Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 7,38 / Satış: 7,41
€ EURO → Alış: 8,96 / Satış: 8,99

NOKTADAKİ VARLIK NÜKTESİ

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 09.12.2010
  • 585 kez okundu

NOKTADAKİ VARLIK NÜKTESİ

Hayat, yaşadığımız sürece sürekli olarak bir çizgi üzerine, her an koyduğumuz noktalardan ibarettir. Bu noktaların bileşkesi, hayatta niçin veya nasıl yaşadığımız sorusunun cevabı olacaktır. Dolayısıyla hayat serüveninde hızla akmakta olan insan, noktaları, koyması gereken yere koymaya dikkat etmelidir.

İnsan, aslında tek bir noktadan ibarettir. Tek nokta, insana akan bütün yolların birlikteliğidir, dolayısıyla insan tam bir sentezdir. Necip Fazıl, “Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.” diyorsa da, bu ikilik Yüce Rabbimizin rahmetiyle bir noktanın derununda tekliğe/vahdete dönüşebilmektedir.

Evet, insan nûr ve zulmet kanallarından gelecek olanlarla yaşamakta veya imtihan olmaktadır. Ancak her an imtihan içerisinde olduğu şuurunu yaşayabilen ve böylece dünya imtihanını aşabilme lütfuna erebilen kâmil insanlar, iyiliğin ve kötülüğün insan için anlamının sırlarına vâkıf olabilirler.

Berrak sular da, kirli sular da, büyük bir okyanusta kaybolup gitmiyorlar mı? Besmele, noktası olan ‘be’ harfiyle başlar. Gerek mektup kâğıdına, gerekse herhangi bir çalışma kâğıdının bir köşesine, önce bir nokta konularak yazmaya-çizmeye başlamak gibi bir geleneğimizin olduğunu hatırlamalıyız. Her şeyin başı ve özü bir noktadır. Varlığın nüktesi noktaya yüklenmiştir. Öyleyse noktayı bilmeden nükteye âşina olunabilir mi?

İnsan her yaşta öğrendikleri, yaşadıkları ve hissettikleriyle hayat çizgisinin varoluş noktalarını oluşturmakta ve ilmin özü olan noktadan farklı doğrultularda da olsa nice çizgiler inşa etmektedir. Bizler de birer noktayız; hissettiklerimiz ise bu noktanın açılımları…

Ancak noktamızın çapı ne kadardır, hiç düşündük mü? Kapısında insanları hemen kabul etmeyen alime bir velî gelir ve “Allah’a nispetle Peygamberin konumu nedir?” diye sorar. Alim, bu soru karşısında hatasını hissedercesine susmayı tercih eder. Velî cevabı kendisi verir: “Büyük dairede bir nokta! Ya senin Peygambere göre konumun nedir ki?”

Yunan efsanelerinde yer alan, “Aşil’in Topuğu Hikâyesi”nde bahsedilen ve kendini kral kabul eden kişinin zaafı olan topuktan öldürülmesi gibi, günün birinde bizi sigaya/ sorguya çekecek bir kişiyle karşılaşmadan önce, hangi nokta/ları temsil ettiğimizin veya varoluşa hangi noktaları eklediğimizin farkına varmalıyız. Bunu başaramıyorsak, zaaf noktalarımızı onarıp varoluşun nüktesini kulaklarımıza fısıldayacak bir büyüğün izini aramalıyız. Varoluşta her şey bir noktada dürülmüş değil midir? Bundan dolayıdır ki, Hasan Sezayi Gülşenî hazretleri gibi Allah dostlarının ve şairlerimizin nokta gazelleri, irfânî edebiyat geleneğimizde önemli bir konuma sahiptir. Çünkü nokta, Hakikat-i Muhammedî’ye giden yolun başlangıcı olarak düşünülmektedir. Seyyid Muhammed Nur hazretlerinin “Noktatü’l-Beyân” isimli kitabı, bu anlamda şaheserdir.

İnsan ve hayat iki noktadan ibarettir. Birbirine çok yakın olan bu iki nokta, doğum ve ölümdür. İnsan doğduğu an, aslında ölmüştür; öldüğü an ise yeniden doğmuştur! Yaratılışa dikkat edilirse, ‘bitiş’in olmadığı, kâinatta sürekliliğin olduğu görülebilir. Lütfi Filiz’in “Fânî Dîvânı”ndan okuduğu şiirlerden veya bu şiirlerden oluşan ilahi albümlerine “Noktanın Sonsuzluğu” başlığını koyması, ufka varıldığı zannedilen noktada açılan yeni ufukları bizlere hatırlatmaya vesile olabilir. Açılan yeni bir ufuk, herhalde öncekinin aynısı olmayacaktır; belki öncekini de kuşatmakla birlikte, bu ufuk hayat idrakimizi daha da genişletecektir.

de. var.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ