Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 7,75 / Satış: 7,78
€ EURO → Alış: 9,08 / Satış: 9,11

ZİRVEDE DURMAK

Basri Bektaş
Basri Bektaş
  • 22.06.2016
  • 3.374 kez okundu

(Secde)

Zirveler insanoğlunun hep ilgisini çeker olmuştur.
Buna mukabilde zirvelerde tutunmak pek de zordur. Kışı çetin, yazı ise pek
hoştur. Her kim olursa olsun ve ne iş yapıyorsa yapsın, kişilerin gözü daima
zirvelerdedir. Bununla beraber zirveye talip olanlar ise çok gayret etmeli
değiller midir? Nimet külfet dengesi bakımından çok çalışmalı değiller midir?

Bir külli kaide vardır. “Ne kadar risk; o kadar
sorumluluk” ifadesi ilehalk dilinde “Ne kadar ekmek; o kadar köfte” ifadesi
maksadı daha iyi anlatmaktadır.

Bahse konu her ne kadar zirve demişsek de aslında
kulluk için ibadetlerin en yücesi namaz, ibadetlerde zirve namazla mümkündür ve
namazda zirve ise secdede mümkündür. Bu manada secdeye zirvelerin de zirvesi
demek pek de yanlış bir ifade olmasa gerektir.

Genel olarak bilindiği gibi namazın şartları vardır.
Bu şartlar ehli namaz nezdinde malum olanlardır. Bu şartlardan bazıları vardır
ki onlararükûn denir. Bu şartlar,namaza hazırlık mesabesindedir. Namazın
içinden olan şartlarına rukün denir. Yani o rükünler bir araya gelmek suretiyle
namaz denen cismi oluştururlar. Onlara rukün denmesi, her biri olmazsa namaz
olmaz demektir. Varlıkları, namazın varlığını zorunlu kılar. Namaz varsa onlar
var, onlardan biri yoksa namaz da yok demektir. Namazın rükünlerinden altı
tanesi elbette her biri kendi içinde önemlidir. Ne var ki bu rükünlerin de bir
rüknü olsaydı, o ancak secde olurdu.

Demek istediğimiz odur ki zirveye talip olanlar çoktur.
Ondan dolayıdır ki zirvelerde olanlar, aşağıdakilere göre daha az
emniyettedirler. Çünkü zirvelerde tutunmak pek müşkil iştir.

Bunu biraz açacak olursak,
kastettiğimiz şudur: İnsanın ezeli ve ebedi düşmanları vardır. Bunlar insanla
beraber yaşarlar. Her nereye gitse onunla giderler. İşte o iki azılı düşman şeytan
ve nefistir. Bu iki amansız düşman ibadetin en önemlisi namazımızla ve namaz
içinde de secdemizle çok uğraşmaktadır. Bundan dolayı Rabbimiz Şeytanı
(aleyhillane)’ye “Senisecde etmekten men eden şeynedir?diye sormaktadır.

Acele edenler, secdeye varmak için acele etsinler.
Yarışanlar secdede uzun kalmak için yarışsınlar. Ama asla şunun için
yarışmasınlar. Secdeden kaçınmak, secdeden çalmak, secdeden üşenmek, secdeye
varmamak için sandalyeye erkenden talip olmak gibi bir maraza asla düşmesinler.(Mecburiyetten
dolayı oturarak kılanlara Rabbim sıhhat versin. Bu sözümüz gerçek özür
sahiplerine değildir.)

Elbette mecburiyet karşısında insan oturarak namaz
kılmalıdır. Bu onun en tabii hakkıdır. Demek istediğimiz birileri bunun için
acele etmesin. Birileri secdeden kaçmak için bahane göstermesin. Tam tersi
secde için can atsın, secde için aşkla şevkle hasret beklesin. Secdede huzur
bulsun. Secdede itminana ersin. Kalbi teskin bulup yanaklarında şebnem şebnem
çiçekler açsın. Secde ile içine doğru yolculuk yapsın. Bundan dolayı namazda da
sair zamanlarda da secde çok önemlidir.

Hem secde sadece namazda olmaz namaz dışında da
secde vardır. İnsan çok önemli bir nimet ve hayret karşısında da hemen secdeye
gider. İnsan şükür için secde eder. İnsan ilahi emir ve ihbar karşısında
secdeye gider. İnsan hata yapıp yanıldığında da secdeye gider. Kısacası secde Rabbe
müracaat kapısıdır. Arzuhalin Allah’a arz edildiği makamın adıdır.

Kutlu olsun miracı güzîn!

SECDEDEN KİM KAÇAR

Allah’ın emrine isyan edipdirenen Şeytanın, secde
ile sınavını Kuran-ı Hakimden birkez de bu Ramazan vesilesiyle ve bir önceki
yazımızı da göz önüne alarak okuyalım.

“Allah: Ey İblis! İki elimle yarattığıma
secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? Dedi.”

“İblis: Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten
yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.”
(Sa’d 75, 76)

“Allah: Çık oradan (cennetten)! Sen artık
kovulmuş birisin, ceza gününe kadar lânetim senin üzerindedir! buyurdu.”
  (Sa’d 77-78)

“Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil
verdik, sonra da meleklere, Âdem’e secde edin! diye emrettik. İblis’in
dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı.” (Araf 11)

“Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni
secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni
ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.”   (Araf 12)

“Allah: Öyle ise, «İn oradan!» Orada
büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık! çünkü sen aşağılıklardansın!
buyurdu.” (Araf 13)

Şimdi anladıkki secde şeytanın işi değildir. O
takdirde Ey Müslüman! senin secde ile alakan nedir? Namazda alnın ve burnun
yere gelmek suretiyle, tam yedi azanla secde halinden zevk alıyor musun? Yoksa
alnının secdeyi görmesiyle kaldırman bir mi oluyor? Biz sadece soru soruyoruz.
Senin cevabını da merak bile etmiyoruz. Bu suale sen cevap ver. Kendi iç
muhasebeni gör. Bulunduğun yeri kendin tayin et. Konum belirlemesini kendin
yap. Şeytana mı daha yakınsın yoksa mukarrabun meleklere mi?

Bunu Allah’ın Rasülünün lisanından bir kez daha duymak
ister misin?“Kulun Allah’a en yakın
olduğu an; secdede bulunduğu andır”
denilmiştir (Müsned, II, 421; Müslim,
“Śalât”, 215).

Müslüman kişi,namazla miraca erer. Secde ile de
mukarreblerden olur. Yani Hakka en yakın olduğu ana kavuşmuş demektir. Bu
konuda Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz Hocamız şöyle demektedir:

“Kul olmanın,
hür olmanın; nefsin kulluğundan kurtulmanın yolu Hakk’a secdeden geçmektedir.
Çünkü insan secdede Allah’a yakınlığı en yukarı seviyede hissetmekte ve derin
bir duygu yoğunluğu ile kurbiyet yaşamaktadır. Nitekim Allah Teâlâ “okumayı
emrettiği” ilk sûrede insanın önce kendisini okuyarak Rabbını tanımasını, ona
bilmediğini öğreten kerem sahibi Rabbıyla ilişki içinde bulunmasını
emretmektedir. Ancak insanoğlu Rabbının verdiği nimetlerle kendisini müstağnî
görmeye görsün, hemen azgınlığa düşer, yolunu şaşırır, Rabbını unutur,
kulluktan uzaklaşır. Dönüşünün Allah’a olduğunu düşünmez olur. Bununla da
yetinmez başkalarının kulluğundan da rahatsız olur ve onları ibâdet ve tâattan
uzaklaştırmaya kalkar. Oysa doğru yolda giden; takvâüzre yaşayıp kulluk bilinci
üzre olandır. Allah’ı ve âhireti yalanlayarak doğruluktan uzaklaşan ve Hakk’a sırt
çeviren değil. Ama ne yazık ki insanoğlu Allah’ın, yaptıklarını gördüğünü
düşünmeden böyle taşkınlık ve şaşkınlıklar yapar. Allah Teâlâ böylelerine
meydan okuyarak buyuruyor ki: “Eğer böyle taşkınlık üzre olan yalancı ve
günahkârlar vazgeçmezlerse alınlarındaki perçemlerinden yakalayıp cehenneme
atarız. O gitsin taraftarlarını çağırsın. Biz de zebânileri çağırırız.” (Alak
6) Böyle bir feci âkıbetle
karşılaşmadan varlık, benlik iddiâsından vazgeç,  tevâzuun, hiçliğin ve
kulluğun en yukarı seviyesi olan secdeye kapan ve böylece Allah’a yakın olmaya
bak!.”[1]

Alak süresinden mülhem yukarıdaki ifadeler secdenin
boyutunu ve gerekliliğini ne güzel ifade etmiştir. Bununla beraber kimlerin
secdeden rahatsızlık duydukları ise ayan beyan ortadadır.

İşte kıymetli kardeşim zirvelerde bulunmak zordur.
Ama bir kere de zirveye çıktın mı tadına diyecek bir şey yoktur. Hangi şey
senin zirveye çıkmana mani oluyorsa o şey Şeytan adına, koca nefis adına
çalışıyor demektir. Düşmanını ve konumu ona göre belirle ki
o güzelim secdeni hiç kimse heder etmesin.

Bu gün bizim payımıza düşen bu oldu. Yarın mı? Yarına,
Allah kerimdir.



[1] (Altınoluk Dergisinin
2004 – Aralik, Sayı: 226, Sayfa: 007) 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ