Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,91 / Satış: 5,93
€ EURO → Alış: 6,51 / Satış: 6,54

Hüzün…

Mustafa Özipek
Mustafa Özipek
  • 13.02.2015
  • 1.585 kez okundu

Çiçek, böcek, sevgi, aşk, kar yağışı, kış, güzel manzaralar, kapanan yollar, sıcak yuvalar, giyecek paltosu-botu olmayanlar, vs.…. Bu liste uzayıp gider. Çoğu yazar-çizer takımı gibi ben de bazen gülümseten bazen hüzünlendiren, bazen de hayallere daldıran konular hakkında yazmayı tabi ki isterim. Ama her insanın yaradılıştan kaynaklanan karakteristik özellikleri çeşit çeşittir. Söz verdiğimiz gibi Kur’an’da mü’minlerin özelliklerini bir sureyle (Mü’minun) sınırlı kalsa da, ilerde yine değinmek üzere açıklamaya çalıştık. Pazartesi günkü yazımız da, yaşanan bazı şeylere tepki olarak kaleme alınmıştı. Ve bugün, bu mübarek Cuma gününde yine “Kur’an nasıl bir Müslüman olmamızı istiyor?” sorusuna cevaplar arayıp onları yazmayı planlamıştık. Ancak gündem, sizin kendi planlarınızı yapmanıza asla izin vermiyor.

                İki gün önce, Amerika’nın Kuzey Carolina eyaletinde yeni evli Müslüman bir çift ile damadın kız kardeşi, ateist olduğu söylenen komşuları tarafından vahşice öldürüldü. Eğer sanal alemdeki tepkiler olmasa, bütün dünya olaya kör ve sağır kaldı diyebilecektik. Başta Amerikan medyası olmak üzere batı ve batıya endeksli ülkemiz medyası, sanki böyle bir olay olmamış gibi davrandı ve görmezden geldi. Amerikalı Müslümanların sosyal medya üzerindeki takdire şayan paylaşımları ve çalışmaları olmasaydı belki bizler de bu vahşetten bîhaber olacaktık. Tepkiler üzerine batı basınında yer buldu dedik. Ama yer buluş şekli bile dolaylı yoldan bir islamofobi içermekte, şöyle ki: Tarafgirliğiyle, İslam düşmanlığıyla, devlet aleyhine yapılan gösterilere saatlerce yer vermesiyle bilinen uluslararası bir haber kanalının olayı veriş şekline dikkat. “3 Müslüman genç ChapelHill, NC [North Karolina’da] öldürüldü. İnançları bu cinayette rol oynamış olabilir mi?”

                Evet, katil Müslümansa tüm Müslümanları suçlamakta hiçbir sakınca yoktur. Hemen Müslümanların özeleştiri yapmaları, teröre destek vermemeleri, dinlerinde reform yapmaları konuları gündeme getirilir ve dayatılır. Ama katil ya da katiller Müslüman değil de başka bir inanca mensupsa ya da inançsız birisiyse öldürülen de Müslümansa yine inanç sorgulanır. Bu sefer öldürülenler Müslümanlar olduğundan, yine onlar suçlanır; acaba bu cinayet inançlarından mı kaynaklanıyor diye pişkince sorulur. Kendisini Müslüman addeden bir kısım medyada da, aynı “İsrail Filistinli militanları vurdu” haberinde olduğu gibi “ABD’de 3 kişi evinde vurularak öldürüldü”şeklinde verilen haber, gelen tepkiler üzerine tam yedi saat sonra “Batı basını 3 Müslümanın öldürülmesine sessiz”şeklinde değiştirilerek verildi.

                Bu son olay gösterdi ki Müslümanın Müslümandan başka dostu yok. Gerçi bunu dâhil olduğumuz ırk için de söyleyenler var ama işin aslı inançta. Zaten Allah Azze ve Celle, hayatımıza yön vermek üzere Peygamberimiz (Salat ve Selam O’nun üzerine olsun) aracılığıyla bize ulaştırmış olduğu Kur’an’da bu gerçeği bizlere defalarca hatırlatıyor ve uyanık olmamızı emrediyor: “Ey iman edenler, yahudilerlehıristiyanları dost edinmeyin! Onlar, birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden her kim onlara yardaklık ederse, muhakkak o da onlardandır. Allah ise zulmedenleri doğru yola çıkarmaz.” (Maide/51).“Müminler, müminleri bırakarak kafirleri dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa artık Allah ile arasında hiçbir ilişki kalmaz. Yalnız, kafirlerin size yönelik tehlikelerinden korunabilirsiniz. Allah sizi kendinden korkmaya çağırıyor. Dönüş Allah’adır.” (Âl-i İmran/28)

                Bu son olay üzerinden konuşmaya devam edersek; katil Müslüman olmadığı için şahsi ve psikolojik bir olay olarak lanse edildi. Nasıl ki bir Müslüman suç işlediğinde tüm Müslümanlardan özeleştiri yapmaları isteniyor, acaba bu vahşetten sonra ateistlerden de inançsızlıkları hakkında bir özeleştiri istenecek mi? Özeleştiri yapmayan ateistler bu vahşeti savunmakla suçlanacak mı? Ya da bütün ateistler katil ve sorumlu mu ilan edilecek?

                Bugün içimde kopan fırtınanın yansımalarını yazdım. Belki biraz dağınık, biraz ağır kaçan tarafları oldu. Belki bu yazımı sadece birkaç kişi okuyacak. Ama olsun, ben bir şekilde doğru bildiklerimi aktarmak zorundayım. Irkçılığın her türlüsünün karşısında olduğumuz gibi dinî taassubun da karşısında olmalıyız. Yukarıda naklettiğimiz ayet meallerinde kafirleri dost edinmememizi emreden Allah Azze ve Celle, onlarla ilişkilerimizin de hangi çerçevede olması gerektiğini bizlere bildiriyor ve düşmanlığın-dostluğun sınırlarını belirlememizde bizlere rehberlik ediyor: “Allah, sizinle din, şeriat uğrunda savaşmayanlara, size düşmanca davranmayanlara, sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onların ekonomik haklarına riayet ederek âdil davranmanızı yasaklamaz. Allah ekonomik haklara riayet ederek adâleti yerine getirerek düzen sağlayanları sever. Allah, yalnız sizinle din, şeriat uğrunda savaşanları, size düşmanca davrananları, sizi yurtlarınızdan edenleri, yurdunuzdan çıkarılıp sürülmeniz için ötekilere yardım edenleri dost-müttefik edinmenizi yasaklar. Onlarla dost olanlar, Allah’ın azabından kurtulamazlar. İşte onlar, zâlimlerin, âsilerin, günahkârların ta kendileridir.” (Mümtehine/8-9)

                Cumamızın, Müslümanlar için hayırlara vesile olması duası ve selam ile…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ