Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 3,66 / Satış: 3,67
€ EURO → Alış: 4,32 / Satış: 4,34

MANAS DESTANI VE KIRGIZLAR

M. Kıldıroğlu
M. Kıldıroğlu
  • 30.08.2010
  • 719 kez okundu

MANAS DESTANI VE KIRGIZLAR

 

Yrd. Doç. Dr. Mehmet KILDIROĞLU

 

Destanlar bir milletin kültürünün önemli kaynaklarındandır. Bir toplumun, acısını, neşesini, kısaca içinde bulunduğu durumu en güzel anlatan halk ürünleridir. Destanlar halk tarafından ortaya çıkarılmıştır. Çoğunun kim tarafından ne zaman ve nerede söylendiği pek bilinmez. Asırlar boyu dilden dile aktarıldığından dolayı artık ait olduğu toplumun kültürünün ayrılmaz bir parçası olmuştur. Dünyada millet özelliğini taşıyan hemen hemen her toplumun bir destanı veya destanları vardır. Destan, bir bakıma geçmişte olan bir olayın unutulmaması için güzel sözlerle süslenerek bazen şiir biçiminde bazen de mensur şiir biçiminde oluşturulmuştur. Her toplumun destanı olduğunu söylemiştik. Ama günümüz toplumlarının tarihlerini incelediğimizde bazılarında destan geleneğinin hâlâ yaşadığını ve geçmişlerinin destan kültürü bakımından çok zengin olduğunu görürüz. Dünya toplumları içinde Türklerin, Çinlilerin, Yunanlıların, Fransızların, Arapların büyük bir destan kültürüne sahip olduğunu açıkça görmek mümkündür. Bazen aynı destan farklı toplumlarda ufak tefek ayrılıklarla anlatılır. Bazen de yer ve mekân aynıdır, kişi adları ve konu biraz farklıdır. Bu farklılıklar savaşlar ve göçler nedeniyle toplumların birbirleriyle olan ilişkisinden olsa gerektir. Yukarıda adlarını zikrettiğimiz toplumların içinde en zengin destan kültürüne Türkler sahiptir. Şu ana kadar bilinen Oğuz, Türeyiş, Ergenekon, Dede Korkut, Manas , Kılgamış Destanı gibi bir çok destan günümüze kadar ulaşmıştır. Bunlardan başka Altaylılarda, Başkurtlarda, Karakalpaklarda, Kazaklarda, Kırgızlarda, Özbeklerde, Türkmenlerde, Nogaylarda, Tatarlarda ve diğer Türk halklarında yüzlerce küçük destan diyebileceğimiz destanlar vardır. Küçük destanlarda yukarıda adlarını zikrettiğimiz Oğuz ve Manas Destanı gibi büyük destanlardan izler vardır. Yani bu destanlar başka destanlara da kaynak olmuşlardır. Yukarıda bahsettiğimiz destanlardan şüphesiz en önemlilerinden biri Manas Destanıdır. Manas Destanı Kırgız halkının milli destanı olması yanında muhtevası ile bütün Türk dünyasından izler taşımaktadır. Manas Destanının değişik nüshalarında Türk boylarından Oğuz, Kıpçak, Uygur, Kanglı, Ağaçeri, Nogay, Karluk gibi eski Türk boylarından bahsedilmektedir. Destanın bazı nüshalarında Kırgızların Müslüman oldukları belirtilir. Bazılarında ise Şamanizme ait gelenekler, ifadeler olduğu için sonradan İslami düşünceye göre düzenlendiği göze çarpar. Manas Destanı dünya edebiyatının en uzun destanıdır. Üç yüz bin mısradan oluşmaktadır. Manas Destanı Manasçı denilen kişiler tarafından yaratılmaktadır. Bugün Manas Destanının en iyi bilinen nüshaları arasında V.V. Radlof’un derlediği nüsha, Sagımbay Orozbakuulu ve Sayakbay Karalaev tarafından söylenen nüshalardır. Manas Destanının ilk nüshası Kazak âlimi Çokan Valihanov’un derlediği nüshadır. Bu destan Kırgız halkının Çin ve Kalmuklara karşı Manas adlı bir yiğidin etrafında vatanlarını korumak için verdikleri mücadeleyi anlatır. Manas adlı kişiden tarihi kaynaklarda sadece Seyfeddin Aksikendi tarafından yazılan Macmu atut tavarih adlı eserde bahsedilir. Burada Manas Toktamış Han’la birlikte Timur’a karşı savaşan bir yiğittir. Tarihin daha önceki dönemlerinde Kırgızların Manas adlı bir kahramanı olduğu tespit edilememiştir. Bundan dolayı bazı araştırmacılar Manas’ın Hun Kağan’ı Mete Kağan olduğunu, bazıları Göktürk Kağanlığına karşı mücadele eden Kırgız Kağanı Bars Bek olduğunu, bazıları da Uygur Devletini yenilgiye uğratan Kırgız Kağanı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bütün bunlar destanın birkaç katmandan oluşmasındandır. Yani, destanda eski dönemleri çağrıştıran ifadeler de vardır, sonraki döneme ait belirtiler de vardır.

Kırgız tarihçisi değerli Hocam Prof. Dr. Anvarbek Mokeev destanı üç aşamada ele almaktadır. Birinci aşama olarak Yenisey devrini (Eski zamanlardan IX. asra kadar, ikinci aşamasını Altay Devri (IX. asrın ikinci yarısından XV. asrın başına kadar), üçüncü aşama olarak da Tanrı Dağları devrini (XV. asırdan XVIII. asrın sonuna kadar) görmektedir[1].

İkinci aşama olarak kabul edilen IX-XV. asırlar arasında XIV. yüzyılda Kubilay’la, Haydu arasındaki mücadelelerde Kırgızlar büyük ızdırap çektiler. Çin kaynağı Yuan-Şi’nin[2] (1280-1468) verdiği bilgilere göre Kubilay’ın[3] Kıpçak asıllı komutanı Tutuka kendi hakimiyetinde bulunan Kırgızlara karşı çok amansız davranmış, 1292-1295 yıllarında Altay ve Yenisey bölgelerinde ikamet eden Kırgızların büyük bir kitlesini Moğolistan’ın doğu tarafına ve Mançurya’ya sürmüştür. Bu sürgün olayı Manas destanında

«Biröö tentip Altayga

Biröö tentip Kangayga

Biröö tentip Erenge,

Biröö tüşüp ketti Terenge»[4] mısralarıyla ifade edilmiştir. Aynı ifadeyi teyit edici bilgiler Yuan-şi’de de bulunmaktadır.[5] Gerçekten de Kırgızlar, tarihîn bu döneminde Manas destanındaki bu parçada söz edilen Hangay’a Moğolistan içlerine ve İran’a sürgün edilmiştir. Aslında, Çin kaynağı Yüan-şi’de Yuan İmparatorluğu ile Kırgızların mücadeleleri anlatılmıştır.

Manas destanını geçirdiği evreleri göz önüne almadan belli bir devre yerleştirmek mümkün değildir. Destanda yukarıda belirttiğimiz gibi hem en eski dönemlerin, hem de yeni dönemlerin izleri fark edilmektedir. Bize göre bu destanın tarihî Kırgız tarihî kadar eskidir. Zaman zaman karışıklık da olsa Kırgız tarihînin ve kültürünün sosyal yaşantısının adeta bir ansiklopedisidir.

Manas Destanı’nda geçen İt eli, Ögüs Kan eli, Ergeç eli, Kırgızların komşularıyla olan ilişkilerini yansıtması bakımından önemlidir[6]. Manas Destanı’nın Sagımbay Orozbakuulu nüshasında Oğuz Han’dan Manas’ın atalarından biri olarak bahsedilmektedir[7]. Oğuz Han’ın Kırgızlarla olan ilişkisini “Oğuz” ve “Manas” destanlarından da fark etmek mümkündür. Oğuz Destanı’nda Kıpçak, Kanglı, Kalaç, Karluk gibi boylara isim verilişini anlatan bölümde Kırgızlar hakkında hiçbir şey söylenmemektedir. Hiçbir şey söylenmemesinin sebebi Oğuz Han’ın ve destanı yaratan yazarın Kırgızları kendi halkı, kendi boyu olarak görmesinden olsa gerektir. Bu sebeple Oğuz Destanlarında Kırgızlar hakkında çok söz edilmemiştir. Oğuz Destanının Ebulgazi nüshasında Kırgızlar, Oğuz Han’ın neslinden olan diğer anadan olan halklardandır.

Bu destan hangi döneme ait olursa olsun, atalarımızın bazı meziyetlerini, özelliklerini anlattığından dolayı bütün Türk Dünyası için önemlidir. Kırgız halkı da bu destana gereken önemi vermektedir. Manasçılık geleneği Kırgızlar arasında günden güne gelişmektedir. Kırgızlar için Manas Destanı Kur’an-ı Kerim’den sonra en değerli eserdir. Kırgızistan’da bir kişi evlendiği zaman ona Manas Destanı kitabı hediye ediliyor. Düğünlerde Manasçılar tarafından destandan bölümler okunur. Bütün bunlar Kırgızların Manas Destanına ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir.


 



[1] A.M. Mokeev, “Tarih ve Manas”  XII. Türk Tarihi Kongresi Bildirileri, C.II, Ankara, 1999,  s. 422.

 

[2] Kırgızdardın cana Kırgızstandın tarıhıy bulaktarı,  C.II , Bişkek, 2003, s. 64-65.

[3] Bütün Çin’i hâkimiyeti altına almış ilk yabancı olan Kubilay, Moğol imparatorluğunun diğer kısımlarının (Kıpçak, doğu ve batı Türkistan, İran ve Moğolistan) idaresini de kendi elinde tutmuştur.

[4] Manas, I.Kitep, Frunze, 1958, s. 8.

[5] Yuan-şi, Yüan Sülalesinin tarihinin 17. bölümünde 1293 yılında Kubilay’ın sürgün asker olarak 700 aileyi Hesihe’ye yerleştirdiği, 18. bölümünde 1295 yılında Altay Dağlarında yaşayan Kırgızların Şandun’a göçürülüp, onlara tarım arazisi, birkaç boğa ve buğday verildiği yazılmaktadır. (Kırgızdardın cana Kırgızstandın…, C.II, s. 62)

[6] Manas Destanı’nın Kökötöy’ün Aşı bölümünde Bokmurun’un dört tarafa gönderdiği elçilerinin birine söylediği aşağıdaki sözler, Kırgızların güney ve kuzey taraflarında yaşayan halklar ile de sıkı ilişki içinde olduklarını göstermektedir:

  Smarkanda Kan Koyon

Aga cetip kabar ber

Andan arı sen barsan

Ergeç eli it eli

Aga cetip kabar ber” (Manas, A.g.e., s. 679). Burada İt eli sözü ile kuzey halkları kastedilmektedir.

[7] Sagımbay Orozbakuulu’nun nüshasında destanın giriş bölümünde Manas’ın atalarından söz edilmekte ve kısa bir şecere verilmektedir: “Andak Ansar, Aglan Akbar, murunkulardan kalgan sözö. Azreti Mukambet Mustapa salaleyhi galayhi vasalamdan tört cüz cetimiş beş cıldan sonra Türk elinen, Türkistan cerinen Karakan, Oguz Kandan kiyin Alança Kan boyundan Baygur, Uygur bolgon eken”. Bu mısralarda “Andak Ansar, Aglan Akbar eskilerden kalan sözdür. Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu aleyhi vesselamdan dört yüz yetmiş beş yıl sonra Türk halkından, Türkistan’dan Karahan, Oğuz Han’dan sonra Alança Han boyundan Baygur ve Uygur çıkmıştır” denilerek Manas’ın ilk atalarından birinin Oğuz Han olduğu belirtilmektedir. (Manas Kırgız elinin baatırdık eposu, I. Kitep, Bişkek, 1995, s.78-79). Buna benzer bir şecere Manas Destanı’nın Radlof tarafından yayınlanan nüshasında da bulunmaktadır. Radlof nüshasında “Böyön Han’dan Kara Han, Kara Han’dan Cakıp Han, Cakıp Han’dan Manas Han şeklinde verilmiştir. Burada geçen Çayan, Böyön (Bayan), Kara Han gibi isimler Oğuz Destanı, Manas Destanı ve Hanname’de de geçmektedir. Böyön (Bayan) ismi eski Bulgar Hanlarından birinin adı olarak ve Rusların Kıpçak Rus mücadelelerini anlatan İgor Destanında da geçmektedir. Bu bilgiler aslında Türk destanlarının kaynağının aynı olduğunun da bir delilidir. Burada önemli olan hangisinin daha eski olduğunu tespit edebilmektir. Bize göre Oğuz ve Manas destanının ilk katmanı Hun devrinde gerçekleşmiştir.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ