Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,68 / Satış: 5,71
€ EURO → Alış: 6,28 / Satış: 6,31

ÖFKE GELİRSE MERHAMET KAYBOLUR

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 06.02.2012
  • 548 kez okundu

Öfkelendiğimizde çoğu zaman ne yaptığımızın farkına bile varamayız. Öfke bizi esir almaya görsün… O çok sevgili erdem, hani o Rahman sıfatının tecellisi olan merhamet duygusu, kırarcasına kapatıp kalbimizin kapılarını, terk eder gider benliğimizi. Ardında hiçbir iz bırakmadan hem de. Ve işte o zaman korkulur bizden; öfkemizle baş başa kalmışızdır.

Medeni ve edep sahibi insanlar, kendilerine haksızlık yapılan bir ortamla karşı karşıya geldiklerinde tartışıp öfkelenmek yerine, sorunu güzel bir üslupla ve akılcı bir yöntemle çözmeye çalışırlar. Böyle erdemli kişiler toplumda hemen kendini belli ederler ve takdir görürler.

Fakat canlarını sıkan her olumsuzlukta tartışmaya girmeyi gelenek haline getirmiş insanlar da vardır. Problemlerin yalnızca tartışarak çözülebileceğini sanırlar. Üstelik deşarj olmuş hissederler kendilerini, birilerine bağırıp çağırınca. “Oh, içimdekini döktüm, rahatladım!” derler. Oysa öfke krizinden kurtuldukları anda onları pişmanlık ve vicdan azabı bekler. Zira o kişiyle tekrar yüz yüze bakmak oldukça yüz kızartıcıdır ve muhatabına sarf ettiği kırıcı sözler bir bir çarpar yüzüne insanın. Dönüşü yoktur bunun, ağızdan çıkan söz oktan çıkmış yay gibidir. Toprak testi kırılmıştır artık, eski haline dönemez, en kuvvetli tutkal ile yapıştırılsa dahi ortadadır bir zamanlar kırılmışlığın izleri…

Tartışıp kalbini kırdığımız insanı bir daha görememe ihtimalimiz ne kadar yüksektir oysa bir hesaplayabilsek… Kendisinden helallik alamama olasılığımız hiç mi huzursuz etmez bizi? Dilimizin ucuna geleni hiç tereddüt etmeden kelimelere döküvermemiz, karşımızdakine hissettiğimiz tüm kızgınlığımızı ve bir köşede biriktirdiğimiz tüm kırgınlığımızı oracığa öylece boşaltıvermemiz hiç mi sızlatmaz vicdanımızı? Malum, dil yarası demişler adına; yaralanır gönüller. Hiçbir merhem de iyi etmez bu yarayı üstelik.

Biz en iyisi dilimize sahip olalım, dilimizi tutalım. İşimize gelmediğinde, çıkarımıza dokunduğunda hemen ağzımızı açıp dil yarası açmayalım. Her yara geçer, dil yarası geçmez, mutlaka ve mutlaka nükseder, karşımıza çıkar.

““Sen gerçekten bu adamdan bu hareketlerin sadır olacağına inanıyor musun?” sorusuna “Vallahi ben de inanmıyorum ama falancanın dolmuşuna bindim, bilmiyorum hakkını nasıl ettireceğim?” diye kara kara düşünmektense dilimizi tutalım en iyisi, keşke dilinizi tutsaydınız da, başkasının dolmuşuna binmeseydiniz de, helallik istemek zorunda kalmasaydınız? temennilerine muhatap olmaktan Alla (cc)a sığınırız. Hoşça kalın.   

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ