Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 8,66 / Satış: 8,69
€ EURO → Alış: 10,31 / Satış: 10,35

KALABALIKLAR VE YALNIZLIK

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 12.02.2011
  • 596 kez okundu

KALABALIKLAR VE YALNIZLIK

 

                 Her gün caddelerde, otobüslerde, resmi dairelerde, marketlerde, okul kapılarında, parklarda bir çok insanla karşılaşırız. Çoğu zaman selam vermeden hatta göz göze bile gelmeden, geçer gideriz yanlarından. Onlar bizi tanımaz, biz de onları… Kim bilir nasıl bir hayatları vardır. Belki büyük bir acıları vardır, yüreklerini yakan. Belki de hala çaresizce altında ezildikleri ağır yükleri vardır. Belki de yoktur. Belki de hiç kimseleri, hiçbir şeyleri yoktur. Dertleri bile…

                  Modern toplum düzeninde ferdin durumunu anlatmak için sıkça kullanılan bir ifade kalıbıdır bu. Artık her geçen gün daha fazla insan, kalabalıklar içinde yapayalnız dolaşıyor, sonra tek başına yaşadığı evine gelip televizyonunun karşısına geçiyor ve yalnız başına yatağına giriyor.

Artık ne kapısını çalan var, ne de hatırını soran. Akrabalarıyla ilişkisi kopuk, konu komşuyla da sadece apartman meselelerini konuşmak için bir araya geliyor. Onun dışında evden işe, işten eve… Modern toplum düzeni ferdi, tabi çevreden kopardığı gibi fıtri ilişkilerden de kopardı. Büyük aile, aşiret, millet, cemaat, cemiyet gibi bir bağlantısı olmayan, en fazla çekirdek aile kurmuş, meslek örgütü, sendika ve benzeri bir ekonomik örgütlenmeden başka bir şeye mensup olmayan, kum tanesi gibi bireyler üretti.

               Modernleşme projesinin, fabrikalarda, ofislerde istedikleri özelliklere sahip işçi ve memurlar için aradıkları vasıflar bunlardı. Her türlü duygusal bağlılık gerektiren ilişkiden soyutlanmış, sadece ekonomik organizasyonun içindeki görevine kendini adayacak bir insan tipi.Akrabalarının cenazesi, düğünü derneği için konu komşusunun yardımına koşmak için sık sık işten izin almayacak; sadece şahsi kariyerini düşünecek zihniyette insanlar üretildi.

              Şirketi nerede görevlendirirse giden, bağlılık duyduğu bir mahalle, şehir hatta ülke olmayan, evsiz yurtsuz insanlar… Yine kendisinden ne istenirse sorgulamadan veya “bu benim inancıma ve inancımın gerektirdiği kurallara uygun değil” diye itiraz etmeden yerine getiren ilkesiz, duygusuz, hassasiyetsiz insanlar…

Hatta milliyetsiz, vatansız, inançsız-ideolojisiz, sadece mesleğinin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donanmış, başka hiçbir hassasiyeti ve mensubiyeti olmayan insanlar…

             Uluslararası şirketlerin istediği türde ideal birey tipi inşa etmek, pek de zor olmadı. Çünkü ekonomik düzen, kendi toprağını eken çiftçiyi, kendi tezgâhında, dükkânında iş yapan esnaf ve sanatkârı bitiren bir düzendi. Bir yandan teknolojinin gelişimi, bir yandan faiz düzeni, küçük sermayenin aleyhine işleyince herkes, çoluk çocuğunu büyük şirketlerde iş bulabilecek şekilde eğitmek ister olmuştu. Artık ekmeğini kazanmak isteyen herkes, yeni ekonomik düzende talep edilen becerilerden biriyle donanmalıydı.

             Öyle de oldu. Herkes çocuklarını kolayca iş bulabileceği bir eğitim modeline yönlendirdi. Manevi eğitim ertelendi, ihmal edildi. Aileden dini eğitim alanlar da inancını kalbine gömmeyi, dininin gereklerini yerine getirmeyi hep erteleyip fikir ve hassasiyetlerini vicdanında gizlemeyi öğrenmesi gerekiyordu.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ