Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,75 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,36 / Satış: 6,39

İslamofobi…

Mustafa Özipek
Mustafa Özipek
  • 09.01.2015
  • 1.006 kez okundu

Kelime anlamı “İslam korkusu” olan ve Müslümanlarla İslam dinine duyulan önyargı ve ayrımcılıktan kaynaklanan bir kavramın adını, bugünkü yazımızın başlığı olarak seçtim. Kar yağışı ve kış şartlarıyla ilgili bir yazı üzerinde çalışırken, Çarşamba günü Fransa’nın başkenti Paris’te yaşanan saldırı, tüm dünyanın gündemine oturdu. Bundan önce, İstanbul’daki hain saldırıda hayatını kaybeden polis memuru kardeşimize de Allah’tan rahmet diliyorum.

Özelde Avrupa’da genelde Dünyanın birçok ülkesinde son zamanlarda hızla artan bir İslam karşıtlığı ve korkusu, islam=terör algısı göze çarpıyor. Almanya’da birdenbire pegida isimli bir örgüt ortaya çıkıyor ve olmadık yerlerde olmadık gösterilerle toplumun belli kesimlerini tahrike ve suçlamaya yönelik eylemlere imza atıyor. Pegida ismini hala duymamış olanlarınız varsa, Patriotische Europäer Gegen die Islamisierung des Abendlandes (Batı dünyasının İslamlaşmasına karşı vatansever Avrupalılar)  diye anılan örgüt, bir sivil / yurttaş hareketi olarak değerlendiriliyor. İsa Tanrı’nın oğludur ya da baba oğul kutsal ruh anlatılarına karşı sorgulamaya başlayan, bunlarda bir yanlışlık olduğunu düşünerek başka inanç sistemlerini ve özellikle İslamı inceleyerek bu dini seçen Avrupalıların ve de gençlerin sayısı arttıkça, batı dünyasının İslamlaşması korkusu başta Almanya olmak üzere tüm batıyı sardı.

Almanya’da başlatılan bu İslam karşıtı kampanyayı bir kenara bırakalım ve Birleşmiş Milletler ’de yapılan Filistin oylamasında Fransa’nın takındığı tavrı hatırlayalım. Ve tüm bu olanların ardından; Avrupa’nın en önemli metropollerinden olan, güvenlik kameralarıyla donatılmış, daha birçok caydırıcı özellikleri bulunan Paris’in göbeğinde, sanki bir aksiyon filmi çekercesine gerçekleştirilen bir saldırı gerçekleştiriliyor. Saldırganlar ellerini kollarını sallayarak kaleşnikoflarla geliyor, dergiye giriyor, on kişiyi vurup çıkıyor, dışarıda bekleyen polislerle çatışmaya giriyor ve polisleri de öldürüp, hiçbir şey olmamış gibi tekbir getirerek, Peygamberin intikamını aldık diye bağırarak arabalarına binip gidiyorlar. Aksiyon filmi diyorum çünkü görüntülere bakınca, gayet profesyonel görünen, profesyonel giyimli ve donanımlı saldırganların gerçekleştirdiği eylem insanda ister istemez şüpheler uyandırıyor.

Çevremdeki insanlarda da şahit olduğum gibi Müslümanlar ikiye ayrılmış durumda: Baskını onaylayanlar ve onaylamayanlar. Ama hemen karar vermeden önce sorulması ve cevaplanması gereken sorular çıkıyor ortaya, şöyle ki:

Kimin hangi amaçla bu baskını yaptığını biliyor muyuz?

Peygamberimize hakaret eden yazı, karikatür, haber gibi dokümanları yayınlayan basın ve yayınevi kuruluşlarına baskın düzenlemek Müslümanlara ne kazandırır ne kaybettirir?

Peygamberimize hakaret içerikli yayınların yayınlanması “basın özgürlüğü” kapsamına girer mi?

Peygamberimize hakaret eden basın-yayın kuruluşları ve yazarların öldürülmesine kim cevaz verecek?

Baskından sonra Avrupa’da yaşayan Müslümanların hayatları nasıl etkilenecek?

Müslümanları zor duruma düşürmek ve “terörist” göstermek için İslam düşmanı istihbarat ajanları tarafından işlenmiş olamaz mı?

Avrupa’da ve Amerika’da zaten giderek artan “İslamofobi” faaliyetleri bu baskından sonra ivme kazanmış olmayacak mı?

Kimileri oh iyi oldu, cezalarını buldular derken kimileri de yukarıdaki soruları sorup cevap aramaya çalışıyorlar. İşin ilginç olan yanı da bu yazı kaleme alınırken saldırganlardan birinin teslim olması ve diğerlerinin de saldırıyı gerçekleştirdikleri araçta unuttukları kimliklerinden dolayı tespit edilmiş olmaları. Bu kadar profesyonel bir baskını kayıp vermeden ve yakalanmadan sonuçlandıran elemanlar birden bire pişman olup teslim oluyorlar. Ne kadar garip değil mi?

Üç sene öncesinde çizilmiş iğrenç bir karikatürün intikamının niye bugün alındığı sorusu da kafamızı kurcalayan huşulardan birini oluşturuyor. Ve saldırganların tekbir getirmeleri…Hatırlayalım, Danıştay Saldırısı gerçekleştiğinde, Çölaşan soyadlı bir kadın Danıştay üyesi,(ki, daha sonra Atatürkçü Düşünce Derneği isimli mâlum kuruluşun da genel başkanı oldu) bizzat şahidi olmadığı o saldırıda, saldırganınAllah’u Ekber’ diye ateş açtığını iddia etmiş fakat asıl saldırıya uğrayanlar öyle bir ses işitmediklerini mahkemede açıklamışlardı.

Şu anda bizim yapmamız gereken ortamın sakinleşmesi. Bilinmeyen bir konuda hemen görüş açıklamak ne işe yarar? Kim bilir hangi odak, ne gibi hedefleri güdüyor? Belki de Almanya’da başlayan Pegida gösterilerinin bir versiyonu da Paris’de daha başka şekilde sergilenmek isteniyor. Batı dünyası nasıl bir tepki verecek, onu beklemeden böyle değerlendirmelere girmenin aceleciliğini anlamak, izah etmek zor.

İslamofobi konusuna önümüzdeki yazımızda da devam etmek üzere hayırlı Cumalar duası ve selam ile…

 mustafaozipek@gmail.com

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ