Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,68 / Satış: 5,71
€ EURO → Alış: 6,28 / Satış: 6,31

MÜLKİYET HAKKI

Muhsin Özdemir
Muhsin Özdemir
  • 01.08.2014
  • 1.216 kez okundu

İslam’a göre kişinin temel hak ve hürriyetleri içerisinde mülkiyet hakkı da vardır. Halk arasında söylenile gelen “Dünyada mekân, ahrette iman” sözü bunun yüzyıllardan beri halkımızın içinde benimsenen bir hak olarak var olduğunu göstermektedir.

            Tabiatımızda yaratılıştan var olan ve bizi insan yapan üç temel ihtiyaç vardır. Bu üç temel ihtiyaç insanı meleklerden ayırır. Bu ihtiyaçları konusunda ilahi imtihana tabi tutulur. Bunlara “masiva” adı verilir. Allah’ın dışındaki şeyler anlamına gelir. SERVET ŞÖHRET VE ŞEHVET ihtiyaçlarıdır.

            Allah bu ihtiyaçların yok edilmesini değil, terbiye edilmesini emretmektedir. Bir kişinin işlediği bütün günahlar bu üç maddeden birisi ile ilgilidir.

            Bu ihtiyaçlardan birisi olan mülk edinme ihtiyacının belli şartlara bağlı olarak yürümesi lazımdır. Kayıtsız şartsız mülk edinme hırsı İslam prensipleri bakımından doğru değildir.

            Sözünü ettiğimiz şartlar şunlardır.

            a.Mülk edinme ihtiyacı hayatın temel gayesi haline getirilmemelidir. Bu ihtiyaç hırs haline dönüşürse, birçok felaketlere sebep olur. Bugün dünyada Müslümanların sıkıntılarının temelinde bu cinsten ihtirasların var olduğu inkâr edilemez. İçinde bulunduğumuz durumda birileri her gün zenginliğine zenginlik katarken, birileri de her gün biraz daha yoksullaşmaktadır. Hz Muhammed Mustafa’nın insanlık âlemine tebliğ ettiği Allah’ın son dininin toplumları getirdiği nokta bu olmamalıydı.

            b.Mülk edinmek caiz olmakla beraber sınırsız değildir. Mülk Allah’ındır. Prensibinden hareket ederek, mülkün gerçek sahibinin unutulmaması, sahip olduğumuz maddi değerlerin sadece kendimiz için değil, toplum için olduğu bilincine varmak lazımdır. Hz. Peygamber ve onun ashabı bu bilinçte idiler. Sonradan, Hz. Osman’ın hilafetinin ikinci yarısından itibaren bu konuda problemler baş gösterdi. Huzursuzluklar ortaya çıkmaya başladı. Gelinen noktada ise, İslam ülkelerinin milli gelirlerinin %95 i %5 lik bir azınlığa ait iken, % 5 lik kısmını da %95 lik çoğunluk paylaşmaktadır. Bunu doğurduğu sıkıntılar da ortadadır. Mesela bugünlerde içimizi kanatan Gazze katliamı var. Eğer Petrol Şeyhleri Amerikan bankalarındaki paralarının üçte birini çekecek olsalar. İsrail Filistin’e saldıramaz.

            c. Mülk asıl sahibinin rızası dışında ve diğer insanların zararına işletilemez. Bu mülkün sahibi benim istediğim şekilde kullanırım diye düşünmek doğru değildir. Bilakis mülk sahiplerinin kendi menfaatleri ile beraber toplumun menfaatlerini de düşünmeleri icap etmektedir. Özellikle kamuya ait olan mülklerin korunup kollanması esas olmalıdır. Bazen görüldüğü gibi kamu arazisinden bir karış çalabilmenin marifet sayıldığı yerlerde İslam’ın güzellikleri kendini göstermez.

            d. Mal ve mülk üzerine terettüp eden Mali ibadetlerin yerine getirilmesi şarttır. Mali ibadetler kişiye paylaşım ahlakı kazandırır. Allah’ın emridir.

            Bir ülkenin tüm mülkü tek bir kişinin ya da ailenin olması Hz. Peygamberin sünnetinde yer bulamaz. Tarih içinde dilden dile dolaşan ve bugün için yanlış olan bir deyiş daha vardır. O da “Mülk Allah’ın ülke padişahın” sözüdür ki bunun doğrusu, “Mülk, yaratıcı kudret olan Allah’ındır. Mülk olarak elde edilmiş olan vatan topraklarından oluşan ülke ise vatandaşlarındır.” olması lazımdır. Diye düşünüyorum.

            Sözlerimizi bir Ayet-i Kerime’nin bir cümlesinin meali ile bitirelim. Yüce Allah buyurdu:

            “Emek harcayarak helalinden kazanıp elde ettikleriniz sizin lehinize değerlendirilecek, Sizin katkınız olmadan başkalarınca kazandırıldıklarınız ise aleyhinize derlendirilecektir.”

            Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

            Muhsin ÖZDEMİR

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ