Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,68 / Satış: 5,71
€ EURO → Alış: 6,28 / Satış: 6,31

KURBANIN TARİFİ VE TARİHÇESİ

Muhsin Özdemir
Muhsin Özdemir
  • 20.09.2013
  • 370 kez okundu

Kelime
manası olarak kurban, yaklaşmak, yakınlaşmak ve Allah’a manevi yakınlık
sağlamaya yarayan fiil ve faaliyet anlamına gelmektedir.

Dini
bir terim olarak ise, ibadet maksadıyla belirli bir zamanda, belli şartları
taşıyan, hayvanı kesmektir. Veya bu şekilde kesilecek olan hayvana verilen
isimdir.

Kurban
edilebilen hayvanlar, koyun, keçi, sığır ve devedir. Bunlar Kur’an ayetleri ile
belirlenmiş olup erkeği veya dişisi fark etmez.

Küçükbaş
hayvanların bir yaşını doldurmuş olanları, büyükbaş hayvanların ise iki yaşını
doldurmuş olanları kurban olur.

Çeşitleri
itibarıyla, kurban bayramında kesilen kurbana “udhıyye” denir. Hacda kesilen
kurbana ”hedy” denir. Bunun dışında adak kurbanları, hacda işlenen ihram
yasaklarına keffaret olması için kesilen “ceza kurbanı” gibi çeşitleri vardır.

Kurban
insanlık tarihi ile başlamış bir ibadet şeklidir. Kur’an-ı Kerimde Hz. Âdem’in
iki oğlunun kurbanından bahsedilir.

“(Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun
haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden
kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen,
“Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah ancak
kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti.”

(Maide.27)

Buradan
anlaşıldığına göre kurban bir ibadet şekli olarak ilk insanlardan beri devam
ediyor. Yine ilk insandan beri Allah kendisine karşı gelmekten sakınanların
kurbanlarını kabul ediyor.

                Bir başka ayette de ilahi dinlerin hepsinde kurban
ibadetinin gerekli olduğuna ve kurban ibadetinin anlamına işaret edilmiştir.

 “Her
ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini
ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır.
Şu halde yalnız ona teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!

Onların etleri ve kanları asla Allah’a
ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır.
Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden
dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.”
(Hac.34,37)

Bu
ayetler dikkatlice okunduğu zaman kurban ibadetinin anlamı, hikmetleri ve
maksadı anlaşılabilmektedir.

Allah
insanı yarattıklarının pek çoğundan üstün kılmış ve diğer canlıları
insanoğlunun kullanımına vermiştir. Ancak Canlıların kurban olarak veya ihtiyaç
için kesilmeleri gerektiğinde, üzerlerine Allah’ın adının anılmasını
emretmiştir.

Buradan
şu anlaşılır. Ey insan! Allah’ın verdiği canı alabilmen için Allah sana müsaade
etmiştir. Ama bunu ancak O’ndan izin alarak, O’nun adına yapabilirsin. Onun
için bir canlıyı keseceğin zaman Allah’ın adını anarak, O’nun adına kes. Onu ve
seni Yaratanı unutma!

Ayrıca
Hz. İbrahim’in kurban hikâyesi Kuran’da anlatılmaktadır. Hz İbrahim Allah’a
yalvarır ve evlat ister. Hatta evladını Allah yolunda kurban edeceğine dair
adakta bulunur. Allah Teâlâ daha sonra Hz. İbrahim’e bu adağını hatırlatır.

Bu
olay Kuran’da şöyle geçer.

 “Çocuk
kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben
rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da,
“Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden
bulacaksın” dedi. Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip,
İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik:
Ey İbrahim! Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik
yapanları böyle mükâfatlandırırız. Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır. Biz,
(İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.”
(Saffat.
102-107)

Hz.
Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyuruyor. “Kurban kesiniz. Kurban atanız İbrahim’den beri devam eden bir
sünnettir.”

Bu
ayetten anlıyoruz ki, Allah’a verilen söz mutlaka tutulmalıdır. Ancak Allah’a
verilen söz yine Allah’ın izin verdiği şekilde yerine getirilmelidir. İbrahim
peygamber oğlunu kurban etmek istedi, ancak Allah Teâlâ insandan kurban
kesilmesini kabul etmedi. Babanın evladını kurban etmesine izin vermedi.
İnsanın yerine kurbanlık hayvanı İbrahim peygambere verdi.

Herhangi
bir kimse oğlunu veya kızını Allah yolunda kurban edeceğini adamış olsa, ona
bir küçükbaş hayvan kurban etmesi gerekir.

Cahiliye
devrinde müşrik Araplar putlarına kurban keserlerdi. İşlerinin iyi gitmesi için
adakta bulunurlardı. Ancak ne gariptir ki adadıkları bu kurbanların etlerinin erkeklere
helal kadınlara haram olduğuna inanırlardı.

Tarih
boyunca ilahi bilgiye dayanmadan, insanların kendi uydurdukları ve din kabul
ettikleri gelenekleri hep onları yanıltmıştır. ”Uydura geldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır.”
(Al-i İmran.24)

Hz
Peygamberimizin dedesi Abdulmuttalip’in de oğullarından birini Allah’a kurban
adadığı ve kura çekerek kurbanlığı belirlemeye çalıştığı ve kuranın Resulullah
efendimizin babası Abdullah’a çıkması üzerine, onun yerine deve kurban ettiği
bilinmektedir. Bundan dolayıdır ki bir defasında Hz. Peygamberimiz nesebinin
dayandığı Hz İsmail’i ve Babası Abdullah’ı kasdederek “Ben iki kurbanlığın oğluyum.” Demiştir.

                İnsanlık
tarihi boyunca semavi dinlerde olduğu gibi insanlar tarafından geliştirilmiş
olan batıl dinlerde de kurban bir ibadet şekli olarak benimsenmiş, mabetlerde
ve sunak denilen yerlerde tanrılara veya putlara kurbanlar adanmıştır.

Günümüzde
Yahudilerde kurban ibadeti yoktur. Önceden Yahudilikte kurban
vardı. Kurbanlar mabede sunulurdu. Mabede sunulan bu kurbanların kanlarının
günahları temizleyeceğine inanılırdı. Mabedin yıkılmasından sonra Yahudilerce kurban
ibadeti askıya alınmıştır. Günümüzde Yahudiler, günahlarından arınmak için
horoz veya tavuk kurban eder, etlerini fakirlere, ihtiyaç sahiplerine
komşularına dağıtırlar.

               Hıristiyanlıkta
kurban ibadetinin anlamı ve şekli bir hayli değişikliğe uğramış olduğundan asıl
mecrasından
dışarı çıkarılmıştır. Hıristiyanlar, ilk insanın cennette Allah’a isyan ederek
yüklendiği asli günahının keffareti olarak İsa’nın çarmıha gerilme hadisesini,
Tanrı’nın ilk insana ait asli günahın kurbanı ve keffareti olarak görmüşlerdir.
Bundan dolayı da ayrıca bir kurban ibadetine ihtiyaç duymamışlardır.

İslam’da
kurban ibadeti Hz. Peygamberimizin tatbik ettiği gibi uygulanmaktadır. Dini
kaynaklardan Hz. Peygamberimizin Medine devrinin ikinci yılından itibaren her
sene bir veya birden fazla kurban kestiğini biliyoruz.

Kurban
Hz. İbrahim ve oğlu İsmail’in Allah’a teslimiyetinin hatırasının tazelenmesi ve
kurban kesen Müslüman’ın da aynı fedakârlığa hazır oluşunun ifadesidir. Hak
yolunda yapılan mali fedakârlığın bir göstergesidir. İşte bu sebeplerden dolayı
kurban asırlardan beri devam eden bir gelenek değil, bir dini vecibedir. Amaç Allah’a
ibadettir ve Allah’ın rızasına erişmeye çalışmaktır.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ