Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,75 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,36 / Satış: 6,39

KİTAPLAR YÜZÜMÜZÜ HAKİKATE DÖNDÜRÜR -2-

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 04.01.2011
  • 348 kez okundu

 

KİTAPLAR YÜZÜMÜZÜ HAKİKATE DÖNDÜRÜR -2-

 Hayal etme ufku genişler. Düşünce dünyası değişir. Başkasını daha rahat anlar. Kıyas yapar. Empati yapar” diye cevap veriyor. Bu da sözgelimi aile hayatında karşılaşabileceğimiz pek çok sorunu en başından fark edip önlemini almamızı sağlar. Ekran tutsağı olmak yerine iyi bir okur olduğumuzda televizyondaki albenili hayatlara sahip olma isteğimiz de azalır. Ruhumuz doyduğu için gözümüz de doyar. Hele yolun başındaysak çok gençsek daha kitaplarla kuracağımız dostluk ömrümüz boyunca en hakikatli ve bereketli birliktelik olur bizim için. Siyasi ve ideolojik kamplaşmalar yerine “insani” ve “İslami” olanı önemsemeye başlarız. Heyecanımızın ve tecrübesizliğimizin bizi götüreceği yollardan yine kitaplar döndürür bizi kendi gerçeğimize. Bu yüzden pek çok ihtida hikayesinde “kitaplar” başroldedir.

Hasılı kelam, kapağını açtığınızda “sıkıcı”, “uzun”, “anlaşılmaz” gibi görünen bir kitabın sayfalarından belki de o güne dek görmediğiniz kadar güzel bir dünyanın kapıları açılır size… En zorundan değil en kolayından başlayın işe. Alın bir kırk hadis kitabı, bakın neler değecek kalbinize.

Yıllar evvel Radikal gazetesinde yayınlanan kitap okuma alışkanlığı ile alakalı bir araştırmada ev hanımları en az kitap okuyan kesim olarak arşivlerde yerini almıştı. Neden peki? “Neden kitap okumuyorsunuz?” denince “vakit olmuyor” diye verilen o klasik bahaneye bile lüzum yokken hem de. Vakit var pekala. Ama sabah televizyonun tuşuyla başlıyor mesai, temizlik düzen, ardından yemek ve daha bir sürü rutin ev hizmetleri. Saatler, günler, aylar, yıllar bu rutin içinde geçip gidiyorken geriye posasından başka bir şey kalmıyor zamanın. Halbuki her kadın, her insan hayatı anlamak, dünyaya penceresini açmak zorunda. Eşiyle daha iyi bir iletişim, çocuğuyla dertleşmek için bile bu gerekiyor. Ama okumayan insan tefekkür de etmeyi bırakıyor, etmeyince fark etmiyor. Fark etmeyince; görmüyor, duymuyor, bilmiyor da.

Kadın çalışsa da çalışmasa da okumalı oysa. Hatta çalışmayan kadın belki daha çok okumalı. Okumanın, bilmenin, dünyaya başka başka tepelerden bakmanın dört duvar arasında bir martı gibi süzülmenin tadını yaşamalı. O yaşayacak ki çocukları da okuyacak elinde kitap olan annesini gördükçe. Anneler kızlarını işçi ev hanımları olarak yetiştiriyor ama alim ev hanımı yetişmiyor kolay kolay. Ev hanımı olmak silip süpürmek, taşırıp pişirmekten ibaret çünkü zihin sözlüklerimizde. Nerden aldık bu mirası bilmiyorum. Peygamber eşleri de sultan eşleri de hanelerinin alimleriydi oysa. Bizim de yeniden bu bilince sahip olmamız gerekiyor.

Okumanın tüm çeşitleri kitap okumaktan, kainat kitabını okumaya kadar insanın tefekkür yamaçlarına yaptığı iradi bir seferdir. Bu sefere iştiyak duymamak, o konuda ihtiyacını görememek az okumanın temel sebebidir. Bir mevzuyu dert edinen, o konuda fikir sancısı çekerek yetersizliğini gören aç bir beyin, bu açlığı dindirmek için “kıraat” sofralarına koşacaktır. Fikir sancısı çeken kendisini okumaya başlamış demektir. Bu okuma, “oku” emrini verenle “görme” kabiliyeti verene doğru katmanlar halinde genişleyecek bir okuma silsilesine dönüştürülebildiği oranda doğru yorumlanmış olur. Bu anlamda medeniyetimizi oluşturan kaynak eserlerimizin insanın kendisini okuma hassasiyeti içinde mütalaa edilmesi, okunması, okutulması fikir erozyonuna uğramama adına çok önemlidir.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ