Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,68 / Satış: 5,71
€ EURO → Alış: 6,28 / Satış: 6,31

İnfak Konusunda İnsanın Niyetinin Önemi

Muhsin Özdemir
Muhsin Özdemir
  • 21.07.2013
  • 279 kez okundu

İnfak ta insanın
niyeti Allah’ın rızası, insan sevgisi ve paylaşma arzusu olmalıdır. Niyet
bunların dışında olursa Hak Teâlâ’nın katında yapılan iyiliğin bir değeri
olmaz.

            Niyetin iyi ve güzel olması çok
önemlidir. Hz. Peygamberimiz güzel bir niyetle yapılan az işlerin bile büyük
ecre nail olacağını ifade ettikleri hadislerinden birisinde şöyle
buyurmaktadır. “Mümin kardeşine güler
yüzlü davranman bile senin için bir sadakadır.”

            Sevgiler ve mutluklar paylaşıldıkça
çoğalıp artar, acılar ve ıstıraplar ise paylaşıldıkça azalır. Hepimiz sevgi ve
mutlulukları artmasını keder ve ıstırapların azalmasını isteriz Hem de bunu
sadece kendimiz için değil başkaları için de isteriz. Çünkü imanımızın kemali
bunu gerekli kılar. O halde bir infak ahlakı olan paylaşım ahlakı bizi daha
mutlu kılacaktır.

            İnsanın yaratılışında paylaşma
duygusu vardır. Birisine bir şey verebildiğimiz zaman içimizin ferahladığını,
hafiflediğini hissederiz. Bir şey ürettiğimiz zaman da mutlu oluruz. Demek ki
üretmek mutluluktur tüketmek değil. Bugünün sosyal psikolojisinin verilerine
göre, Mutlu insan kimdir? Sorusunun cevabı; Mutlu insan içinde sevgi olan ve
üreten insandır. Şeklindedir.

            Kur’an-ı Kerimde servet ve refah
düzeyi yüksek olan bazı kimselerin infak konusunda geri kaldıklarından ve
bundan dolayı da sıkıntılara duçar olduklarından bahsedilir.

            İnfak iman ile beraber olduğu zaman
değerlidir. Kalbine iman yerleşmemiş olanlar Allah için harcayamazlar. İnfak
ibadetini yapamazlar. Yapsalar bile, zoraki yaparlar, riya ve gösterişe
saparlar.

            İnfak kapsamı içerisine giren bütün
mali ibadetler ve diğer ibadetler yapılırken kulun niyeti kulluk olmalıdır.
Bunu büyüklenme ve nefsini yüceltme vasıtası yapmamalıdır. Çünkü böyle olunca
manevi değeri olmaz Dini ıstılahta buna “ucub” denir. Yani yaptığı ibadeti çok
büyük görerek, kendisini de büyük görme illetidir. Mesela zekâtını veren bir
Müslüman “ben Allah’ ın çok iyi kuluyum. Bak birçok kişi zekâtını vermiyorken
ben veriyorum diye düşünmemelidir. Bilakis; Bana mülk ve nimetler veren Rabbime
hamdolsun. Ben Malımın üzerindeki yoksulların hakkını ödüyorum. Rabbimin
buyruğunu yerine getiriyorum diye düşünmelidir. Kulluk şuuru denilen şey budur.

            Hz Peygamberimiz devrinde Medine’de
yaşayan ve ekonomik durumları gayet iyi olan bazı münafıklar ve Yahudiler
vardı. Bunlar infak etmezler veya zoraki ve istemeyerek ederlerdi. Bunlardan
bahsederken Yüce Allah Tevbe Suresinin 54 ve 55. Ayetlerinde mealen şöyle
buyuruyor. “Onların verdiklerinin
kabulüne engel olan şey, ancak Allah’ı ve resulünü kabul etmemeleri, Namaza
üşenerek gelmeleri, verdiklerini de istemeyerek vermeleridir. Onların malları
ve çocukları sakın seni imrendirmesin. Allah bunlar ile onlara dünya hayatında
azap etmeyi ve canlarının da kâfir olarak çıkmasını istiyor.”

            Bu ayette de görüldüğü gibi; iman
ibadet ve infak birbirinden ayrılmayan ana unsurlardır. Bunlar beraber bulunur
bulunmalıdır. Bakara Suresinin ilk ayetlerinde de Yüce Allah Müminlerden
bahsederken; ğayba imandan, ibadetten ve infaktan bahsetmektedir.

            “Onlar
ki ğayba iman ederler (görmedikleri halde iman ederler.) Namazlarını dosdoğru
kılarlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği şeylerden infak ederler.”

            Hz Peygamberimizin ifadesi ile her
uzvumuzun sadakası vardır. Halk dilinde de şu güzel sözler bu temelden
kaynaklanmıştır. Denilir ki “Elim gözüm
sadakası, göz hakkı, v.d”
İşte bunlar, yüzyıllardan beri devam ede gelen
bir imanın bir kültürün halkımızın diline yerleşmiş olan ifadeleri ve yansımalarıdır.

            Konu ile ilgili diğer hususları
yarınki yazımızda aktaracağız. Saygılarımla

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ