Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,31 / Satış: 6,34

Geçmişten Bir Parça…

Mustafa Özipek
Mustafa Özipek
  • 02.10.2014
  • 358 kez okundu
Geçmişten Bir Parça…
80’li yıllardı. Henüz ortaokula giden başarılı öğrenciydi. Yazları hem ailesine küçük de olsa katkıda bulunmak, hem de harçlığını çıkarmak amacıyla çarşı içerisinde bir tuhafiyecide çalışmaya başladı. Çalıştığı yerin hemen arka sokağında İlçe Halk Kütüphanesi olduğunu öğrenmesiyle gidip üye olması hızla gerçekleşti. Çocuk Kütüphanesini biliyordu, sıklıkla gidip, haftalık çocuk dergilerini, maceralarla dolu çocuk kitaplarını okurdu. Şimdi üye olduğu yerse daha bir değişikti. Artık gençliğe adım attığı yıllarda çocuk kütüphanesine gidecek değildi ya?
Çalıştığı tuhafiye, şehrin pazarının kurulduğu gün hariç fazla hareketli değildi ve bu sakin günler onun için bulunmaz fırsattı. Ödünç kitap servisinden aldığı Abdullah Ziya Kozanoğlu, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Agatha Kristie, Victor Hugo ve daha birçok Türk ve Dünya klasiği sayılabilecek kitabı bazen aynı gün bazen de ertesi gün bitirip yenisiyle değiştiriyordu.
Bu serüven iki yaz ve takip eden yıllarda da devam etti. Kütüphanede çalışanlardan birinin akrabası olması, o mekânı benimsemesini de sağlamış, boş vakitlerinde ve hafta sonlarında kütüphanenin personeliymiş gibi orada vakit geçirir hale gelmişti. Kompozisyon yarışmalarında dereceye giriyor, hayata ve dünyaya dair genel bilgileri hızla artıyordu.
Gün geldi lise eğitimine devam etmek için başka bir şehre taşındı. Ardından gelen üniversite yılları. Ama ondaki kitap sevgisi ailesinin pek hoşuna gitmiyordu. Fazla belli etmeseler de harçlığını kitaba yatırmasından, evin bir kütüphaneye dönmesinden, kitapların raflara sığmayıp kolilerde sağda solda olmasından rahatsızlardı. Olsundu, o kitaplarla mutluydu.
Bitirdiği bölümle ilgisi olmasa da aile mesleğine devam etti ve ticaretle uğraştı. Ama okumaktan hiç vazgeçmedi. Bu arada o eski kütüphane binası yerini daha büyük ve daha çok kitap bulunan yeni bir binaya bırakmıştı. Eskisi kadar, hatta hiç gitmiyordu kütüphaneye. Evlendi, çocukları oldu. Eşinin ve çocuklarının da kendisi gibi kitap kurdu olmasını çok arzu etti ama pek umduğu gibi olmadı. Her yeni kitap alınışında “yine mi kitap?” ve “baba, bu kitapları satsak araba parası çıkar mı?” sorularına muhatap oluyordu. Bununla birlikte ailesini çok seviyordu ve bu sevgi karşılıklıydı, herkes mutluydu.
Ticaret hayatını sonlandırıp memuriyete başladığında, kütüphanede çalışmak ona bir hayal gibi gelirdi. Ama işte altı sene sonra, kurum değiştirip kütüphaneye gelmişti. Kütüphaneci değildi ama bir kitapseverdi. Bazen bir kitabı kaydetmesi uzun zaman alabilirdi, çünkü kaydederken okumaya başlamak, kitabın içini incelemek onun için zevkti. Kütüphaneciliğin avantajlarını kullanıyor, yeni gelen kitapları bir gecede okuyup alacak olan üyelere kitap hakkında bilgi verebiliyordu.
Tek başına olmak, kütüphanenin eski hareketli günlerinden uzak kalmak belki zor oluyordu ama işte yeni bir fırsat ortaya çıkmıştı: Kütüphane ve internet. Artık sadece kitap almak veya iade etmek için değil, araştırma ve ödev yapmak, sınavlara müracaat etmek, masum oyunlar oynamak için de genç yaşlı insanlar kütüphaneye akın ediyordu. Özellikle öğleden sonralar bayağı hareketli bir hale gelmişti.
Bakanlık tarafından uygulamaya konulan yeni proje sayesinde, yıllardır kütüphanenin yerini bile bilmeyen insanlar gelip kendileri ve çevreleri için bir şeyler yapacaktı. Kitap için gelenler internetten, internet için gelenler de kitaplardan faydalanacaktı. Ve böylece belki de kütüphaneler toplum içerisinde olması gereken yere geleceklerdi. Hep söylemişti; okumadan olmaz…
Selam ve Dua ile…
YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ