1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. Mevlit ve Gerçek Sevgi

Mevlit ve Gerçek Sevgi

0
Paylaş

Misafirlik için gönderildiğimiz bir dünyada yaşıyoruz. İlahi Kudret böyle istemiş. Bu misafirlikte bizleri bazı vesilelerle teste tabi tutmuş. Ödevlerimiz belli, sonuçları belli. Bir dayatma da söz konusu değil. İrademizle serbest bırakılmışız. Şu dünyada herkes istediğini istediğince yaşıyor. İmtihan kurallarına uyuyor ya da uymuyor. Öyle değil mi? Mademki gerçekler böyledir, çalkantılarla dolu dünya hanında mutlu olmanın yolunu aramak da nefsani yaşamakta bize kalmış. Mahşer günündeki saadetimizin şifreleri de dünya huzurunun anahtarı da Peygamber Efendimiz’i örnek almakta gizlidir. Sevgililer Sevgilisinin dünyayı şereflendirdiği günü içinde barındırması nedeniyle bu sene Ağustos, Mevlit Kandili ‘ne ev sahipliği yapıyor. Bu süre boyunca dünyanın her yerinde o’nun dünyamızı şereflendirişi kutlanacak. Salavatlar getirilecek. Şiirler okunacak, ibadetler yapılacak ve anma etkinlikleri düzenlenecek.

Ancak, Sevgili Peygamberimizi (sav) sevmek, onu örnek almakla mümkün. Ona tabi olmakla hayat bulur her iki dünyamız. Onun kronolojik hayat seyri, siyer-i nebi’si değildir sadece bilmemiz gereken. Bilakis onun getirdiği nizamın ruhunu hayatlarımızda hâkim kılmakla sadakatimizi ispat edebiliriz. Zaten (sav) Efendimizi gerçek anlamda sevmek ve o’na tabi olmak, bizim için ilk lüzumlu olan değil midir? Cemiyet hayatımızda, özel yaşantımızda, sosyal yapımızda ve insani ilişkilerimizde hatta iş hayatımızda yegâne ölçümüz, bizzat kendileri olmak zorundadır. Fahri Kâinatı sevmek demek iliklerimize kadar onu hissetmekle mümkündür. Eksiğiz, yetersiziz, zayıfız, yakınlığımız kifayetsiz!

Elbette duygulanacağız. Şiirler yazıp okuyacağız. O’nun örnek hayatından ibret alarak duygu dalgalanmaları yaşayacağız. Tövbe ederek toparlanacağız. Terakkimizin zembereği için o’na giden yolda vesilelere tutunacağız. Ancak bu bir kuru iddiadan ibaret olmamalı. O’na ismi ile hitap edecek kadar edep seviyesini yitirmiş, bilgili ama ilimsizlerden olmayacağız pek tabii ki!Dinimizde tek kaynak Kur’an’dır diyerek, Peygambersiz (sav) ve Hadis-i Şerif’siz bir din icat etmek isteyen sünnetsizlerden de olmayacağız. Evet, iki cihan güneşimizi örnek bileceğiz. Kendilerini (sav) kuru bilgiden öteye taşıyarak gönül dünyamızın mimarı yapacağız. O’na tabi olmanın; edeple, hevesle, her defa ayrı bir heyecanıyla ilmi tahsilini yapacağız. Biraz içe yöneleceğiz. Aç kalmış ruhlarımızı ondan aldığımız manevi feyz ve nurlarla dolduracağız. Tıpkı bizden öncekilerin yaptıkları gibi. Sahabe efendilerimiz gibi. İmamı Maturudi, Eş’ari, Gazali, Birgivi gibi. İmamı Rabbani, İmamı Azam gibi. Şahı Nakşibendi, Abdulkadir Geylani, Muhammed Raşit Efendi gibi.  Kuran-ı Kerimin; “Andolsun ki, sizden Allah’a ve âhiret gününe kavuşacağını uman ve Allah’ı çok zikreden (mü’min)ler için Rasûlullâh’taüsve-i hasene(en mükemmel bir örnek) vardır.” (el-Ahzâb, 21) sırrına sahip olmaya çalışanlar gibi.

İmtihan dünyasında yaşıyorken, fani lezzetlere darılmadan o kapı bize açılır mı sanıyoruz? Nefisle mücadele etmeden, sahabenin yaşadığını yaşamadan, gönlümüzün kapılarını ilahi nurlara açmadan nasıl sevgi kıvamına geleceğiz? Dünya ve ahirette mutluluğunu nasıl elde edeceğiz?  Şayet bu ilmi öğreten bir mektep varsa o dersleri almamız gerekir. Zira bilmeden yaşamak olmaz. Allah Resulü (sav) sevmenin okulu neresi ise orada tahsil göreceğiz. O’nu öğretecek öğretmenler kimlerse önlerinde diz çökeceğiz. İnsan, ümmetve kul olmanın farkına varmak istiyorsak şayet! Gönlümüzü karartan illetli marazlar nelerse onların nasıl bertaraf edileceğini gönül doktorlarının verdiği reçetelerle tedavi edeceğiz. Tüm bunları öğrenebilmek için de Sevgili Efendimizin (sav) güzel ahlakından, numune şahsiyetlerinden pay kapmaya çalışmamız gerekmiyor mu?  İşte bunu başardığımızda sonrası nimetler kapısı… Kalbi Allah (cc) olmak isteyen çok zikir yapmalı. Ama gönül doktorlarının verdiği reçeteler hassasiyetiyle. “Ayaktayken, otururken, yanları üzerindeyken.”(Âl-i İmrân, 191) Allaha ne kadar yakınız? Rahmet elçisi ile ne kadar beraberiz. Bunları elde edebilmek için Resulünün (sav) yolundan ne kadar yürüyoruz? Mevlit Kandili vesilesiyle bir değerlendirme yapalım isterseniz…

Rafine bir içsellik, safi, arı, duru ve şeffaf bir gönülle Rasülullah’ın (sav) sevgisine ve O’nun yoluna talip olabilmeyi diliyorum. Çünkü başka seçenek yoktur Mü’min ve Müslüman için.

Mevlit ve Gerçek Sevgi
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Açıksöz Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.