Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

Rusya’nın Türkiye kuşatması yarılabilir mi?

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 16.12.2015
  • 307 kez okundu

Türkiye
Rusya tarafından addım adım kuşatılıyor. Bunu görmemek mümkün değil. Sovyetler
Birliği dağıldıktan sonra Rusya Federasyonu ile çokta uzun olmayan bir deniz
sınırdaşlığımız vardı. Gürcistan sınırından Kırıma kadar olan bir sahil
kalmıştı Rusya Federasyonu’na. Putin, devlet başkanı olduktan sonra, Sovyetler
Birliğinden devralınan enkaza dönüşmüş “hasta adam”ı ayağa
kaldırma çabalarında kısmen başarılı olmuş ve bu başarıyı da kendi lehine
çevirmesini sağlamıştır. Bu kişisel başarıda Putin’in arkasına aldığı en büyük
ekonomik güç, Petrol ve Doğalgaz gelirleriydi. Ukrayna krizi zirve yapmadan
önce ham petrol fiyatının 128 dolarlara kadar çıkması; Ukrayna ve Türkiye
üzerinden hem Ukrayna ve Türkiye’ye hem de Avrupa’ya fahiş fiyatla pazarlan Rus
Doğalgazı, Rusya Federasyonu hazinesine devasa bir parasal güç sağlıyordu.
Petrol ve Doğalgaz’a paralel olarak Rus ekonomisin besleyen iki kalem daha
vardı ki, bunları da dikkate almadan o deasa güç birikimin analiz etmek eksik
olur. O çokça bahsedilmeyen kalemlerden biri Rusya’nın halen küçümsenmeyecek
boyuttaki silah ihracatı ve ikincisi de tahıl ihracatıdır. Bu iki ihraç
kaleminden elde edilen milyar dolarlık kazancı Petrol ve Doğalgaz gelirlerine
ilave ettiğimizde, Putin’in nasıl bir güç elde ettiğini ve neden “güç
zehirlenmesi”
ne maruz kaldığını daha açık görmek mümkün. Putin’in
içinde bulunduğumuz gerilim sürecinde “sivilceli ergen atarları”na
sevkeden psikoloji, bu devasa güç birikimi.

Rusya’nın
parmakla sayılabilecek birkaç dostunun dışında tüm dünya devlet liderlerinin
ittifak ettiği durum tespiti, Putin’i bir megaloman/psikopata dönüştürenin bu “güç
zehirlenmesi” olduğu yönünde. Hafızalarımızı yokladığımızda, önce Avrupa
birliği ve NATO’ya göz kırpan Gürcistan’ı terbiye etti, kıpırdayamaz hale
getirdi. Sonra Ukrayna’yı parçaladı, Ukrayna’ya bağlı Kırım Özerk
Cumhuriyeti’ni 16 Mart 2014 tarihinde yaptırdığı göstermelik bir referandum
(%83 oranındaki katılım sonucu; Kırım’da %96.77, Sivastopol’de
ise %95.6 oranında Rusya’ya bağlanmak yönünde çıkan oy)’la ilhak etti. Eş
zamanlı olarak Rusya yanlısı ayrılıkçıların bulunduğu Ukrayna’nın doğu cephesinde
kendine bağlı tampon bir bölge oluşturdu. NATO’nun ve Birleşmiş Milletler’in
seyretmekle yetindiği bu yayılmacı politikasını şimdi de Suriye’nin Akdeniz’e
bakan Tartus ve Lazkiye bölgelerini tahkim ederek devam ettiriyor. Daha üstüne
üstlük, ABD ve AB’nin şımarık çocuğu Güney Kıbrıs Rum kesiminden de bir askeri üs
istediği ve Rum yönetiminin bu isteğe sıcak baktığı haberleri geliyor.

Sonuçta
tüm bu olup bitenler çeşitli yönleri ile en çok bizi ilgilendiriyor. Putin’in
asırlar ötesine dayanan, Rusların “sıcak denizlere inme”  hayalini gerçeğe dönüştürmek için son birkaç
adım kaldı. Önündeki tek engel Türkiye. Sırf “hır çıkarmak” için
Türkiye’nin sinir uçlar ile oynadı ve savaş uçağının düşürülmesi için çok açık bir
kumpasla, kendine haklılık payı sağlayacağını düşündüğü komplo projeyi hayata
geçirdi.

Türkiye’nin
coğrafi konumunu komşu ülkelerle birlikte gözümüzün önüne getirip nasıl bir
kuşatma projesi ile karşı karşıya olduğumuza baktığımızda, manzara oldukça
ürkütücü. Kuzeyden doğuya, doğudan güneye; Kırım, Rusya Federasyonu, Gürcistan’dan
ilhak edilen Abhazya ve Güney Osetya, Ermenistan ve Ermenistan eliyle Dağlık
Karabağ, Hazar denizi, İran, Suriye, uluslar arası Akdeniz suları ve Kıbrıs Rum
kesiminde –şimdilik- son bulan bir kuşatma halkası/kuşağı ile çevrelenmekte
olduğumuz açıkça görülüyor. Bu çemberdeki askeri üslerini her geçen gün ölümcül
silahlarla tahkim eden Putin’in yapacağı bir çılgınlık, kendisi ile beraber
bölgemizde onarılması onlarca yıl alacak yıkımlara sebep olacaktır. 

Amacım,
karamsar bir tablo çizmek yada korku psikolojisine malzeme üretmek değil;
içimizde bulunan Rus sempatizanlarının Putin ve Rusya’yı “iyi komşu”
gösterme kurnazlığına farklı bir pencereden bakmamız gerektiğini not etmek. Bir
de, “İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin
Allahım?”
ilahi fermanına sığınıp ona göre kavli ve fiili duaya
sığınarak saftaki yerimizi almak.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ