Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,31 / Satış: 6,34

Toplumumuzdaki tenkid kültürü üzerine…

Mustafa Özipek
Mustafa Özipek
  • 02.10.2014
  • 383 kez okundu
Selam ile…
Toplumumuzdaki tenkid kültürü üzerine…
İlahiyat Fakültesinde az da olsa derslerimize giren M. Said Hatiboğlu Hocamız, “İslam ümmetinin son döneminde bir tenkid zihniyetinin olmadığını” belirtmişti bir makalesinde. Her ne kadar Hocamızın fikrine katılsak bile, toplumda bir tenkid kültürünün olduğunu ama yanlış şekilde olduğunu gördüğümüzü de söylemeliyiz. Şöyle ki; tenkid ve eleştiri yaparken hiçbir ölçümüz, hiçbir ahlaki değerimiz, sevgimiz, saygımız kalmıyor. Bunlar olmadığı zaman da yapılan iş tenkid ve eleştiri değil, hakaret ve sövme fiiliyatı olarak ortaya çıkıyor.
Yine Hocamız ekliyor; “Tenkid zihniyetinin yokluğu, gelişmeyi önlüyor.” Kesinlikle doğrudur. Tenkid edilmeyen, eleştirilmeyen, yanlışları olgun bir şekilde ifade edilmeyen birileri, bunlar olmayınca doğru yaptığı inancıyla yanlışlarına devam edebiliyor. Ya da bütün bunlar yapıldığı halde tenkide ve eleştiriye karşı mütekebbir bir tavırla karşı çıkılıyor ve bu sefer de tenkid edenler suçlanıyor.
Peki, nasıl olmalı? Müslümanlar neden bu derece tahammülsüz bir hale geldi? Acaba üslup hatası mı yapılıyor? Yoksa dünya hayatının, makam ve mevkilerimizin, mal ve mülkümüzün ağırlığını kaldıramıyor muyuz? Tabi bu saydıklarıma sahip olmadıkları halde burunlarından kıl aldırmayanlar da var. El âleme talkını verip, kendisi salkımı yutanlar, dinime dahleden ama dinden bihaber olanlar da var. Etrafındakilere edeb ve terbiye tavsiyeleri yapıp, kendileri kaytanın ucunu kaçıranlar, dün ak dediğine bugün kara diyenler, kendilerini kaybedip aynı Allah’a inandığı, aynı Peygamberi rehber edinip aynı yöne ibadete durduğu insanları küfürle itham edenler de yukarıya dâhil edilebilir ve liste uzadıkça uzar.
Buraya nerden geldik? Çünkü yakın zamanda bu tür edepsiz ve ölçüsüz tenkidlere bolca rastlamaktayız. Müslümanların birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde, topluma kanaat önderliği etmeleri beklenen, akl-ı selim sahibi olduklarını düşündüğümüz insanlar birbirini acımasızca eleştiriyorlar. Suriye ve Irak’ta meydana gelen mezhebi çatışmalardan yola çıkarak, ülkemizde ve İslam coğrafyasında bu taassuba dayalı üst seviye bir karalama kampanyası başlatılmış durumda. İnsanların birbirlerini ışid sempatizanı olmakla, Şia’yı desteklemekle, kavmi duygularla hareket etmekle vesaire birçok şeyle suçladığı ve tenkidin dozunun iyice kaçtığı bir fırtınanın ortasındayız.
Unutmamalıyız ki, kimse kimseye zorla fikrini kabul ettirmek durumunda değildir. Allah’ın vermiş olduğu aklı, iradesi yönünde kullanabilen ve seçimini yapmış olan birini kendi düşüncemizden değil diye, bizim gibi düşünmüyor diye dışlayıp tekfir edemeyiz. Bize düşen ancak uyarmaktır. Empati yaptığımız takdirde, bizim fikrimizin de başkaları tarafından yanlış görüldüğünü aklımızdan çıkarmamalıyız.
Allah’ı inkar, O’nun ayetlerini inkar, Peygamberini inkar gibi imanı ilgilendiren konular olmadığı sürece, ölçüyü kaçırmadan tenkid ve eleştiri yapabiliriz. Zaten iman noktasında bir kayma varsa “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.”(Kafirun-6). Yani; sizin sorumluluğunuz, hesabınız ve cezanız size aittir. Benim dinim, benim şeriatım, benim uyduğum ilahi düzen, benim medeniyetim, benim hesabım ve benim mükâfatım da bana aittir.
Hayırlı Cumalar…Selam ve dua ile…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ