köründe, acı fren sesi ile sizi yatağınızdan fırlatan, arabayla kalkış yaparken yolu kazırcasına pati çektirerek, etrafı toz duman içinde bırakan, lastiklerinize yazık değil mi diye bir müdahalede bulunmak isteseniz;  “parasını sen mi verdin?” dercesine yüzünüze hışımla, kısa aralıklarla üç beş kez klakson çalan otuz yıllık şoför, yolsuz değil de nedir?

 Trafik akışının yoğun olduğu bir caddede yaya kaldırımında karşılaştığı arkadaşıyla sohbete dalıp, yayaların yolunu kesen, yaya kaldırımlarını da dükkanın tapusuyla birlikte tapusunu almışçasına kısman veya tamamen kapatarak yaya geçişlerini engelleyen, yaya kaldırımını kapatmakla kalmayıp, yolun yarısını da zapt ederek, dükkanın veya marketin adını da yazarak Park Yapılmaz levhası koyanlar yolsuz değil de nedir?

 Parasını peşin ödediğiniz bir siparişiniz için gittiğinizde, siparişi alan zat, -bugün git, yarın gel- çekiyorsa, bu iş yeri sahibi, yolsuz değil de nedir?

 Hele hele şu duygu sömürüsü yapanlar?

 Bu ve buna benzer pek çok yolsuzlar, doğrudan veya dolaylı bir şekilde yolumuza çıkarlar. Biz yolumuzu değiştirsek bile bu yolsuzların karşısına bir başkası çıkar. Şayet haklıyı-haksızı ayırt etmesini biliyorsak, buna niyetimiz varsa düşüncelerimizle bile yolsuzla karşı karşıyayız demektir.

Millet olarak hep zayıf ve haklıdan yana olduğumuz için adamsendeci de davranamaz ve bela bizi bulmasa da biz haklıyı savunmak için belayı karşımıza alırız. Maalesef toplum tarafından da “ Husası sana mı düştü, sen kendini ne sanıyon?” diye üstüne üstlük tepki alırız.

Kendimizi de toplumdan arındıramadığımıza göre, bunlarla hep karşılaşırız. Her yerde, bağda bahçede, çarşıda,pazarda, kamu sektöründe, özel sektörde.

Ve yolumuzun yolsuza çatmaması için temennide bulunuruz. İnşallah hiç birimizin yolu yolsuza düşmesin.Yolunuz yolsuza çatmasın…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ