Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,44

Emelinize ulaştınız artık kına yakabilirsiniz beyler!..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 17.02.2016
  • 438 kez okundu

Geride
bıraktığımız hafta Londra’da seslendirilen Türkiye aleyhtarı en çirkin tabloyu
irdelemeden/yorumlamadan önce, bu tabloyu daha derinlemesine gözümüzde
canlandıracağına inandığım bazı olguları hatırlamak için tarihi biraz gerilere
doğru sarmak gerekiyor.

2007’li
yıllarda Ankara-Tandoğan, İstanbul-Taksim-Kadıköy, İzmir-Alsancak desem,
herhalde zihinlere üşüşecek ilk olgu Cumhuriyet Mitingleri olacaktır. O gün
bugündür iktidarda olan Ak Parti muhalifi tüm kesimlerin CHP öncülüğü ve
himayesinde gerçekleştirdikleri mitinglerin en yakın ilk hedefi Cumhurbaşkanını
bu iktidara seçtirmemekti. Muhalefetin muhalif olmanın gereği olarak inandığı
bu her türden eylemleri, legal siyasi yapılardan en marjinal örgütlere kadar
bir şemsiye altında topladığı kalabalıkların göze ilk batan ve zihinlere
kazınan itici güç argümanı “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”
sloganı idi.

Açılımında
her türlü ulusalcılığı kapsayan bir içeriğe sahip o slogandan bugüne
geldiğimizde, aynı düşünce platformunun temsilcilerinin, terör örgütü PKK/HDP’ye
asker yazılırcasına, “PYD’nin askerleriyiz” dercesine bir politik
evrilme yaşadığını gözlemliyoruz. 

Rusya,
İran, Hizbullah ve Suriye rejimi ile el ele veren PYD’nin Kuzey Suriye’de
–Türkiye’ye rağmen- gerçekleştirmek istediği devletleşme çabaları sürerken,
Türkiye kamuoyunun kaygı ile izlediği bu senaryoda milli/ulusal bir duruş
sergilemesi beklenen CHP, bu küresel kirli tezgâhı görmek istemediği gibi bir
de gözlerden kaçırmaya çalışıyor. 2007 Cumhuriyet mitinglerinin tüm aktörleri,
başta CHP, irili ufaklı siyasi partilerin neredeyse tamamı, eski merkez medya
mensuplarına ilaveten bu şemsiyenin altına sonradan dahil olan entellektüller,
akademisyenler ve Paralel Devlet Yapılanması/ FETÖ mensupları Suriye’de yaşanan
kirli tezgâhın gerçeğini/esasını gizlemek için, tüm olup bitenden Türkiye’yi
sorumlu tutuyorlar.

CHP
Milletvekilleri Gürsel Tekin ve Sezgin Tanrıkulu, geçen hafta
İngiltere’nin başkenti Londra’da faaliyet gösteren Türkiye Çalışmaları
Merkezi’nin düzenlediği bir toplantıya katıldı. İngiltere Parlamentosu’nda
düzenlenen “Türkiye: Barış sürecinin bitişi; DAEŞ saldırıları ve
yeni
anayasa”
başlıklı toplantıda, Tekin ve Tanrıkulu’nun açıklamaları,
akla ziyan bir ihanetin açık ve eksiksiz tam belgesi niteliğinde.

Ajansların
geçtiği haberlere göre, konuşmasında Suriye’deki savaş, mülteci krizinin çözümü
ve Türkiye’nin tutumunu değerlendiren Gürsel Tekin, bu sorunun çözümünün BM,
Avrupa, Batı ve insan hakları örgütlerinin bir araya gelmesiyle
çözülebileceğini söylerken, Türkiye’yi aciz bir durumdaymış gibi göstererek
Türk savaş uçaklarının her zaman sınırda devriye uçuşu icra etmesine
rağmen “Türkiye şu anda zor durumda. Kendi topraklarında koalisyon
ülkelerinin uçakları uçarken maalesef bizim uçaklarımız uçamaz durumda. Çok
etkimiz yok şu anda”
 diyor. 

TR-705
kodlu Gizli CIA-Rand Corp. ilişkisi halen tartışmalı CHP milletvekili Sezgin
Tanrıkulu ise, “Suriye sınırında YPG ve PYD den önce DAEŞ vardı hükümet
rahatsız değildi. DAEŞ bayrakları diğer tarafta sallanıyordu, AK Parti bundan
rahatsız değildi. Bunlar Suriye halkından daha çok dünyanın çeşitli
ülkelerinden gelmiş cihatçılardan oluşuyordu bundan rahatsız değildi. Ama kendi
topraklarında farklı halklardan, Türkmenlerden, Araplardan oluşmuş PYD’den
rahatsız. Hükümet neden Türkiye’ye yönelik bir eylemi olmamış, kendi halkını
temsil etmeye çalışan bu örgütten rahatsız. Bunu hükümetin açıklaması lazım”

diyerek hem Türkiye’ye iftira atıyor hem de terör örgünün avukatlığına soyunuyor.

Rusya,
İran, Hizbullah, Suriye rejimi ve PYD kirli ittifakını görmeyen bu zihniyetin, “manda
ve himaye”
dileklerini içeren bu kasıtlı açıklamalarından sonra,  “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”
anlayışından “PYD’nin askerleriyiz” anlayışına evrilmesinin hazin
tablosu ile karşı karşıyayız. Bu duruş, Türkiye’nin Suriye politikalarının
eleştirilmesinin çok çok ötesinde, uluslararası güç merkezlerine teslimiyetin
beyan ve garanti verme ifadesinden başka bir anlam taşımıyor. Ancak unutulmasın
ki, “emelinize ulaştınız, artık kına yakabilirsiniz beyler!..”
demek için vakit çok erken. “Manda ve himaye”ye kucak açanların
emelleri kursaklarında kalacaktır. Dönüp tarihe baksınlar; “Manda ve
himaye”
isteyenlerin akıbetlerinden ibret alsınlar.

İki
gün aradan sonra CHP  Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun
Sezgin Tanrıkulu’nun “PYD terör örgütü değildir”  tezine değinmeden yaptığı “Kim PKK’ya
destek veriyorsa, biz onu PKK’nın bir yan unsuru olarak görürüz. İster meşru
bir organ olur, ister gayri meşru bir organ olur. Meşru organların terör örgütleriyle
ilişki kurmalarını asla ve asla kabul etmeyiz”
açıklaması da bu
rezilliği örtmeye yetmeyecektir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ